Kandilli Rasathanesi, İstanbul Adalar açıklarında son 24 saatte büyüklükleri 0,7 ile 3,1 arasında değişen 117 deprem kaydedildiğini açıkladı. Uzmanlar depremleri değerlendirdi.
AI-generated summary
Marmara Denizi Adalar açıklarında son 24 saat içinde büyüklükleri 0,7 ile 3,2 arasında değişen çok sayıda mikrodeprem kaydedildi.
Marmara Denizi’nin Adalar açıklarında son 24 saat içerisinde büyüklükleri 1,1 ile 3,2 arasında değişen toplam 117 sarsıntı kaydedildi. Verilere göre, Marmara Denizi İstanbul Adalar açıklarında son 24 saatlik zaman diliminde yoğun bir deprem hareketliliği yaşandı.
KANDİLLİ SON VERİLERİ AÇIKLADI
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), İstanbul Adalar'ın güneyinde meydana gelen depremlere ilişkin son verileri sosyal medya hesabından paylaştı. Buna göre, bölgede şu ana kadar büyüklükleri 0,7 ile 3,1 arasında değişen toplam 117 deprem kaydedildi. Kandilli'nin açıklaması şöyle:
"18 Ağustos 2026 saat 06.00 ile 20 Ağustos 2026 saat 13.00 arasında İstanbul, Adalar güneyinde yaklaşık 20 km yarıçaplı bir alan içerisinde büyüklükleri 0.7 ile 3.1 arasında değişen toplam 117 deprem çözümlenmiştir.
19 ve 20 Ağustos’ta meydana gelen ve moment tensör çözümü yapılabilen depremler, normal bileşenli oblik doğrultu atımlı odak mekanizmasına sahiptir. Kaynak mekanizmalarının birbirleriyle oldukça uyumlu olması, olayların benzer bir faylanma geometrisi içerisinde geliştiğini göstermektedir.
Mevcut aktivite, zamansal ve mekânsal olarak kümelenmiş bir mikrodeprem dizisi niteliğindedir. Bu tür küçük deprem kümeleri aktif tektonik bölgelerde zaman zaman gözlenebilmektedir.
Bölgedeki sismik aktivite; depremlerin konum, derinlik, büyüklük ve kaynak mekanizması özellikleri açısından KRDAE Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTIM) tarafından 7/24 izlenmekte ve ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir."
EN BÜYÜĞÜ 3,2
19-20 Ağustos tarihlerini kapsayan kayıtlara göre bölgede toplam 32 deprem meydana geldi. Sarsıntıların en büyüğü 19 Ağustos günü saat 17.43’te Adalar’a 10,23 kilometre mesafede, 7 kilometre derinlikte ve 3,2 büyüklüğünde kaydedildi.
SARSINTILAR GECE DE DEVAM ETDİ
AFAD verilerine göre Adalar odaklı sarsıntılar 19 Ağustos akşam saatlerinden itibaren arttı. Aynı gün kaydedilen 11 deprem arasında saat 17.43’teki 3,2’lik sarsıntının yanı sıra saat 19.17’de 2,6, saat 20.58’de 2,5 ve saat 22.51’de 1,9 büyüklüğündeki depremler öne çıktı.
Deprem hareketliliği 20 Ağustos sabah saatlerine kadar art arda devam etti. Gece yarısından sabah 08.18’e kadar 21 ayrı sarsıntı daha kaydedildi.
Gece saatlerinde 00.41’de 2,6 büyüklüğünde, 02.49, 03.33 ve 03.45’te ise 2,5 büyüklüğünde depremler meydana geldi. Sabahın ilk saatlerinde 04.31’de 2,8 ve 05.40’ta 2,9 büyüklüğünde iki ayrı sarsıntı daha kaydedildi.
Gün içindeki son kayıtlara kadar büyüklükleri 1,1 ile 2,5 arasında değişen mikro depremler tespit edilmeye devam etti. Sarsıntıların odak derinliklerinin ise genel olarak 7 ila 17 kilometre arasında değiştiği bildirildi.
TÜYSÜZ: BEKLEYİP, GÖRECEĞİZ
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, art arda meydana gelen mikrodepremlere ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Adalar Fayı'nda meydana gelen mikrodepremlere dikkat çeken Tüysüz, bu sarsıntıların tek başına büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Tüysüz, "Bir depremin ya da depremlerin öncü olduğu, arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Adalar Fayı'nda olan mikrodepremler, bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımaz. Bekleyip göreceğiz" ifadelerini kullandı.
"SÖZ KONUSU DEĞİL"
Öte yandan AA'da yer alan habere göre Tüysüz, söz konusu depremlere ilişkin, "Fayın aktif olduğunun dışında herhangi bir belirti yok. Bu, fayın ölü değil diri olduğunun, deprem üretme potansiyelinin olduğunun göstergesidir. Herhangi bir büyük depremin işaretçisi olarak değerlendirilemez." ifadelerini kullandı.
Yaşanan depremlere "deprem fırtınası" denilmesi için biraz daha izlenmesi gerektiğini belirten Tüysüz, "Bunlar fayın enerji boşalttığı anlamına da gelmez çünkü depremler çok küçük. Yalnızca o fay üzerinde stres biriktiğini, fayın küçük küçük kırıldığını gösteriyor ama büyük bir deprem olur olmaz yönünde bir işaret vermiyor." dedi.
BEKTAŞ: PANİK YOK
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'ndeki Adalar Fayı çevresinde son günlerde artan mikrodeprem aktivitesine ilişkin sosyal medya hesabından art arda açıklamalarda bulundu.
"ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?"
Çınarcık Havzası'nın doğusundaki Adalar Fayı ve batısındaki Çınarcık Fayı boyunca son 1-2 günde 10-13 kilometre derinlikte mikrodeprem aktivitesinin dikkat çektiğini belirten Bektaş, "10-13 km derinlikteki mikrodepremler, Adalar Fayı'nın derin kesiminde creep (sürünme) olasılığını destekleyen önemli bir gözlem olabilir" dedi.
Bektaş, 2025'te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki Silivri depreminin ardından oluşan stres değişiminin de bu aktiviteyi tetiklemiş olabileceğini belirtti.
İstanbul'un tarihsel olarak 7'den büyük depremlerden ziyade yıkım yaşadığını ifade eden Bektaş, "Yıkımda, zemin büyütmesi dikkate alınmamıştır. 1935, 1963, 2025 aletsel dönem depremleri M6+’dır" değerlendirmesinde bulundu.
Bektaş ayrıca, "Ana Marmara Fayı'nın birçok yerinde creep yaptığı artık ispatlanmıştır" ifadelerini kullandı.
"ADALAR FAYI DERİNDE ENERJİ Mİ HARCIYOR?"
Adalar Fayı'nın 10-13 kilometre derinlikte mikrodeprem üretmeye devam ettiğini belirten Bektaş, "Halkın paniğe kapılmasına gerek yok" dedi.
Bektaş, "Bence bu aktivite, derinde creep yapan fayın deprem enerjisinin bir bölümünü küçük kırılmalarla harcıyor olabileceğini düşündürüyor" ifadelerini kullandı.
"Mikrodepremler her zaman büyük depremin habercisi değildir; bazen fayın enerjiyi nasıl boşalttığını gösterir" diyen Bektaş, "Derinde sürünen fay enerjiyi boşaltıyor olabilir" değerlendirmesinde bulundu.
"MİKRODEPREMLER NE ANLATIYOR?"
Adalar çevresindeki 10-13 kilometre derinlikteki mikrodeprem aktivitesinin Sındırgı'daki deprem kümelenmelerini hatırlattığını belirten Bektaş, Marmara'nın sıcak ve akışkanlı derin yapısının fay zonunda gözenek basıncını artırarak sürtünmeyi azaltabileceğini ve derin creep'i kolaylaştırabileceğini ifade etti.
Bektaş, "Creep sırasında küçük asperitelerin (fayın kilitli bölgeleri) kırılması, deprem enerjisinin bir bölümünün mikrodepremlerle harcanmasına yol açıyor olabilir" dedi.
"ADALAR DEPREM KÜMESİ 'GAZ PATLAMASI' İLE AÇIKLANAMAZ"
Adalar'da büyüyen deprem kümesinin yaklaşık 10 kilometre derinlikte, Adalar-Çınarcık fay sistemi üzerinde geliştiğini belirten Bektaş, aynı sistem üzerinde 1963'te 6,3 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini hatırlattı.
"Gaz/akışkan basıncı fay kaymasını tetikleyebilir; ancak depremi üreten gaz değil, faydaki kaymadır" diyen Bektaş, güncel kümenin "gaz birikimi patlaması" ile açıklanmak yerine Adalar Fayı'nın günümüzdeki aktif deformasyonu, kilitli ve sürünen (creep) kesimleri üzerinden araştırılması gerektiğini belirtti.
"M6+ DEPREM POTANSİYELİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ"
Bektaş, Armijo ve arkadaşlarının 2005, Carton ve arkadaşlarının ise 2007 tarihli çalışmalarında deniz tabanının doğrudan gözlemlenmesiyle Adalar Fay Zonu'nda 20-30 kilometre uzunluğunda genç bir fay kırığı belirlendiğini ve bunun 1963'te meydana gelen 6,3-6,4 büyüklüğündeki depremle ilişkilendirildiğini aktardı.
Bugün aynı fay zonunda yoğun mikrodeprem aktivitesi bulunduğunu belirten Bektaş, "Bu durum 'büyük deprem geliyor' demek değildir" dedi.
Ancak 1963'te kırılmış, bugün yeniden mikrodeprem üreten Adalar Fayı'nın 6 ve üzeri büyüklükte deprem potansiyelinin göz ardı edilemeyeceğini belirten Bektaş, "Asıl soru: Bu mikrodepremler gerilim birikimini mi, yoksa derin creep ile enerji boşalmasını mı gösteriyor?" ifadelerini kullandı.
KANDİLLİ'NİN SON KAYITLARINA DİKAT ÇEKTİ
Kandilli Rasathanesi'nin son kayıtlarına da değinen Bektaş, Adalar Fayı çevresinde yaklaşık 10 kilometre derinlikte yoğun mikrodeprem aktivitesinin dikkat çektiğini belirtti.
Bu durumun fayın derin kesimlerinde creep (yavaş sürünme) ve buna bağlı gerilme boşalması olasılığını düşündürdüğünü ifade eden Bektaş, Bohnhoff ve arkadaşlarının 2013 tarihli çalışmasında bölgede 2006-2010 yılları arasında aynı derinlikte 835 mikrodeprem aktivitesinin gözlemlendiğini aktardı.
Bektaş, "Bu tablo, Adalar Fayı'nın tamamen kilitli tek parça bir faydan ziyade, derinde sürünen ve zaman zaman M6+ depremler üretebilen heterojen bir sistem olduğunu düşündürüyor" değerlendirmesinde bulundu.
"KORKULACAK BİR ŞEY YOK"
İstanbul Arel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan da mikro depremlerin oluştuğunu, bunların da büyük depremi getirecek büyüklükte olmadığını söyledi.
Büyüklüğün 3'ün altında olmasının sevindirici olduğunu dile getiren Altan, "Eğer 4-5'lere gelseydi, biraz daha dikkat etmemiz gerekiyordu. Çünkü bu Kuzey Anadolu Fay Hattı, dikkat etmemiz gereken, önemsediğimiz, en büyük, en tehlikeli fay hattımız. Ondan dolayı buradaki bütün hareketlilikleri takip edip dikkate almamız gerekir.
Buradaki hareketlilik bizim için gayet önemli ama şimdiye kadar 3'ten küçük olduğu için korkulacak ya da büyük deprem oluşturacak bir durum yok." değerlendirmesinde bulundu.
Altan, meydana gelen depremlerin tektonik olduğu için "deprem fırtınası" olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, "Fayın enerji boşaltma diye bir durumu söz konusu değil. Bu depremler gayet normal depremler, korkulacak bir durum yok." diye konuştu.

arXiv'de yayımlanan bir çalışma, 2025'te tıp makalelerinin %77'sinde yapay zekâ kullanıldığını ortaya koydu. Uzmanlar, 'halüsinasyon' riski ve bilimsel özgünlüğün kaybı konusunda uyarılarda bulunarak, akademik süreçte şeffaflık çağrısı yapıyor.
Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Çaycı, tarihsel kaynaklar ve saha araştırmalarının Miryokefalon Savaşı'nın Konya'daki Bağırsak Boğazı'nda gerçekleştiğini kanıtladığını açıkladı. 15-17 Eylül'de savaşın 850. yılına özel bilimsel bir çalıştay düzenlenecek.

Polonya'nın Pien köyündeki sıra dışı mezarlıkta yapılan araştırmalar, vampir sandıkları Zosia adlı kadının kökenini ve mezarlıktaki diğer anormal gömüleri gün yüzüne çıkardı.
Japonya, Almanya ve İspanya'dan araştırmacılar, kedilerin idrarındaki koku sayesinde birbirlerini ayırt etmelerini sağlayan, bireye özgü bir yağ asidi keşfetti. Çalışma, vahşi kedigillerde de benzer farklılıklar olduğunu ancak iletişimdeki rolünün henüz kanıtlanmadığını gösteriyor.

Ankara'nın Bahçelievler-Emek bölgesinde bulunan ve bugüne kadar hiç kazılmamış MÖ 800-550 yıllarına ait BT10 Tümülüsü'nde bilimsel kazı çalışmaları başladı. Prof. Dr. Atakan Akçay başkanlığındaki ekip, bölgeyi bir arkeoparka dönüştürmeyi hedefliyor.

TÜBİTAK Bilim Olimpiyatları Programı kapsamında desteklenen Türk öğrenciler, bilgisayar, yapay zeka ve coğrafya dallarında düzenlenen dört farklı uluslararası organizasyonda toplam 15 madalya kazanarak Türkiye'yi başarıyla temsil etti.