
Polonya'daki Pien mezarlığında bulunan sıra dışı gömüler ve vampir sanılan Zosia'nın kökenine dair yeni araştırmalar.
Polonya'nın Pien köyündeki sıra dışı mezarlıkta yapılan araştırmalar, vampir sandıkları Zosia adlı kadının kökenini ve mezarlıktaki diğer anormal gömüleri gün yüzüne çıkardı.
AI-generated summary
Pien'deki mezarlıkta daha önce orak ve kilitlerle gömülmüş, 'vampir' olarak adlandırılan Zosia adlı genç kadın bulunmuştu.
Pien'deki mezarlıkta bulunan sıra dışı gömü Zosia ile sınırlı değil. Yaklaşık dört kuşak boyunca kullanıldığı düşünülen alanda şimdiye kadar 101 mezar çıkarıldı.
Bunların onlarcasında alışılmışın dışında uygulamalara rastlandı. Bir çocuk yüzüstü gömülürken, başka bir iskelet çarmıha gerilmiş gibi konumlandırılmıştı. Bazı kafataslarının çevresine ise ölünün hareket etmesini veya ısırmasını engellemek amacıyla yerleştirildiği düşünülen taşlar bulundu.
Başka mezarlarda da orak ve kilitlere rastlandı.
Mezarlığın köyden uzakta, bir yol ayrımının yakınında ve kilise ya da şapelden uzak bir noktada bulunması da araştırmacıların dikkatini çekti.
Bilim insanları alanın toplum tarafından dışlanan veya öldükten sonra bile tehlikeli olduğuna inanılan kişiler için kullanılmış olabileceğini düşünüyor.
Araştırmanın en önemli sorularından biri, genç kadının neden toplum tarafından bu kadar tehlikeli görüldüğü.
Bilim insanları bunun için Zosia'nın DNA'sını ve dişlerindeki oksijen ile stronsiyum gibi elementlerin kimyasal izlerini inceledi.
Sonuçlar, Zosia'nın çocukluğunu büyük olasılıkla mezarlığın bulunduğu bölgede veya yakınlarında geçirdiğine işaret etti. Ancak Orta Avrupa'nın başka bölgelerinde büyümüş olma ihtimali tamamen dışlanamadı.
Mitokondriyal DNA analizi ise anne tarafından bazı atalarının İskandinav topluluklarıyla bağlantılı olabileceğine dair olasılık ortaya koydu. Uzmanlar, bu DNA örneğinin Avrupa'nın birçok bölgesinde görüldüğünü ve Zosia'nın kökenini kesin olarak belirlemek için yeterli olmadığını vurguladı.
Araştırmacıların daha güçlü olduğu noktalardan biri Zosia'nın sosyal statüsü.
Genç kadının kafatasının yakınında bulunan ipek kumaş kalıntılarında saf altın ve gümüşten yapılmış metal ipliklere rastlandı. Kumaşın bir şapka veya başlığın süslemesinde kullanılmış olabileceği düşünülüyor.
Araştırmacılara göre bu değerli malzemeler, Zosia'nın varlıklı bir aileden gelmiş olabileceğine işaret ediyor.
Daha önce yapılan incelemelerde genç kadının göğüs kemiğinde damar kaynaklı bir tümör bulunabileceği öne sürülmüştü. Bunun göğsünde ağrı, şişlik veya fiziksel bir farklılığa yol açmış olabileceği düşünülüyordu.
Ancak son araştırmada Zosia'nın ölümüne neden olabilecek belirgin bir hastalık veya travma tespit edilemedi.

arXiv'de yayımlanan bir çalışma, 2025'te tıp makalelerinin %77'sinde yapay zekâ kullanıldığını ortaya koydu. Uzmanlar, 'halüsinasyon' riski ve bilimsel özgünlüğün kaybı konusunda uyarılarda bulunarak, akademik süreçte şeffaflık çağrısı yapıyor.
Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Çaycı, tarihsel kaynaklar ve saha araştırmalarının Miryokefalon Savaşı'nın Konya'daki Bağırsak Boğazı'nda gerçekleştiğini kanıtladığını açıkladı. 15-17 Eylül'de savaşın 850. yılına özel bilimsel bir çalıştay düzenlenecek.
Japonya, Almanya ve İspanya'dan araştırmacılar, kedilerin idrarındaki koku sayesinde birbirlerini ayırt etmelerini sağlayan, bireye özgü bir yağ asidi keşfetti. Çalışma, vahşi kedigillerde de benzer farklılıklar olduğunu ancak iletişimdeki rolünün henüz kanıtlanmadığını gösteriyor.

Ankara'nın Bahçelievler-Emek bölgesinde bulunan ve bugüne kadar hiç kazılmamış MÖ 800-550 yıllarına ait BT10 Tümülüsü'nde bilimsel kazı çalışmaları başladı. Prof. Dr. Atakan Akçay başkanlığındaki ekip, bölgeyi bir arkeoparka dönüştürmeyi hedefliyor.

TÜBİTAK Bilim Olimpiyatları Programı kapsamında desteklenen Türk öğrenciler, bilgisayar, yapay zeka ve coğrafya dallarında düzenlenen dört farklı uluslararası organizasyonda toplam 15 madalya kazanarak Türkiye'yi başarıyla temsil etti.
Marmara Denizi'nde Adalar açıklarında son 24 saatte büyüklükleri 3,2'ye varan 117'den fazla mikrodeprem kaydedildi. Uzmanlar sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olmadığını ve panik gerektirmediğini belirtti.