
AI-generated summary
Marmara Denizi'nde Tuğberk İmamoğlu ve ALSU gemileri arasında çarpışma oluştu. Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, telsiz kayıtlarının inceleneceğini ve kesin nedenin inceleme sonrası belirleneceğini söyledi. Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 11 dakikada hızlı batmanın gerçekleştiğini ve tüm mürettebatın Türk olduğunu belirtti.
Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, kazanın Marmara’daki trafik ayrım rotasının içinde meydana geldiğini belirtti. Çarpışma öncesinde gemi kaptanlarının telsiz üzerinden iletişim kurduğunu söyleyen Baylan, "Separasyon hattını kara yolları gibi düşünün. Bu kara yolunda giden bir gemi var, bir de bu hatta giren gemiler var. Bu gemilerin denizcilik kurallarında, biz buna denizde 'Çatışma Önleme Tüzüğü kuralları' diyoruz. Belli rotalarda girip birbirleriyle konuşmaları lazım. Telsiz kayıtlarında konuşma olmuş. Bu iki gemi birbiriyle konuşmuş. Bu durum iki kaptanın birbirini gördüğünü, o an birbirlerine aykırı hareket etmeden rotalarına gidebilmek için de konuştuklarını, bir rota ayarlaması yaptıklarını şu anda söyleyebilirim. Ama ses kayıtları dinlenecek. Ben diğer geminin kaptanının arama kurtarmaya verdiği beyan üzerinden bunu söylüyorum" dedi.
Baylan, kazanın kesin nedeninin yapılacak incelemelerin ardından belirleneceğini belirterek, "Bütün bu söylediklerimiz daha sonra beyanlarla, tutanaklarla ve diğer unsurlarla da denkleştirilecektir. Arama kurtarma çalışmaları, havadan ve denizden yoğun şekilde sürüyor. Umut ediyoruz tez zamanda güzel bir haber alırız. Çok acı bir olay" açıklamasını yaptı.
Gemi kazasında batan "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin sahibi Tahsin Doğruyol, kazaya ilişkin, açıklamada bulundu. Doğruyol, kazaya karışan ALSU gemisinin, olmaması gereken yolda bulunduğunu ve kaza öncesi bu geminin arandığını iddia etti.
"RAPORLARDA YAZIYOR"
Gemilerinin kendi sefer yollarında seyrettiğini bildiren Doğruyol, "Diğer gemi olmaması gereken yolda. Kaptanımız o gemiyi arıyor, sonra ikinci defa görüşme oluyor. Ondan sonra çarpışma oluyor, kimseye haber verilmiyor. 'Haber verildi' denilen, 'Tuğberk İmamoğlu' gemimizin cihazının saat 03.15'te Ankara'ya haber vermesi... Bu sistem, Ankara'ya bağlı, acil durumlar için gemi tehlikeye girdiğinde otomatik çalışan bir şey veya mürettebat tarafından çalıştırılan bir şey. O haber veriyor, öteki gemiden yine bir şey yok. Onlar saat 03.41'de haber veriyorlar. Raporlarda da zaten yazıyor." ifadesini kullandı.
Doğruyol, kaza noktasında boş bir halde bulunan can kurtarma araçlarına ilişkin ise "Filikaları bizimkiler indirmeye çalışmıştır ama içine binemedilerse bilemiyoruz ne olduğunu. İnşallah kurtulmuşlardır." dedi. (AA)
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Marmara Denizi'nde yaşanan gemi kazasına ilişkin, 11 dakika gibi bir sürede çok hızlı bir batmanın gerçekleştiğini belirterek, "Gerek denizden gerekse de havadan arama kurtarma çalışmalarımızı halihazırda takip ediyoruz." dedi.
Kayıp mürettebattaki 10 kişinin tamamının Türk olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, "11 dakikada hızlı batma gerçekleşti. " ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğlu, Marmara Denizi'nde motor yağı yüklü tanker ile çarpışan ve 10 gemi insanının bulunduğu rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisinin durumuna ilişkin basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Acil Durum Konum Gösterici Radyo Vericisi (EPIRB) cihazından acil durum sinyali aldıklarını belirtti.
Cihazın, acil durumda konum bildiren bir sistem olduğunu hatırlatan Uraloğlu, "Bunun üzerine VHF radyo üzerinden bizim ana arama kurtarma merkezimiz anons geçerek gemiye ulaşmaya çalıştı. Orada çarpışan iki gemiden biri olan ALSU gemisinin kaptanı dönüş yaparak 03.15'te bir gemiyle çakıştığının bilgisini verdi ve biz bu anlamda olayı teyit etmiş olduk." dedi.
Uraloğlu, dakikalar sonra Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik ve arama kurtarma botlarıyla römorkörlerin bölgeye yönlendirildiğini dile getirdi.
Bölgeye ulaşıldığında Tuğberk İmamoğlu gemisinin battığını düşündüklerini ifade eden Uraloğlu, "(Tuğberk İmamoğlu gemisi) Battığını aşağı yukarı da teyit ettiğimiz gemiydi. Diğeri de ALSU gemisiydi ikisi de ticari gemi. Oradaki herhangi bir gemiden sadece kalan emareler olduğunu arkadaşlarımız teyit etmiş oldu ve arama kurtarma çalışmalarına başlamış durumdayız." ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğlu, bu noktadaki derinliğin yaklaşık 900 metre olduğunu belirterek, batan gemide kaptanlar dahil 10 deniz insanı olduğunu ve bunların tamamının Türk olduğunu dile getirdi.
CNN Türk'te konuşan Deniz Hukukçusu Doç. Dr. Emete Gözügüzelli kazayla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Gözügüzelli'nin açıklamaları şöyle:
Bu kazanın açısı ve yönü aslında bize ilk nazarda bu kazanın nasıl gerçekleşebileceğini söylüyor gibi görünüyor. Çünkü deniz kazalarında en ölümcül senaryolardan biri, bir geminin diğerine dik veya dike yakın bir açıyla kafadan çarpması hadisesidir. Buna denizcilikte T-bone (T-kemiği şeklinde çarpışma) derler. Şimdi burada eğer vuran gemi statüsünde ise, ilk nazarda böyle bir durum varsa bu detaylar da belli olacak. Bizzat baktığımızda gemilerin baş kısımlarının dalgalara karşı özellikle dayanıklı olması ve bu engelleri aşma kapasitesinin yüksek olması, çelik omurgalarının bulunması, ekstra perdelemelerinin olması, geminin en üst düzeyde güçlendirilen bir statüde bulunduğunu gemi yapısı açısından meseleye baktığımızda söyleyebiliriz.
Biri tankerdir, biri kuru yük gemisidir. İkisi arasında gemi kapasitesi açısından da ciddi fark var. Dolayısıyla bu kazada eğer kafadan girdiyse, karşıdaki gemiye darbeyi en güçlü şekilde gerçekleştirdiyse, biz burada karşı taraftaki yük gemisinin yapısına baktığımızda, yük gemilerinin tek cidarlı olarak MARPOL Sözleşmesi tahtında yapıda olan gemiler olduğunu görüyoruz.
Bunların herhangi bir dış sacı delindiğinde su doğrudan devasa kargo ambarlarına doğru dolar. Bunun sonucunda ambarlarda geniş alan olduğu için içeriye binlerce ton su dolduğunda gemi dengesini kaybeder ve batma riski çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşebilir.
Ama kimyasal tanker taşıyan gemilerin yapısına baktığımızda bunlar çift cidarlı denilen statüdedirler. Modern dizayn edilmek zorundadırlar, MARPOL hükümlerine göre. Burada geminin dış sacı yırtılsa bile içeride ikinci bir çelik duvar daha olduğu için daha dayanıklı bir gemi statüsünde bulunmasından ötürü aynı sarsıntıda bu geminin alabora olması veya denizin dibine bir anda batması çok da mümkün değildir.
Birinci husus bu. İkinci hususa baktığımızda makineler açısından da bu gemilerin farklılık arz ettiğini, çünkü Tuğberk İmamoğlu'nun makine dairesi ya da en büyük yük ambarına eğer bu darbe gelmiş ise bu bölümlerin nasıl etkileneceğini değerlendirmek gerekiyor.
Su geçirmez kapılarla aslında kapatılmaya fırsat kalmadan içerisi suyla dolduysa makine bölümünün de yeniden bir batma olasılığı söz konusu olabilir. Çünkü büyük hacimli bir odayı düşünün. Tamamen su dolduğu zaman geminin kaldırma kuvvetini etkiler ve ani ve dikey bir batışa sebebiyet verebilir.
Böyle bir durumla karşı karşıya kalınmış olabilir. Bakın, 10-12 mürettebattan bahsediyoruz. Onlara telsiz ile dahi ulaşılamaması ve yardım çağrısını dahi atamayacak kadar büyük bir felaketle karşı karşıya kalmaları ihtimali, bu ani batışın bu şekillerde gerçekleşebileceğini bize göstermektedir maalesef.
Yani ilk nazarda baktığımızda bunlar tabii ki. Bunun dışında neden böyle bir kaza oldu diye baktığımızda, insani hatalar ya da vardiya rehaveti hep konuşulan bir durumdur. Yani vardiya uyuyakaldıysa, ya radar gözetleme sorumluluğunu COLREG prensiplerine göre uluslararası mevzuatlar çerçevesinde yerine getiremediyse ya da daha farklı bir durum söz konusuysa, bunların hepsi ihtimal dahilindedir.
Günümüzün özellikle modern gemilerinde yapay zeka destekli radarlar vardır ve ARPA cihazları bulunur bu kapsamda. Bu cihazlar, gemiyle diğer geminin çarpışma noktasında olması durumunda sesli alarm verir. Eğer böyle bir duruma girilirse alarm devreye girer. Fakat bazen personeller bu alarmları yanlış alarm diyerek kapatma yoluna giderler ve hiç üzerine düşmezler. Burada tam olarak neler oldu? Detayları tabii deliller incelendikten sonra bütün safhalarıyla konuşabileceğiz.
AI outlook — possibilities, not facts
Kazanin kesin nedeni, telsiz kayıtları ve inceleme sonuçlarıyla belirlenecek.
Very likely · Within weeks
Arama kurtarma çalışmaları devam edecek, ancak umut azalacak.
Likely · Within days
Almanya'da Leipzig-Halle Havalimanı'nda 4 Ağustos'ta Ukrayna'ya ait bir kargo uçağına yönelik patlayıcı yüklü insansız hava aracı girişimiyle ilgili soruşturmada iki şüphelin belirlendi. Rusya doğumlu ve Letonya pasaportlu şüphelin lojistik hazırlıklardan ve İHA eğitiminden sorumlu olduğu değerlendirilirken, Belarus vatandaşlı ve Rus pasaportlu şüphelin İtalya tarafından verilen turistik vizeyle Almanya'ya girdiği söylendi. Soruşturma kapsamında elde edilen DNA izleri İHA üzerindeki bir konserve kutusunda ve havalimanı yakınındaki bir ağaca yerleştirilen anten üzerinde bulundu. Alman hükümeti, girişimi Rus sorumluluğuyla ilişkilendirerek bazı tedbirler açıklamıştı.
Filistinli doktor Hüsam Ebu Safiyye, İsrailli tutukluluk sırasında gardiyanların onu çeşitli bölgelerden darbettiğini, gece saatlerinde gürültü yaparak ve hoparlörlerle uykusuz bırakarak psikolojik istismar yaptığını ve bağımsız tıbbi muayene talebinin reddedildiğini söyledi. İnsan Hakları İçin Doktorlar kuruluşu, Ebu Safiyye'nin bağımsız bir doktor tarafından muayene edilmesi için yasal işlem başlattığını ve 14 Filistinli doktorun Gazze'den alıkonulmasıyla ilgili serbest bırakma talebini duyurdu.

Silivri açıklarının 18 mil güneyinde Kocaeli-Aliağa seferindeki Türk bayraklı Alsu ile İskenderun-Karadeniz Ereğli seferindeki Tuğberk İmamoğlu çarpıştı. Tuğberk İmamoğlu'daki 10 mürettebatla irtibat kesildi, arama-kurtarma ve soruşturma sürüyor; deniz yüzeyinde kirlilik tespit edildi.
İran'ın Hürmüz Boğazı geçişlerini yöneten Fars Körfezi Boğaz Yönetimi (PGSA), internet sitesinde kara listesine 11 gemi daha eklediğini açıkladı. Bu eklemeyle kara listeye alınan gemi sayısı 56'ya ulaştı. Listede ADNOC Logistics, Navig8 ve Suudi Bahri şirketlerinin tankerleri ve Çin ile bağlantılı 2 gemi bulunuyor. İran, 24 Ağustos'ta 45 tankeri kara listeye almıştı ve ABD-İsrail saldırılarının ardından Boğaz'ı kısıtlamıştı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Stephane Dujarric'in sözcüsü, ABD ile İran arasında gece yeniden başlayan karşılıklı ateş açılmasından endişe duyduğunu ve sivil kayıplara dair haberlerden derin kaygı duyduğunu bildirdi. Genel Sekreter, sivillere yönelik tüm saldırıları kınarken, uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine saygı duymasını çağırdı. Bölgedeki ülkelerin hava sahası ve kritik denizcilik rotalarının etkilenmeye devam ettiğini hatırlatarak, askeri eylemlerin durdurulması ve gerilimi artıracak söylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguladı. Daha fazla tırmanışın siviller ve daha geniş bölge için yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini ve insani yardım operasyonlarının zaten aşırı yük altında ve yetersiz fonlandığı bir ortamda durumun daha da kötüleşme riski olduğunu belirtti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'da Devrim Muhafızları Ordusu hedeflerine saldırı başlattığını açıklamıştı. İran makamları ise ABD'nin saldırılarında en az 18 kişinin öldüğünü ve 76 kişinin yaralandığını bildirmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik saldırılarının 'çok başarılı' olduğunu söyleyerek, istedikleri zaman yeniden saldırı düzenlemeye hazır olduklarını belirtti. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın ABD'nin kontrolünde olduğunu ve boğazın adını 'Trump Boğazı' olarak değiştirme fikrini gündeme getirdiğini söyledi.