
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, bölgedeki ulaşım ve yapılaşma faaliyetlerinin doğal mirası tehdit ettiğini belirterek denetim çağrısında bulundu.
AI-generated summary
Nevşehir İdare Mahkemesi, 18 Ağustos 2026'da 1/50.000 ölçekli Kapadokya Alan Planı'nı iptal etmiştir. Bölgedeki yapılaşma ve ulaşım projeleri uzun süredir tartışma konusudur.
Kapadokya’da Göreme Açık Hava Müzesi yakınlarında 29 Ekim 2026 tarihinde peribacasının çökmesi sonucu üç kişi yaşamını yitirdi, beş kişi yaralandı.
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Coşkun, yaptığı yazılı açıklamada, Kapadokya’nın doğal ve kültürel mirasını tehdit eden uygulamaların ve insan yaşamını tehlikeye sokan risklerin bilimsel ve teknik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bölgedeki koruma ve denetim politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Göreme–Ortahisar karayolu başta olmak üzere bölgedeki ulaşım, yapılaşma ve ağır iş makinesi faaliyetlerinin doğal oluşumlar üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiğini vurgulayan Coşkun, doğal ve arkeolojik SİT alanlarında tahribata yol açan müdahalelerin durdurulmasını istedi.
COŞKUN, ÇÖKEN PERİBACASININ YANINDAKİ YOLA DİKKATİ ÇEKTİ
Göreme ile Ortahisar arasında inşa edilen kara yolunun birinci derece arkeolojik ve doğal SİT alanlarından geçtiğine dikkati çeken Coşkun, güzergâhın peri bacaları, tescilli kültür varlıkları ve yeraltı mirası açısından taşıdığı risklerin göz ardı edilemeyeceğini ifade etti.
Çöken peribacasının Göreme–Ortahisar karayolu güzergâhına yakınlığına dikkat çeken Coşkun, yolun yapımı sırasında gerçekleştirilen kazı ve hafriyat çalışmalarının, ağır iş makineleriyle yürütülen faaliyetlerin ve yolun kullanımının peri bacası ve çevresindeki jeolojik oluşumlar üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiğini belirtti.
Kapadokya’daki yapılaşma baskısının, ulaşım projelerinin, ağır iş makineleriyle yürütülen faaliyetlerin ve turizm odaklı müdahalelerin bölgenin doğal ve kültürel mirasını bir bütün olarak tehdit ettiğini belirten Coşkun, "Koruma politikalarının bilimsel veriler ve kamu yararı doğrultusunda oluşturulması gerekli" dedi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Şehir Plancıları Odası tarafından 1/50.000 ölçekli Kapadokya Alan Planı’na karşı açılan davada Nevşehir İdare Mahkemesi'nin 18 Ağustos 2026 tarihinde planın iptaline karar verdiğini hatırlatan Coşkun, mahkeme kararında plan paftaları ile raporları arasındaki uyumsuzlukların ve koruma-kullanma dengesi bakımından tespit edilen sorunların değerlendirildiğini belirtti.
Coşkun, Kapadokya’nın birbirinden kopuk proje kararlarıyla ve turizm odaklı müdahalelerle değil; jeolojik yapısını, arkeolojik mirasını, kültürel peyzajını, yerleşimlerini ve doğal yaşam çevresini birlikte ele alan bütüncül bir koruma anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
"ÖNGÖRÜLEBİLİR TEHLİKELERİN CAN KAYBINA DÖNÜŞMESİNİ ÖNLEMEK ZORUNLUDUR"
Coşkun, olaydan yaklaşık 15 gün önce çekildiği belirtilen bir fotoğrafta çöken peri bacasının üzerinde çatlakların görüldüğüne ilişkin haberlerin de araştırılması gerektiğini belirtti.
Coşkun, “Peri bacaları doğal aşınma ve ayrışma süreçlerine maruz kalan hassas jeolojik oluşumlardır. Doğal süreçleri bütünüyle engellemek mümkün olmayabilir. Ancak insan yaşamını tehdit edebilecek risklerin önceden belirlenmesi, izlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması kamusal bir sorumluluktur. Öngörülebilir tehlikelerin can kaybına dönüşmesini önlemek mümkündür ve zorunludur” değerlendirmesinde bulundu.
Jeoloji mühendisleri, jeofizik mühendisleri, mimarlar, koruma uzmanları ve ilgili bilim insanlarının katılımıyla bağımsız ve disiplinlerarası bir inceleme heyeti kurulmasını öneren Coşkun, bölgedeki peri bacaları ve diğer doğal oluşumların envanterinin çıkarılması, çatlak, ayrışma, kaya düşmesi ve yapısal stabilite risklerinin belirlenmesi ve risk düzeylerine göre düzenli izleme programlarının oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Kapadokya’nın yalnızca önemli bir turizm merkezi değil, insanlığın ortak doğal ve kültürel mirası olduğunu vurgulayan Coşkun, bölgenin jeolojik yapısının, doğal oluşumlarının, arkeolojik değerlerinin ve kültürel mirasının bir bütün olarak korunması gerektiğini ifade etti.
Coşkun, şunları kaydetti:
“Tahribata neden olan müdahaleler durdurulmadan, riskler bilimsel olarak belirlenmeden ve etkin bir denetim sistemi kurulmadan gerçek bir koruma sağlanamaz. Doğal ve kültürel mirası korumak ile insan yaşamını korumak birbirinden ayrı sorumluluklar değildir. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak Kapadokya'nın doğal ve kültürel mirasını korumaya yönelik hukuki ve kamusal mücadelemizi sürdürecek, yaşanan facianın nedenlerinin ortaya çıkarılması ve gerekli önlemlerin alınması için sürecin takipçisi olacağız.”
AI outlook — possibilities, not facts
Bağımsız bir inceleme heyeti kurulması için resmi girişimler başlatılacak.
Likely · Within weeks

The cold and rainy weather system originating from Russia is showing its effect in Türkiye. While a yellow and orange coded warning was issued for 16 provinces, including Istanbul, heavy rain negatively affected life and traffic in Istanbul.

The cold and rainy system originating from Russia is effective across Türkiye. While a yellow and orange coded warning was given for 16 provinces, including Istanbul, the sudden heavy rain in Istanbul turned the roads into lakes and caused disruptions in transportation.
Huge dark clouds that appeared in Istanbul following meteorological warnings turned day into night. After the extraordinary natural event that covered the historical peninsula and the Bosphorus, heavy rain was effective.

While the cold and rainy system originating from Russia and Siberia was effective throughout Türkiye, a yellow and orange coded warning was issued for 16 provinces, including Istanbul. AKOM and the Governorship warned against floods and floods.
According to the Adaptation Gap 2026 Report published by UNEP, while the climate adaptation financing need of developing countries reached 305 billion dollars annually, the public support provided was only 31.7 billion dollars in 2024.
UNEP published the Adaptation Gap 2026 Report and announced that the climate adaptation financing needs of developing countries are far behind and the aid is insufficient.