
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın oğullarından birine suikast girişiminde bulunduğunu öne sürerek aile üyelerine sağlanan devlet korumasını savundu.
AI-generated summary
Netanyahu, 27 Ekim seçimleri öncesinde anketlerde geride kalması nedeniyle güvenlik ve dış tehdit söylemlerini öne çıkarıyor. Ailesine sağlanan devlet koruması, yüksek maliyeti nedeniyle İsrail kamuoyunda uzun süredir tartışma konusudur.
MİLLİYET.COM.TR / Geçtiğimiz hafta Suriye'ye saldıran sonrasında Türkiye'yi hedef alan Netanyahu'nun son hamlesi oğluna suikast iddiası oldu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim’deki kritik seçimler öncesinde "dış tehdit" kartını oynamaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Suriye'ye saldıran sonrasında Türkiye'yi hedef alan Netanyahu'nun son hamlesi oğluna suikast iddiası oldu.
İsrail'de yapılan son anketler Netanyahu liderliğindeki koalisyonun rakip blokun gerisinde kaldığını ve Gadi Eisenkot’un partisinin bazı anketlerde en çok sandalyeye ulaşacağını gösterirken, Netanyahu sağ seçmene küçük partilere oy vermeme çağrısı yaparak oyları tabanında toplamaya çalışıyor.
Netanyahu, İsrail’in Kanal 14 televizyonunda yaptığı telefon bağlantısında rotasını yeniden İran’a çevirdi. Daha önce Türkiye’yi hedef alarak milliyetçi seçmeni konsolide etmeye çalışan Başbakan, şimdi de oğullarından birinin Florida'da İran tarafından hedef alındığını ve suikast girişimine maruz kaldığını öne sürdü.
‘İRAN OĞULLARIMDAN BİRİNİ ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTI’
Netanyahu, oğullarına sağlanan devlet korumasının “lüks” olmadığını savunurken sözlerini çarpıcı bir iddiayla sürdürerek “İran, oğullarımdan birini öldürmeye çalıştı. Bu nedenle aldıkları güvenlik koruması lüks değil” dedi.
Netanyahu, yeterli güvenlik önlemi alınmaması halinde suikastı planlayanların amaçlarına ulaşabileceğini savundu.
Ancak Netanyahu’nun açıklamasında büyük bir boşluk vardı. Hangi oğlunun hedef alındığını söylemedi. İddia edilen suikast planının ne zaman ve nerede yapıldığı, nasıl ortaya çıkarıldığı ya da saldırının ne kadar ilerlediği konusunda da herhangi bir ayrıntı paylaşmadı. İran’ın Birleşmiş Milletler misyonundan ise suçlamaya ilişkin hemen bir yanıt gelmedi.
‘ABD KAYNAKLARI: HEDEF YAİR’Dİ’
Netanyahu’nun açıklamasının ardından gözler iki oğlundan özellikle Yair Netanyahu’ya çevrildi. Ve ABD kaynaklı yeni iddia, tartışmayı çok daha çarpıcı bir noktaya taşıdı.
ABD merkezli Newsmax’ın konuya aşina bir ABD kolluk kuvvetleri kaynağına dayandırdığı habere göre, İran’ın hedefindeki isim Yair Netanyahu’ydu. 35 yaşındaki Yair’in Miami çevresinde yaşadığı dönemde İranlı unsurların bölgede bulunduğu, oğlunun evinin ve günlük hareketlerinin takip edildiği öne sürüldü.
İddiaya göre İsrail istihbaratı, Yair’e yönelik suikast planından Aralık 2025’te haberdar oldu. İranlı unsurların Miami’de bulunduğu ve Yair’in rutinine ilişkin bilgi toplamaya başladığı değerlendirildi.
‘DERHAL AYRIL’
En dikkat çekici iddia ise Yair’e verilen talimatla ilgili. ABD kaynaklı habere göre Yair’e derhal bölgeden ayrılması söylendi. Yair’in, yanında sürekli İsrailli güvenlik görevlileri bulunmasına rağmen eşyalarını bile toplamadan Florida’dan ayrılarak İsrail’e döndüğü öne sürüldü.
AYLARDIR GİZLİ TUTULDUĞU İDDİA EDİLDİ
İddianın bir diğer dikkat çeken tarafı ise aylardır kamuoyundan saklandığının öne sürülmesi. İsrail basınında yer alan haberlere göre güvenlik makamları, Netanyahu’nun oğullarından birine yönelik olduğu öne sürülen suikast girişiminden aylardır haberdardı. Ancak konu askeri sansür nedeniyle kamuoyuna açıklanamadı.
Netanyahu’nun iddiayı seçimlere yaklaşık iki ay kala canlı yayında açıklaması ise olayın siyasi boyutunu da gündeme taşıdı.
TARTIŞMANIN ORTASINDA EİSENKOT VAR
Netanyahu’nun İran suçlamasını gündeme getirdiği konuşmanın arka planında ise seçim güvenliği tartışması bulunuyor.
İsrail basını, Şin-Bet Direktörü David Zini’nin Netanyahu’nun seçimlerdeki rakiplerinden Gadi Eisenkot’a devlet koruması sağlanmasını reddettiğini ve seçim makamlarına Eisenkot’a yönelik bir suikast planı bulunmadığını bildirdiğini yazmıştı.
Netanyahu ise Zini’den başbakanlık için yarışan tüm adaylara uygun güvenlik sağlanmasını istediğini söyledi.
Ardından konu kendi ailesine geldi. Netanyahu, oğullarına yönelik İran tehdidini, aile üyelerine sağlanan devlet korumasının gerekliliğini savunmak için kullandı.
‘5 YIL DAHA KORUMA’
Netanyahu’nun sözleri, temmuz ayında ailesi için alınan tartışmalı güvenlik kararını da yeniden gündeme taşıdı.
Adalet Bakanı Yariv Levin başkanlığındaki Şin-Bet'ten Sorumlu Bakanlar Komitesi, Sara Netanyahu ile oğulları Yair ve Avner’in devlet korumasının uzatılmasını onaylamıştı.
Düzenlemeye göre Sara Netanyahu, Binyamin Netanyahu hayatta olduğu sürece Şin-Bet tarafından korunacak.
Yair ve Avner Netanyahu’nun koruması ise babaları iktidarı kaybetse bile beş yıl daha devam edecek.
Kararın 27 Ekim seçimlerinden önce alınması İsrail’de tartışma yaratmıştı. İsrail basınında Netanyahu’nun seçimleri kaybetmesi halinde ailesine sağlanan korumanın sona ermesinden endişe ettiği ve bu nedenle düzenlemenin seçimden önce kesinleşmesi için girişimde bulunduğu öne sürüldü.
Başbakanlık Ofisi ise Netanyahu ailesinin güvenlik kurumları üzerinde baskı kurduğu yönündeki iddiaları reddetti.
‘31.5 MİLYON ŞEKELLİK KORUMA TARTIŞMASI’
Netanyahu ailesinin devlet tarafından korunması yeni bir tartışma değil. İsrail basınında yer alan verilere göre Sara, Yair ve Avner Netanyahu’nun korunması için 2018-2023 döneminde kamu kaynaklarından toplam 31.5 milyon şekel harcandı.
Özellikle Yair’in uzun süre İsrail dışında, Miami’de yaşamasına rağmen İsrailli güvenlik görevlileri tarafından korunması ülkede tepki çekti.
Netanyahu’nun 2021’de başbakanlık görevini kaybetmesinin ardından eşi ve çocuklarına sağlanan devlet koruması altı ay sonra kaldırılmıştı.

ABD, İran'a yönelik 'ekonomik karartma operasyonu' kapsamında yeni yaptırımlar açıkladı. Hazine Bakanı Bessent, beş ana sektörü ve 60 kuruluş/kişiyi hedef alacaklarını belirtirken, Rubio askeri operasyon planlanmadığını ancak baskının süreceğini vurguladı.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 63. Uluslararası Şam Ticaret Fuarı vesilesiyle bulunduğu Şam'da Suriyeli mevkidaşı ile görüştü. Görüşmede ikili ticaret hacmi hedefi, gümrük kapıları ve Suriye'nin yeniden imarı konuları ele alındı.
Associated Press'in ICE verilerine dayandırdığı habere göre, ABD'de temmuz ayında gözaltına alınan göçmen sayısı bir önceki aya göre yüzde 15 artarak 49 bin 571'e ulaştı. Bu rakam, Trump dönemindeki en yüksek aylık gözaltı sayısı olarak kaydedildi.
Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada İran'ın ekonomik ve askeri bir çöküş sürecinde olduğunu, protestoculara yönelik şiddetin insani bir krize dönüştüğünü ve bu durumun derhal durdurulması gerektiğini savundu.

İtalya, trafik güvenliğini artırmak amacıyla karşıdan karşıya geçerken cep telefonu kullanan yayalara en az 75 euro para cezası getiren yeni bir karayolları yönetmeliği taslağı hazırladı. Düzenlemenin Ekim ayı ortasına kadar onaylanması bekleniyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan ile 23 Temmuz'da imzalanan sivil nükleer işbirliği anlaşmasını inceleme için Kongre'ye gönderdi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi, Riyad'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi şartına bağlı tutuluyor.