İsrail Başbakanı Netanyahu'nun uluslararası yaptırımları aşmak için kripto para sistemlerini gündeme getirmesi, ekonomi yönetimi ve siyaset arasında derin bir krize yol açtı.
AI-generated summary
İsrail, Gazze'deki savaş ve Batı Şeria'daki yerleşim politikaları nedeniyle Avrupa ülkeleri ve uluslararası kurumlar tarafından ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Gazze’de üç yıldır devam eden işgal ve savaş, on binlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesi, işgal altındaki Batı Şeria’da genişletilen yasa dışı yerleşimler ve bölge ülkelerine yönelik askerî operasyonlar, İsrail’in uluslararası ilişkilerinde giderek ağırlaşan bir baskı oluşturuyor. Bugüne kadar askerî gücünü, teknolojik kapasitesini ve Amerikan desteğini dış politikasının temel dayanakları olarak kullanan Netanyahu, şimdi ülkesinin küresel bankacılık sisteminden dışlanabileceği ihtimalini açıkça tartışmaya başladı.
İsrail Başbakanı’nın geleneksel finans sistemine alternatif olarak blokzincir tabanlı kripto paraları gündeme getirmesi, yalnızca ekonomik bir tedbir arayışı olarak değerlendirilemez. Bu açıklama, İsrail’in uluslararası ekonomik ilişkilerinde karşılaşabileceği yaptırımların artık teorik bir tehdit olmaktan çıkarak hükümet düzeyinde hazırlık yapılması gereken stratejik bir risk olarak görüldüğünü gösteriyor. Netanyahu’nun karşı karşıya bulunduğu temel çelişki, askerî yöntemlerle sürdürdüğü politikaların doğurduğu uluslararası baskıyı, finansal teknolojiler aracılığıyla etkisiz hâle getirebileceğini düşünmesidir. Oysa ekonomik yaptırımların arkasındaki siyasi nedenler ortadan kaldırılmadan yalnızca ödeme yöntemini değiştirmek, uluslararası tecridin sonuçlarını ortadan kaldırmaya yetmeyecektir.
GAZZE VE BATI ŞERİA POLİTİKALARININ EKONOMİK BEDELİ
İsrail’in karşı karşıya bulunduğu uluslararası baskının merkezinde Gazze’de yürüttüğü işgal, savaş ve işgal altındaki Filistin topraklarında uyguladığı politikalar bulunuyor. Gazze’de hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 74 bin 500’ü aşması, Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin artması, Doğu Kudüs ve diğer işgal bölgelerinde yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesi, İsrail’e yönelik diplomatik ve ekonomik tepkileri güçlendirdi. Netanyahu’nun Filistin devletinin kurulmasına izin vermeyeceğini açıklaması ve yerleşim faaliyetlerini genişletme taahhüdünü sürdürmesi, Avrupa ülkeleriyle ilişkilerdeki anlaşmazlıkları daha da derinleştirdi. İngiltere’nin de aralarında bulunduğu en az 12 büyük ekonominin yerleşim faaliyetlerine karşı koordineli tedbirler üzerinde anlaşması, Avrupa Birliği’nin yerleşimlerle bağlantılı kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulaması, İspanya ve İrlanda’nın yerleşim ürünlerine kısıtlamalar getirmesi ve Hollanda’nın eylül ayında bu ürünlerin ithalatını, satın alınmasını ve satışını yasaklaması, ekonomik baskının somut örnekleri olarak öne çıkıyor. Güney Lübnan’da ateşkese rağmen devam eden İsrail saldırıları ve İran’a yönelik askerî operasyonlar da bölgesel gerilimi artıran başlıklar arasında yer alıyor. Bu gelişmelerin ortaya koyduğu gerçek, İsrail’in askerî operasyonlarının maliyetinin artık yalnızca savunma bütçesiyle ölçülemeyeceğidir. Uluslararası ticaret ilişkileri, yatırım ortamı, teknoloji ortaklıkları ve finansal güvenilirlik de bu politikaların sonuçlarından doğrudan etkilenme riski taşıyor.
KRİPTO PARA İLE YAPTIRIMLARI AŞMA HESABI: FİNANSAL SİSTEMDEN KOPUŞUN İLK İŞARETİ
Netanyahu’nun Kanal 10’a verdiği röportajda uluslararası bankacılık yaptırımlarını aşabilecek alternatif bir ekonomik sistem hazırlanması gerektiğini söylemesi, İsrail ekonomisinin geleceğine ilişkin önemli bir tartışmayı başlattı. Bitcoin, sabit değerli kripto paralar ve diğer dijital varlıklar, geleneksel bankaların doğrudan aracılığı olmadan sınır ötesi ödeme yapılmasına imkân tanıyabiliyor. Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle karşılaştığı yaptırımların ardından bazı uluslararası ödemelerinde kripto varlıklardan yararlandığına ilişkin bilgiler, bu yöntemin yaptırım altındaki ülkeler açısından neden gündeme geldiğini açıklıyor. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken temel gerçek, kripto paraların küresel bankacılık sisteminin yerine geçebilecek kapsamlı bir ekonomik altyapı sunmamasıdır.
İsrail’in uluslararası ticareti, savunma sanayii, yüksek teknoloji üretimi ve yabancı yatırım ilişkileri yalnızca para transferlerinden ibaret değildir. Bu alanlar, finansal güven, hukuki yükümlülükler, uluslararası sigorta sistemleri, teknoloji tedariki ve kurumsal bankacılık ilişkileri üzerine kuruludur. Ayrıca yaptırım kapsamındaki bir işlemin kripto para üzerinden gerçekleştirilmesi, söz konusu işlemi kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. İsrail’in asıl sorunu paranın hangi teknolojiyle transfer edileceği değil, uluslararası ekonomik aktörlerin İsrail ile ticaret yapmaya devam edip etmeyeceğidir. Netanyahu’nun önerisi bu nedenle finansal yaptırımların temel nedenlerini çözmekten çok, olası sonuçlarını sınırlamaya yönelik tartışmalı bir girişim niteliği taşıyor.
İSRAİL MERKEZ BANKASI İLE NETANYAHU ARASINDA EKONOMİK GÜVENLİK KRİZİ
Netanyahu’nun kripto para önerisine en güçlü kurumsal itirazlardan biri doğrudan İsrail Merkez Bankası’ndan geldi. Merkez Bankası, kripto varlıkların uluslararası yaptırımları aşmak için kullanılabilecek güvenilir bir yol olmadığını belirterek ülkenin temel ticaret ortaklarıyla ekonomik ilişkilerinin korunması gerektiğini vurguladı. Bankanın yaklaşımı, yaptırımlardan kaçınmaya yönelik alternatif ödeme sistemleri oluşturmak yerine yaptırımlara neden olabilecek siyasi gelişmelerin önlenmesini esas alıyor.
Netanyahu ise Merkez Bankası’nın tavsiyelerine teşekkür etmekle birlikte kendi doğru bildiği politikaları uygulayacağını açıklayarak ekonomik kurumlarla siyasi yönetim arasındaki görüş ayrılığını açıkça ortaya koydu. Üstelik aralarında eski üst düzey İsrailli yetkililerin de bulunduğu 100’den fazla uzman, kripto para planının İsrail ekonomisinde çok büyük ve geri döndürülemez zararlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Uzmanların, bu tür yöntemlerin daha çok suç örgütlerinin finansal işlemleriyle ilişkilendirildiğine dikkat çekmesi, önerinin İsrail’in uluslararası ekonomik itibarı açısından yaratabileceği sorunları da gündeme taşıdı. Buradaki mesele yalnızca Merkez Bankası ile hükümet arasında yaşanan teknik bir anlaşmazlık değildir. İsrail’in ekonomi yönetimi, ülkenin küresel finansal ilişkilerden uzaklaşmasının önlenmesini savunurken Netanyahu, böyle bir kopuş ihtimaline karşı alternatif bir sistem hazırlanmasını istiyor. Bu ayrışma, siyasi kararlarla ekonomik kurumların öncelikleri arasındaki mesafenin giderek büyüdüğünü gösteriyor.
AMERİKAN YARDIMLARI SONSUZA KADAR SÜRMEYECEK: NETANYAHU’NUN WASHİNGTON ENDİŞESİ
Netanyahu’nun açıklamalarındaki en dikkat çekici unsur, İsrail’in yalnızca Avrupa kaynaklı yaptırımlara değil, Amerikan askerî ve mali desteğinin azalabileceği bir döneme de hazırlanması gerektiğini kabul etmesidir. İsrail Başbakanı, ABD’nin değiştiğini ve Washington’ın sağladığı milyarlarca dolarlık askerî desteğin mevcut düzeyde sonsuza kadar devam etmeyeceğini belirtti. Trump’ın görev süresinin sona ermesinden sonraki dönemde İsrail açısından daha az elverişli bir Amerikan yönetimiyle karşılaşılabileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, İsrail’in güvenlik mimarisinin temelinde bulunan Amerikan desteğine ilişkin önemli bir kırılganlığı gündeme getiriyor. Gazze işgali ve savaşı, Amerikan kamuoyunda İsrail’e koşulsuz askerî yardım yapılmasını sorgulayan kesimlerin büyümesine neden olurken Demokrat Parti içerisindeki tartışmalar da Washington’ın gelecekteki politikalarının değişebileceğine işaret ediyor. İsrail’in savaşlarını finanse edebilmesi, gelişmiş silah sistemlerine erişimi ve savunma sanayiinin uluslararası tedarik zincirlerini sürdürebilmesi açısından Amerikan desteği kritik önem taşıyor. Netanyahu’nun kendi askerî finansman kapasitesini güçlendirme çağrısı, bu bağımlılığın artık stratejik bir risk olarak değerlendirildiğini ortaya koyuyor. Ancak Amerikan desteğindeki olası bir azalmayı yalnızca yeni finansman araçlarıyla telafi etmek mümkün değildir. Savunma sanayiinin üretim kapasitesi, teknoloji transferi, uluslararası iş birlikleri ve diplomatik ilişkiler, bu sürecin birbirinden ayrı düşünülemeyecek unsurlarıdır.
ULUSLARARASI MAHKEMELERDEN SEÇİM MEYDANLARINA UZANAN BASKI
Netanyahu’nun ekonomik yaptırım endişelerinin arkasında uluslararası hukuk alanında devam eden süreçler de bulunuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında hakkında tutuklama kararı çıkarılan Netanyahu, aynı zamanda Güney Afrika’nın İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasının yarattığı siyasi baskıyla karşı karşıya. Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine çıkabilecek olası bir karar, devletlerin silah ihracatı, ticaret ve finansal ilişkiler konusunda yeni kısıtlamaları değerlendirmesine yol açabilir. Bununla birlikte İsrail’in bankacılık sistemine yönelik kapsamlı uluslararası yaptırımların henüz uygulanmadığını da belirtmek gerekiyor. Dolayısıyla Netanyahu’nun kripto para önerisi, mevcut bir finansal ablukanın aşılmasından ziyade gelecekte ortaya çıkabilecek daha ağır yaptırımlara hazırlık niteliği taşıyor.
Bu tartışma, 27 Ekim seçimleri öncesinde Netanyahu’nun en önemli rakiplerinden Gadi Eisenkot tarafından da sert biçimde eleştirildi. Yashar Partisi lideri Eisenkot, Başbakan’ın önerisini ulusal güvenliğe yönelik tehdit olarak nitelendirerek İsrail ekonomisinin gelecek nesiller boyunca zarar görebileceğini savundu. Google gibi uluslararası teknoloji şirketlerinin İsrailli şirketleri satın alırken geleneksel bankacılık sistemini devre dışı bırakıp kripto parayla ödeme yapmasının gerçekçi olup olmadığını sorgulayan Eisenkot’un eleştirisi, meselenin teknoloji sektöründeki karşılığını açık biçimde ortaya koyuyor. İsrail’in küresel teknoloji ekonomisiyle bütünleşmiş yapısı dikkate alındığında, uluslararası finansal ilişkilerin zayıflaması yalnızca devlet bütçesini değil, ülkenin ekonomik büyüme modelini de tehdit edebilir.
ASKERÎ GÜÇ EKONOMİK İZOLASYONU ÖNLEYEBİLİR Mİ? İSRAİL’İN ÖNÜNDEKİ STRATEJİK SINAV
İsrail’in bugün karşı karşıya bulunduğu temel stratejik sorun, askerî kapasitesiyle uluslararası ekonomik ve diplomatik ilişkileri arasındaki dengenin giderek bozulmasıdır. Netanyahu yönetimi, Gazze’deki savaşın ve Batı Şeria’daki yerleşim politikalarının yarattığı uluslararası tepkilere rağmen mevcut güvenlik yaklaşımını sürdürürken, bu politikaların ekonomik sonuçlarına karşı yeni finansal mekanizmalar geliştirmeyi tartışıyor. Oysa küresel ekonominin işleyişi yalnızca para transferlerinden oluşmuyor. Bir ülkenin uluslararası finans sistemine erişimi, yatırımcıların güveni, ticaret ortaklarının hukuki yükümlülükleri ve teknoloji tedarik zincirleri, uzun vadeli ekonomik istikrarın temelini oluşturuyor. Kripto para gibi alternatif araçlar belirli işlemlerde kullanılabilse de diplomatik ilişkilerde yaşanan kopuşu, yaptırım risklerini veya uluslararası şirketlerin ticari kararlarını tek başına değiştiremez. Netanyahu’nun yaklaşımındaki en önemli stratejik açmaz da burada ortaya çıkıyor: İsrail’in uluslararası izolasyonunu azaltmak için dış politikanın sonuçlarını yeniden değerlendirmek yerine, bu sonuçların finansal etkilerini aşabilecek teknik yöntemler aranıyor. Ancak hiçbir dijital para sistemi, bir ülkenin kaybettiği diplomatik güveni yeniden üretemez; hiçbir blokzincir teknolojisi, uluslararası hukuki sorumlulukları ortadan kaldıramaz. İsrail açısından asıl belirleyici olan, ekonomik yaptırımlardan kaçınmanın yollarını aramak değil, bu yaptırımların gündeme gelmesine neden olan siyasi ve askerî tercihlerin geleceğidir. Netanyahu’nun kripto para çıkışı, bu bakımdan yalnızca seçim öncesinde ortaya atılmış ekonomik bir öneri değil, İsrail’in mevcut dış politika çizgisinin sürdürülebilirliğine ilişkin çok daha kapsamlı bir tartışmanın başlangıcı olarak değerlendirilmelidir.
AI outlook — possibilities, not facts
İsrail Merkez Bankası ile hükümet arasındaki görüş ayrılığı derinleşecek.
Likely · Within months
The 82nd Meeting of the Türkiye-EU Joint Parliamentary Commission was held in Ankara. Co-Chairman İsmail Emrah Karayel drew attention to the importance of Türkiye's participation in EU security projects, anti-terrorism cooperation and the humanitarian situation in Gaza.
Iranian President Pezeshkian met with officials from Saudi Arabia, Pakistan and Türkiye in Tehran and gave messages of cooperation aimed at unity, security and development among Islamic countries.

Delegations from Türkiye, Saudi Arabia, Pakistan and Iran came together at the quadripartite meeting held in Iran. Regional security, Israel's activities and the situation in Palestine and Lebanon were discussed at the meeting, which was also attended by MİT President İbrahim Kalın.

A meeting on regional security is being held in Tehran, hosted by Iran, with the participation of delegations from Türkiye, Saudi Arabia and Pakistan. At the meeting, Israel's activities in the region and the situation in Palestine and Lebanon are expected to be evaluated.

The election results in Brazil and Serbia negatively affected Israel's diplomatic and military strategies. While plans to move the embassy to Jerusalem in Brazil fell through, the change of power in Serbia made critical military cooperation uncertain.
The Egyptian Parliament approved by a two-thirds majority the authority to authorize President Sisi to take the necessary steps to provide defense support to Saudi Arabia. The decision was taken after the attacks of the Houthis in Yemen against Saudi Arabia.