
Yeni kamuoyu yoklaması, seçmenlerin Donald Trump ve ailesinin kripto para girişimleri üzerinden sağladığı kazançları uygunsuz bulduğunu ortaya koyuyor.
Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların çoğunluğu, Başkan Donald Trump'ın ticari çıkarlarının siyasi kararlarını etkilediğini ve ailesinin kripto para girişimlerinden sağladığı kazançların uygunsuz olduğunu düşünüyor.
AI-generated summary
Trump, başkanlık döneminde kripto para sektörünü destekleyen politikalar izlemiş ve ailesinin kripto girişimlerinden gelir elde etmiştir. Beyaz Saray, bu yatırımların bağımsız yönetildiğini savunmaktadır.
Reuters haber ajansı ve Ipsos araştırma şirketi tarafından düzenlenen yeni kamuoyu yoklaması, Amerikalıların çoğunluğunun ABD Başkanı Donald Trump ve ailesinin yeniden iktidara geldikten sonra kripto paralardan uygunsuz şekilde kazanç sağladığına ve şahsi ticari ilişkilerinin siyasi kararlarını etkilediğine inandığını ortaya koydu.
Pazartesi günü tamamlanan ve dört gün süren anket çalışması, Washington'daki yolsuzluğu temizleme sözü veren bir lider için dikkat çekici bir sonuca işaret etti.
14 Ağustos ile 17 Ağustos tarihleri arasında internet üzerinden düzenlenen Reuters/Ipsos anketi, ABD genelünde 1.166 yetişkinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Araştırmanın hata payı tüm Amerikalılar için 3 yüzde puanı; Demokratlar, Cumhuriyetçiler ve bağımsızlar için ise 5 puan olarak hesaplandı.
Buna göre, Trump'ın kendi partisi olan Cumhuriyetçilerin yarısı, başkanın ticari çıkarlarını gözeterek kararlarını yönlendirdiğini düşünüyor.
New Yorklu bir gayrimenkul ailesinde dünyaya gelen ve siyasete atılmadan önce adını dünya çapında tanınan bir markaya dönüştüren Trump, kamuoyunda bizzat desteklediği World Liberty Financial ve kendi adına çıkarılan "meme coin" dahil ailesinin kripto para girişimlerinden geçen yıl 1,4 milyar dolardan fazla gelir elde etti.
İkinci başkanlık döneminin ikinci ayı olan Mart 2025'te sosyal medyadan kendi markasını taşıyan kripto paraya dikkat çeken Trump, bu varlığı "hepsinin en büyüğü" olarak nitelemişti.
Ankete katılanların yüzde 63'ü Trump ve ailesinin bu yolla kazanç elde etmesini uygunsuz bulduğunu belirtirken, yüzde 32'si bunun uygun olduğunu savundu; geri kalan katılımcılar ise soruya yanıt vermedi.
Cumhuriyetçi katılımcıların yaklaşık onda üçü söz konusu ticari adımları uygunsuz olarak değerlendirirken, onda yedisi uygun olduğunu kaydetti.
Gelecek iki yıl boyunca Kongre'nin kontrolünü kimin elinde tutacağını belirleyecek Kasım ara seçimleri öncesinde Demokratlar yönetimdeki yolsuzluk iddialarını düzenli olarak gündeme taşırken, Trump yönetimi de Demokratların yönettiği eyaletlerdeki yolsuzluk iddialarını soruşturma vaadinde bulunuyor.
Seçim kampanyası boyunca kripto sektöründen gelen fonları kabul eden Trump, ikinci döneminde kripto yanlısı politikalar izledi.
Göreve döndükten sonra ailesinin şirketlerinde günlük bir rolü olmadığını ve yatırımlarının bağımsız olarak yönetildiğini savunan Trump'a Beyaz Saray'dan da destek geldi.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly yaptığı açıklamada, Trump'ın yatırımlarının bağımsız finans kuruluşları tarafından yönetildiğini belirterek uygunsuzluk suçlamalarını reddetti.
Kelly, "Herhangi bir çıkar çatışması bulunmuyor. Sayın Başkan yalnızca Amerikan halkının menfaatleri doğrultusunda hareket etmektedir" dedi.
"DAHA ÖNCE BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ"
Başkanlık etiği uzmanları ise Beyaz Saray'daki mevcut siyaset ve ticaret birlikteliğini eşi benzeri görülmemiş bir durum olarak değerlendiriyor.
Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminin baş etik avukatı Richard Painter, Reuters'a verdiği demeçte, "Daha önce böylesini hiç görmedik; birinci Trump yönetiminde dahi ikinci Trump yönetimindeki kadar karmaşık ticari çıkarlar yoktu" ifadelerini kullandı.
Amerikalıların yüzde 69'u, bağımsız seçmenlerin üçte ikisi ve Demokratların onda dokuzu, Trump'ın şahsi ticari çıkarlarının başkanlık kararlarını etkilediği görüşünü paylaşıyor.
Halk, Trump dönemindeki yolsuzluğun son dönemdeki diğer başkanlara kıyasla daha kötü olup olmadığı konusunda bölünmüş durumda.
Demokratların büyük bölümü yolsuzluğun arttığını düşünürken, Cumhuriyetçiler neredeyse tam ortadan ikiye ayrılıyor.
Cumhuriyetçilerin yüzde 56'sı durumun en azından biraz daha iyiye gittiğini söylerken, geri kalanı yolsuzluğun aynı seviyede kaldığı veya kötüleştiği kanaatinde.
Wisconsin eyaletinin Cudahy kentinde yaşayan, 2024'te Trump'a oy veren ancak bu yıl başkandan soğuyan yarı emekli okul geçidi görevlisi Thomas Schmidt, "Bu endişe verici. Ticari faaliyetlerinden ziyade başkanlığına odaklanmalı" dedi.
En büyük endişelerinin Trump'ın enflasyonu kontrol altına alamaması ve başlamasına katkıda bulunduğu İran ile savaştan ABD'yi çekememesi olduğunu belirten Schmidt, Trump'ın ticaret ile siyaseti birbirine karıştırma konusunda diğer başkanlardan farklı olmadığını düşünerek "Bence her başkan benzer şeyler yaptı" değerlendirmesinde bulundu.
Trump, 2016'daki seçim zaferi öncesinde yürüttüğü kampanyada, Washington'daki yolsuzlukla mücadele etme ve kendi deyimiyle "bataklığı kurutma" sözü vermişti.
Kamuoyunun Trump'ın kişisel zenginleşmesine yönelik bakışı, görev süresinin son iki yılında Kongre'yi kimin kontrol edeceğini belirleyecek Kasım ara seçimlerinde partisini zorlayabilir.
Amerikalılar yolsuzluğun devletin her kademesinde yaygın olduğunu ifade ederken, Demokratların onda dördü, Cumhuriyetçilerin ise dörtte biri yolsuzluk konusunda aşırı derecede öfkeli olduğunu belirtiyor.
Katılımcılara hangi partinin daha yozlaşmış olduğu sorulduğunda, yüzde 41'i Demokrat Parti'yi, yüzde 49'u ise Cumhuriyetçi Parti'yi işaret etti.
Kıbrıs gazetesinin köşe yazısında, 19 Ağustos'ta Ercan Tavsiyeli Hava Sahası'nda Türk A400M askeri uçağı ve İngiliz yolcu uçağının kontrollü hareketi, Rum ve Yunan basınının siyasi kriz yaratma çabaları olarak yorumlandı.
KKTC Başbakanı Üstel, Rum yönetiminin Kıbrıs Türk halkının uluslararası temaslarını, ekonomik hayatını ve egemenlik haklarını hedef alan baskılarını kınadı. Üstel, izolasyon politikalarının ve tehditlerin Kıbrıs Türk halkını haklarından vazgeçiremeyeceğini vurguladı.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'deki hava üssü saldırısının Türkiye'ye haber verilmeden gerçekleştiğini belirtti. Barrack, İsrail'in bu hamlesini iç seçim dinamikleriyle ilişkilendirerek Ankara'nın itidalli tutumunu övdü.
Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD Savunma Bakanı Hegseth ile yaşadığı gerginlik nedeniyle Kara Kuvvetleri Sekreteri Dan Driscoll'un yıl sonuna kadar görevinden ayrılması bekleniyor. Driscoll'un askeri üs içindeki konutunu değiştirdiği belirtiliyor.

ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırıyı 'tehlikeli bir oyun' olarak niteledi. Ankara'nın bilgilendirilmediğini belirten Barrack, durumun askeri çatışma riski taşıdığına dikkat çekti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bölge ülkelerinden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldıklarını belirterek, gerçek güvenliğin bölgesel ve bağımsız bir düzenle sağlanabileceğini vurguladı.