
AI-generated summary
Sinema 1895’te Lumière kardeşler tarafından icat edilip 130 yıldan fazla bir süredir varlığını sürdürüyor. Türkiye ve Hollanda’da sinema seyirci sayısı son yıllarda düşüyor ancak arthouse filmler ve festivaller büyüyor.
Bir sinema salonunda oturup ışıklar karardığında, muhtemelen bu sanat dalının 130 yılı aşkın süredir var olduğu gerçeği üzerinde durup düşünmezsiniz. Oysa 1895’te, sinemanın babası sayılan Lumière kardeşler, bu icatlarının “geleceği olmayan bir buluş” olduğunu söylemişlerdi. O günden bu yana sinema, dünyanın en etkili kültürel güçlerinden birine dönüştü.
Çok şey değişti: sesin ve rengin gelişi, yeni hikâye anlatım biçimleri, dijital efektler... Ama şaşırtıcı sayıda şey de değişmeden kaldı: karanlık salon, beyaz perde ve koltuğuna gömülmüş seyirci. Sinema altın yıllarını 1970’lerin başında yaşadı. Önce televisyon, ardından bilgisayar teknolojisi, cep telefonu ve dijital platformlar sinemanın tüm dünyada ciddi biçimde gerilemesine yol açtı. Evlerimize iki yıl boyunca kapandığımız pandemi dönemi ise tabuta son çiviyi çaktı.
SAYILARDAKİ ACI GERÇEK
Rakamlar bu gerçeği acı biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de sinema seyircisi 2019’daki 57 milyondan 2025’te 27.6 milyona indi, yani altı yılda tam yarı yarıya eridi. Hollanda’da da düşüş var ancak çok daha ılımlı: 2019’da 38 milyondan 2025’te 28 milyona geriledi. Buradaki çarpıcı paradoks şu: Nüfusu Türkiye’nin beşte biri kadar olan Hollanda, sinema seyircisi bakımından Türkiye ile neredeyse omuz omuza. Üretim tarafında da tablo ilgi çekici. 2025 yılında Türkiye’de 159 yerli film vizyona girerken Hollanda’da bu rakam 84. Türkiye’de 2 bin 161 sinema salonu ve 253 bin 364 koltuk bulunuyor. Hollanda’da ise 1200’ü aşkın sinema salonu ve 79 arthouse sinema (sanatsal yönü ağır basan yapımlar) var. Ama asıl dikkat çekici rakam şu: 18 milyonluk Hollanda’da yılda 150’yi aşkın film festivali düzenleniyor. Bu yoğunluk, sinema kültürünün bu ülkede ne denli köklü olduğunu tek başına anlatıyor.
FESTİVALLER KURTARIYOR MU?
Devlet desteği alan dört büyük festival var: Nederlands Film Festival Utrecht, International Film Festival Rotterdam, IDFA Amsterdam ve Cinekid. Bunlara ek olarak LGBTQ+ sineması (Roze Filmdagen), insan hakları (Movies that Matter), sessiz film (NSFF), dans filmleri (Cinedans), doğa filmleri (Wildlife Film Festival Rotterdam), bilim filmleri (InScience), Kuzey Avrupa sineması (Noordelijk Film Festival), Doğu Avrupa sineması (Eastern Neighbours), kısa film (Holland Short Film Festival) ve daha pek çoğu… Ve 11. yılına giren Kırmızı Lale Film Festivali de bu zengin ekosistem içinde iki ülke arasında kültür köprüsü kuran festivaller arasında. Türkiye’den filmleri odak noktası olarak benimseyen festival, son yıllarda Kazak, Azeri ve Özbek yapımlarına da kapılarını açarak Doğu coğrafyasının Hollanda’daki penceresi haline geldi.
Hollanda’da tablo giderek farklılaşıyor, büyük bütçeli gişe filmlerinin yerini sanatsal ağırlıklı arthouse yapımlar alıyor. Seyirci sinemaya daha seçici gidiyor ama gittiğinde daha bilinçli bir tercih yapıyor. Arthouse sinemaların izleyici sayısı 2025’te yüzde 12 artarak 3.9 milyona ulaştı ve on yılın rekorunu kırdı.
Peki sinema ölüyor mu? Lumière kardeşlerin öngördüğünün aksine, hayır. Sinema kabuk değiştiriyor. Geçen yıl Cannes Film Festivali’nde ödülünü Leonardo DiCaprio’dan alan Robert De Niro’nun sözleri bu dönüşümü tam olarak özetliyor: “Sanatlar demokratiktir; sanat kapsayıcıdır ve insanları bir araya getirir. Sanat gerçeği arar, çeşitliliği kucaklar. Ve işte bu yüzden sanat bir tehdittir otokratlar ve faşistler için.” De Niro konuşmasını Fransız Devrimi’nin ölümsüz sloganıyla bitirmişti: “Liberté, Égalité, Fraternité.”
Yedinci sanat, 130 yıl önce de hayatta kalmayı başardı. Bugün de kalacak.

Riccardo Muti directed Verdi's Messa da Requiem at the Salzburg Festival and closed a page of his long-standing artistic career with this performance. The concert covered the themes of death, compassion and the intergenerational transfer of art; A generation patrol also took place with the first big break of the young composer Maharram Huseynov.

In the episode of MasterChef Türkiye 2026 dated September 5, 2026, Tolgahan joined the main cast as a result of the evaluations of the jury Mehmet Yalçınkaya, Somer Sivrioğlu and Danilo Zanna. In the episode, the red team won the immunity game and Hasan Alp of the blue team won the individual immunity.
From September 12 to September 26, 4 works, including Giuseppe Verdi's opera 'Attila', Lev Tolstoy's 'Anna Karenina' ballet adaptation, Carl Orff's 'Carmina Burana' stage cantata and Kazakhstan National Opera and Ballet Theatre's 'Spartacus' ballet, will be staged in 6 performances at Aspendos Ancient Theatre. The festival will open with the opera 'Attila' on September 12, and Antalya State Opera and Ballet Director Özgür Aslan stated that it will host Türkiye's best soloists and international artists this year.

Famous actor Serhat Kılıç was found dead in his home in Kağıthane, Istanbul. Kılıç, who had not been heard from for about 1-2 days, was found motionless on the sofa in the living room of his home by his friends. Initial examinations revealed bruises around his eyes, arms and legs, and death was considered suspicious.

At the Venice Film Festival, Martin McDonagh's film 'Wild Horse Nine' was rewarded with a 13-minute applause at its world premiere. John Malkovich and Sam Rockwell starred as CIA officers in the film, which was set before the 1973 Chilean coup. Malkovich expressed his passion in responding to retirement claims.

Cannes award-winning French director Tony Gatlif, known for his films about Roma culture and music, passed away at the age of 77 in Arles, France.