Global Energy Monitor analistleri, COP31'e hazırlanan Türkiye'nin yenilenebilir enerjide yakaladığı ivmeyi ve kömürden çıkış sürecini kaleme aldı.
Global Energy Monitor analistleri Christine Shearer ve Zhanaiym Kozybay, Türkiye'nin son 10 yılda rüzgar ve güneş enerjisinde kaydettiği büyük artışı ve yeni kömür projelerinin rafa kaldırılmasını değerlendirdi.
AI-generated summary
Türkiye son 10 yılda yenilenebilir enerjiye odaklanarak kömür projelerini azalttı ve COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Global Energy Monitor’da araştırma analisti Christine Shearer ve Global Energy Monitor’da kıdemli araştırmacı Zhanaiym Kozybay, COP31'e yaklaşırken Türkiye'nin yenilenebilir enerjide yakaladığı ivmeyi AA Analiz için kaleme aldı.
Türkiye’nin enerji sistemi son 10 yılda sessiz sedasız bir dönüşüm geçirdi. Rüzgar ve güneş enerjisi hızla yaygınlaşırken, yeni kömür santrali kurma planları neredeyse tamamen gündemden düştü.
2014 yılında Türkiye, proje aşamasındaki 54,5 gigavatlık (GW) kömür kapasitesiyle dünyada Çin ve Hindistan'ın hemen ardından üçüncü sırada yer alıyordu. Global Energy Monitor (GEM) verilerine göre, o günden bu yana bu projelerin tamamına yakını rafa kaldırıldı veya iptal edildi. Bugün geriye, Afşin-Elbistan santrali kapasite artışı ile Çanakkale'deki Cenal santraline eklenecek yeni ünite gibi sadece birkaç kömür projesi kaldı.
Aynı dönemde yenilenebilir enerji büyük bir ivme kazandı. Rüzgar ve güneş enerjisinin Türkiye'nin toplam kurulu gücündeki payı üçte bire ulaştı. Hükümet, bu iki kaynağın toplam kapasitesini 2035'e kadar üç katına çıkararak 120 GW seviyesine taşımayı hedefliyor.
BM’nin yıllık iklim zirvesi COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye, 2035’e kadar küresel enerji talebinin yüzde 35’inin elektrikle karşılanması çağrısında bulundu. Bu elektrifikasyon hedefinin, üretilecek elektriğin yenilenebilir kaynaklardan sağlanmasına yönelik aynı derecede kararlı bir adımla desteklenmesi büyük önem taşıyor. Böyle bir hamle, Türkiye’nin yeni kömür yatırımlarından tamamen çıkmasını sağlarken, temiz enerjinin ekonomik büyüme, enerji güvenliği ve iklim hedeflerini aynı anda nasıl ileriye taşıyabileceği konusunda da dünyaya örnek olacaktır.
Yenilenebilir enerji Türkiye’nin yakıt faturasını şimdiden hafifletiyor
Türkiye, yenilenebilir enerjideki büyümenin enerji güvenliğine sağladığı katkıları şimdiden görmeye başladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının tahminlerine göre rüzgar ve güneş enerjisindeki artış sayesinde Türkiye, 2015 ve 2025 yılları arasında 21,5 milyar dolarlık fosil yakıt ithalatından kurtuldu.
Bu tasarrufun arkasında, rüzgar ve güneş enerjisinin hızla yaygınlaşması yatıyor. Bugün yeni elektrik üretimi için en düşük maliyetli seçenekler haline gelen bu kaynaklar, aynı zamanda ülkenin planlanan enerji yatırımları arasında en hızlı büyüyen kalemi oluşturuyor.
Türkiye, yenilenebilir enerjiyle entegre batarya depolama yatırımlarında da dünya liderleri arasında öne çıkıyor. Depolama maliyetlerinin giderek düşmesi, şebeke güvenliğini riske atmadan ve talebi aksatmadan sisteme daha fazla yenilenebilir enerji dahil etmeyi hem kolaylaştırıyor hem de ucuzlatıyor.
Üstelik Türkiye, hedeflerini çok daha ileriye taşıyabilecek bir potansiyele sahip. Özellikle elektrifikasyonun hız kazanacağı önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarını mevcut planların ötesine taşımak ithal yakıt faturasındaki tasarrufu katlayabilir. Artacak bu elektrik ihtiyacını yenilenebilir kaynaklarla karşılamak, enerji güvenliği kazanımlarını sadece elektrik sektörüyle sınırlı bırakmayıp ekonominin geneline yayacaktır.
Ayrıca Türkiye, rüzgar ve güneş açısından henüz değerlendirilmemiş muazzam bir potansiyelin tam kalbinde yer alıyor. Bu coğrafi avantaj, ülkeye Akdeniz havzasındaki temiz enerji dönüşümünde çok daha güçlü bir rol üstlenme fırsatı sunuyor. Nitekim ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle küresel enerji piyasalarında yaşanan son sarsıntılar, kömür dahil küresel yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilenmeyen rüzgar ve güneşin, enerji güvenliği için ne kadar hayati bir güvence olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Kömür kalitesi de etkili
Yerli kömür, uzun yıllar boyunca ithal yakıtlara bağımlılığı azaltarak Türkiye’nin enerji güvenliğini güçlendirecek bir çözüm olarak görüldü. Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerinin de ortaya koyduğu üzere, Türkiye’deki kömür rezervlerinin yüzde 93’ü düşük kalorili linyit ve asfaltitten oluşuyor. Bu durum, aynı miktarda enerjiyi üretebilmek için çok daha fazla kömür yakılması ve dolayısıyla çok daha fazla çevre kirliliği yaratılması anlamına geliyor.
Üstelik yerli kömür santrallerinde ciddi performans ve verimlilik sorunları yaşanıyor. Enerji düşünce kuruluşu Ember’in analizine göre, sık tekrarlanan arızalar nedeniyle Türkiye’nin 10,4 GW’lık yerli kömür kurulu gücünün yalnızca yarısı aktif olarak elektrik üretebiliyor. Düşük kalorili linyit ve asfaltit kullanan santraller, ithal kömür santrallerine kıyasla beş kat daha fazla arıza ve duruş süresi yaşıyor.
Yerli kömür bazı bölgelerde önemli bir istihdam kaynağı olma özelliğini koruyor, bu da çalışanların ve bölge halkının desteklenmesini, temiz enerji dönüşümünün kilit bir parçası haline getiriyor. Öte yandan güncel araştırmalar, yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca Afşin-Elbistan bölgesinde bile binlerce yeni iş imkanı yaratabileceğine işaret ediyor.
Avrupa pazarı kabuk değiştiriyor
Komşu pazarlarda dönüşen ticaret standartları da Türkiye’nin kömürden çıkış sürecini hızlandırıyor. AB’nin ocak ayında resmen yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM); demir-çelik, alüminyum, çimento ve elektrik gibi ithal ürünlerin barındırdığı karbon emisyonlarına ek maliyet getiriyor.
2026'nın ilk aylarında AB'nin SKDM kapsamında yaptığı ithalatta Türkiye ilk sıralarda yer aldı. Bu tablo, Türkiye’nin hem sanayi üretiminde hem de elektrik şebekesinde karbon yoğunluğunu düşürmesi için güçlü bir ekonomik motivasyon yaratıyor.
Avrupa Komisyonu ayrıca, ithal ürünlerin üretiminde kullanılan elektrikten kaynaklanan dolaylı emisyonları da mercek altına alıyor. Bu doğrultuda elektrik alım anlaşmalarının (PPA) ve doğrulanmış elektrik emisyonlarının hesaplamaya nasıl dahil edileceği üzerinde çalışılıyor.
Kısacası Türkiye’nin enerji dönüşümü, artık sadece iklim hedefleriyle değil, sanayideki rekabet gücünü ve Avrupa ile ticaretini korumasıyla da doğrudan bağlantılı hale geliyor.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji ivmesini bir adım öteye taşımak
Türkiye, yeni kömür projelerini rafa kaldırıp temiz enerjiye yönelme konusunda şimdiden önemli bir mesafe katetti. Yenilenebilir enerjideki büyüme, milyarlarca dolarlık fosil yakıt ithalatını önlerken ülkeyi küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı da koruyor. Üstelik bu dönüşüm, kronikleşen çevre kirliliği ve santral arızalarıyla gündeme gelen kömüre bağımlılığı da azaltıyor.
Ancak gidilecek daha çok yol var. Özellikle ulaşım, ısınma ve sanayide elektriğe geçiş hızlanırken, yenilenebilir enerji yatırımlarını artırıp yeni kömür defterini tamamen kapatmak, ithal yakıt faturasında çok daha büyük tasarruflar sağlayabilir.
Türkiye, küresel ölçekteki elektrifikasyon çağrısını temiz enerjiye yönelik aynı derecede kararlı bir adımla destekleyerek, içerideki kazanımlarını taçlandırabilir ve fosil yakıt bağımlılığından kurtulmak isteyen diğer ülkelere ilham veren bir model sunabilir.
AI outlook — possibilities, not facts
Türkiye 2035'e kadar rüzgar ve güneş kapasitesini 120 GW'a çıkaracak.
Likely · Within months
Natural gas futures prices in the Netherlands rose to 90.14 euros per megawatt-hour, the highest level since December 2022, due to rising Asian demand and low storage levels.
Minister of Energy Alparslan Bayraktar evaluated Türkiye's energy targets, renewable energy investments and strategies to reduce foreign dependency in his speech at Ankara University.
Natural gas prices in Europe reached 89.74 euros, the highest level since December 2022, due to shipping disruptions in the Strait of Hormuz and low tank occupancy rates before winter.

Minister of Energy and Natural Resources Alparslan Bayraktar stated that the world is in the middle of the biggest energy crisis of modern times and emphasized Türkiye's goal of reducing its foreign dependency.

The barrel price of Brent oil rose to $111.66 due to the geopolitical tension in West Asia and the Houthis' claims of attack on Saudi Arabian facilities.
Speaking at the TESAB 2nd Energy Strategies Conference, officials shared the 2040 Türkiye National Energy Plan studies, renewable energy targets, infrastructure investments and cyber security measures.