
Siyasal casusluk suçlamasıyla tutuklu bulunan iletişimci Necati Özkan, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan gönderdiği mektupta kendisine yöneltilen suçlamaların delilsiz olduğunu savundu.
Siyasal casusluk suçlamasıyla bir yıldır tutuklu olan Necati Özkan, cezaevinden yazdığı mektupta iddianamedeki dijital verilerin geçersiz olduğunu, İBB kayıtlarının suçlamaları çürüttüğünü ve yargılama sürecinin hukuksuz olduğunu iddia etti.
AI-generated summary
Necati Özkan, 26 Ekim 2025 tarihinde siyasal casusluk suçlamasıyla tutuklanmıştır. İddianame, 2019 yerel seçimlerinin manipüle edildiği iddiasına dayanmaktadır.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ile birlikte "siyasal casusluk" suçlamasıyla tutuklu yargılanan iletişimci Necati Özkan, tutukluluğunun birinci yılında Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan bir mektup gönderdi.
26 Ekim 2025'te tutuklandığını hatırlatan Özkan, bir yıldır devam eden yargılamada kendilerine yöneltilen suçlamaların gerçeği yansıtmadığını savundu.
İddianamedeki dijital verilerin kaynağına ilişkin raporları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin mahkemeye sunduğu belgeleri gündeme getiren Özkan, dosyada casusluk suçunu destekleyen somut delil bulunmadığını ifade etti.
Özkan, "Sadece bana değil, yargı sistemimize, devletimizin esaslarına ve milletimize tehlikeli biçimde zarar veren bu keyfi zulüm hakkındaki hakikatlerin ortaya çıkmasına hizmet etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Özkan, iddianamenin temelinde 17 İBB çalışanına ait olduğu iddia edilen e-posta adresleri ve şifrelerin bulunduğunu belirtti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bu bilgiler kullanılarak 23 Haziran 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçiminin manipüle edildiğini ve casusluk suçu işlendiğini ileri sürdüğünü hatırlattı. Ancak İBB Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından mahkemeye gönderilen resmî yazının, iddianamedeki bilgileri geçersiz kıldığını savundu.
Özkan, mektubunda şu ifadeleri kullandı: "Daha ilk celsede çöken iddianame, İBB Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı'ndan mahkemeye gönderilen resmi cevabi yazıyla bir kez daha yerle bir oldu. Söz konusu yazı, suçlamaya temel oluşturan 17 e-postanın sadece 2 tanesinin gerçek olduğunu; bunlardan da sadece 1 tanesinin gerçek kişiye ait olduğunu ortaya koydu."
Özkan, e-posta adreslerinin şifrelerine ilişkin teknik ayrıntıların da suçlamalarla çeliştiğini öne sürdü. İBB'nin resmî yazısına göre belediye uzantılı e-posta adreslerinin şifrelerinde son 20 yıldır en az 12 karakter kullanılması gerektiğini belirten Özkan, iddianameye konu şifrelerin ise yalnızca 5-6 karakterden oluştuğunu ifade etti. İlk duruşma öncesinde dosyaya sunulan uzman mütalaası, bilirkişi raporu ve Terörle Mücadele Şubesi raporuna da değinen Özkan, söz konusu e-posta adresleri ve şifrelerin İBB veri tabanından elde edilmediğini savundu.
Özkan'a göre bu bilgiler, 2019 yılından çok önce çeşitli özel sektör internet sitelerinden sızdırılmış ve kamuya açık hale gelmişti. Mektubunda ayrıca bilgilerin devlet sırrı niteliği taşımadığını belirten Özkan, gizli kalması gereken herhangi bir bilgi, belge veya verinin söz konusu olmadığını ileri sürdü.
Özkan'ın mektubunda yer verdiği bir diğer belge ise İBB İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığının mahkemeye gönderdiği yazı oldu. Özkan, bu yazıda, iddianamede e-posta adreslerinin sahibi oldukları iddia edilen 17 belediye çalışanından 16'sının 2019 yılından çok önce İBB'den ayrıldığının bildirildiğini aktardı. Söz konusu verilerin 2019 yerel seçimlerini manipüle etmek amacıyla belediyenin veri tabanından elde edildiği yönündeki suçlamanın, bu bilgilerle çeliştiğini savundu.
Necati Özkan, 29 Eylül 2026 tarihli duruşmada mahkemeye sunduğu bir başka resmî belgeye de dikkat çekti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İBB ana dava dosyasına eklenen belgenin, belediye ve iştiraklerinde sistemlere ve verilere erişim yetkisine sahip personelin listesini içerdiğini belirtti. Özkan, söz konusu listede kendisinin ve casusluk davasında yargılanan diğer üç sanığın veri tabanına erişim yetkisi bulunmadığını ileri sürdü.
"Buna göre, ne benim ne de sözüm ona 'casusluk' davasında yargılanmakta olan diğer 3 sanığın 'veri tabanına erişim yetkisi ve sorumluluğu' bulunmamaktadır" diyen Özkan, kendisine isnat edilen herhangi bir casusluk eylemi olmadığını savundu. Özkan, iddianamede bu faaliyetlerden yarar sağladığı belirtilen bir yabancı devlet veya örgütün de ortaya konulmadığını ifade etti.
Özkan, mektubunda yargılama sürecine yönelik eleştirilerde de bulundu. İlk duruşmada ortaya çıkan belge ve raporların suçlamaları çürüttüğünü savunan Özkan, buna rağmen tahliye kararı verilmediğini belirtti. Mahkeme heyetinin değiştirilmesini de eleştiren Özkan, "İlk celsede çöken davanın seyrinin kontrol altında tutulması için mahkeme heyeti değiştirilmiş" ifadelerini kullandı.
Özkan, mektubunun önemli bir bölümünü hukuk devleti ve yargı bağımsızlığına ayıran Özkan, ceza yargılamasının somut delillere dayanması gerektiğini vurguladı. Hukuk devletinde cezaların kişinin kimliğine göre değil, kanıtlanmış eylemlere göre verilmesi gerektiğini belirten Özkan, şu ifadeleri kullandı: "Eğer yargı 'delilden sanığa' gidiyorsa, o ülkede kuvvetler ayrılığı sistemi vardır ve yargı bağımsız şekilde işliyor demektir."
Özkan, bunun tersine işleyen bir yargılama düzeninin demokrasiden uzaklaşma anlamına geleceğini savunarak casusluk davasını Türkiye'deki hukuk anlayışının "turnusol kâğıdı" olarak nitelendirdi.
Necati Özkan, bir yıldır devam eden tutukluluğunun yalnızca kendisini değil, yargı sisteminin itibarını da etkilediğini savundu. "İnsanlar fani, devletimiz bakidir. Bu günler gelip geçecek, millet bugünleri hatırlayacaktır" diyen Özkan, davanın gelecekte mevcut iktidar açısından olumsuz bir siyasi miras olarak değerlendirileceğini ileri sürdü.
Özkan, "Oysa bir toplum hakikat olmadan, bir devlet hukuk olmadan, bir iktidar adalet olmadan payidar olamaz" ifadelerini kullandı.
Mektubunun sonunda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile kendisine yöneltilen casusluk suçlamalarını bir kez daha reddeden Özkan, mahkemede de dile getirdiği sorularını yineledi: "Siz gerçekten İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve benim 2019 yılından beri casus olduğumuzu mu söylüyorsunuz, ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu?"
Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şaka gibi geliyor ama şaka dediğiniz bizim gerçekliğimiz, bu safsatadan dolayı tutukluyuz biz. Bu iddiaları ileri sürenler böyle diyor çünkü. 2019 yılından beri 'casusmuşuz' ve devlet bunu 2025 yılında tesadüfen öğrenmiş, bu mudur devlet ciddiyeti!"
Bir yıldır cezaevinde bulunduğunu ve hakkında hüküm verilmeden cezalandırıldığını düşündüğünü belirten Özkan, yaşadıklarına rağmen adalete olan inancını koruduğunu söyledi.

120 people who participated in the protests following the detention of Ekrem İmamoğlu in Istanbul were acquitted by the court. The court stated that there was no ban on demonstrations on the day of the incident and there was no criminal element.
Doctor Nurettin Demirkol, who was tried for 'false testimony' regarding the suspicious death of former Minister of Transport Arif Ahmet Denizolgun, was sentenced to 2 years and 6 months in prison. Since the defendant was over 65 years old, it was decided to postpone his sentence and release him.

Doctor Nurettin Demirkol, who was tried for 'false testimony' in the investigation into the death of former Minister of Transport Arif Ahmet Denizolgun, was sentenced to 2 years and 6 months in prison and was released.

In the Said Bey Sitesi case, where 46 people died in the February 6 earthquakes in Kahramanmaraş, contractor Hasan Çam was sentenced to 11 years, 1 month and 10 days in prison. While other defendants were also sentenced to prison, relatives of the victims reacted to the decision.

Meta is accused of using copyrighted works without permission to train the Llama and Muse models. While major publishing houses and authors filed a class action lawsuit in the USA, publishers in Europe filed complaints with regulatory bodies. The company has withdrawn its controversial data screening clause.

Former Fenerbahçe President Sadettin Saran and announcer Ela Rümeysa Cebeci appeared before the judge for the first time in the case where they were tried on drug trafficking charges. While Saran attended the hearing, Cebeci did not. The next hearing was postponed to November 4.