Sağlık uzmanları tütün ürünlerinin 7 binden fazla zararlı madde içerdiğini ve kanser riskini kat kat artırdığını belirtti.
AI-generated summary
Anadolu Ajansının 'Bir Nefes Bin Zehir' başlıklı dosyası kapsamında tütün kullanımının sağlık etkileri ele alındı.
Anadolu Ajansının (AA) "Bir Nefes Bin Zehir" başlıklı dosyasının bu haberinde, tütün kullanımının toplum sağlığına olumsuz etkileri ve kanser riski ele alındı.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Bakırköy Eğitim Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Esengül Koçak, AA muhabirine, tütünün içerisinde bulunan karsinojen maddelerin vücudun enflamatuar sistemini etkilediğini söyledi.
Tütünün vücudun girişinden toksinlerin çıkışına kadar geçtiği her yerde kanser yapma potansiyeline sahip karsinojenler içeren bir madde olduğunu aktaran Koçak, "O yüzden azı da çoğu da zararlıdır ne yazık ki. Tütün ürünlerinde 7 binden fazla zararlı madde var. Bunların yaklaşık 70 tanesi kanser yapıyor. Tütün kullanımı akciğer kanseri riskini 15-20 kat artırıyor. Tütün, akciğer kanserinin alt tiplerinde artışa neden oluyor. Toplumda az bilinen idrar torbası kanserini de çok yüksek oranda artırıyor." dedi.
Tütünün kanser riskini artırma oranının kullanım süresi ve günlük tüketilen sigara miktarıyla da ilişkili olduğunu belirten Koçak, "Ne kadar çok maruz kalırsa bir kişi, yani günde 3 sigara içmenizle 100 sigara içmeniz arasında fark olacaktır. Çok hücre, DNA hasarlanmış olacaktır. Bu nedenle tütün kullanımının bırakılması önemli. Bıraktıktan sonra vücut iyileşmeye başlıyor. Ayrıca elektronik sigara ve diğer tütün ürünleri de masum değildir. Özellikle devletimizin politikası olarak tütün kullanımının kapalı ortamlarda yasaklanmış olması bence vatandaşlarımıza yapılmış en iyi kanser koruma yöntemlerinden biridir." ifadelerini kullandı.
Pasif içiciler de kanser riski taşıyor
Pasif içicilerin de kanser riski taşıdığını belirten Koçak, sigara kullanmayan ancak kahvehanede çalışan bir kişinin bulunduğu ortamdan dolayı kansere yakalanma potansiyelinin sigara içenler kadar yüksek olduğunu söyledi.
Koçak, tütün ürünlerinden özellikle gençlerin uzak tutulması gerektiğini vurgulayarak, "Sağlıklı bir toplum için sağlıklı beslenme ve spor alışkanlığını gençlerimize vermek gerekir." dedi.
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hacı Ahmet Bircan da tütün kullanımının dünya üzerinde insanoğlunun karşılaştığı en önemli halk sağlığı tehditlerinden biri olduğunu belirterek, vücutta her organa zararlı etkisi bulunan tütün kullanımının çok sayıda kansere yol açtığını söyledi.
Dünya genelinde 1,2 milyar kişinin tütün ürünü kullandığını aktaran Bircan, bunun yüzde 80'ini düşük orta gelirli ülkelerde yaşayanların oluşturduğunu dile getirdi. Bircan, her üç yetişkinden birinin tütün ürünü kullandığını, erkeklerin yüzde 50'si, kadınların ise yüzde 15'inin sigara içtiğini belirtti.
Sigaranın neden olduğu kronik hastalıkların yaşamı tehdit ettiğini, dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon insanın sigara nedeniyle öldüğünü vurgulayan Bircan, Türkiye'de de her yıl 100 bin kişinin sigara kaynaklı sağlık problemleri nedeniyle hayatını kaybettiğini aktardı.
Bircan, sigaranın akciğer kanserinin yanı sıra ağız, dil, gırtlak, nefes borusu ve tütün metabolitlerinin idrar yoluyla atılması nedeniyle mesane kanseriyle de doğrudan ilişkisi olduğunu vurgulayarak, "Ayrıca prostat, pankreas, karaciğer kanserleri gibi birçok kanser türüyle de ilişkili olduğunu biliyoruz. Tek bir sigara içilmesiyle insanlar kanser olmuyor. Ama her gün sayısız adet sigara içilmesi vücudumuzdaki hücrelerin DNA'larında yapısal hasarlara sebep oluyor. Vücutta DNA'nın tamir mekanizmaları bulunuyor. Bu tamir mekanizmaları yetersiz kaldığı zaman oradaki mutasyon gelişimi ve bu mutasyonlar sonucunda da kanser gelişimi söz konusu oluyor." değerlendirmesinde bulundu.
"Yüzde 80-90 oranında sigaranın tek başına akciğer kanserine neden olduğunu biliyoruz"
Sigara içen kişilerde kanser gelişme ihtimalinin içmeyenlere göre 20-30 kat arttığını belirten Bircan, şöyle devam etti:
"Sigara dışındaki diğer tütün ürünlerinin (pipo, nargile, puro gibi) kullanımı da kanser riskini artırıyor. Kişi ne kadar çok sigara içiyorsa, günde içtiği sigara adeti ne kadar fazlaysa, sigara içmeye ne kadar erken yaşta başladıysa risk o kadar artıyor. Kendisi içmediği halde pasif olarak sigara dumanına da maruz kalanlarda da kanser gelişebiliyor. Pasif içici dediğimiz bu grupta kanser riski içmeyenlere göre yüzde 20-30 oranında artış gösteriyor. Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri de insan sağlığına son derece zararlı. Bu ürünlerin oluşturduğu buharın içerisinde nikotin ile birlikte kimyasal ve toksik maddeler bulunuyor. Dolayısıyla bunların da sağlıklı olduğu, güvenle kullanılabileceği yönündeki genç nesilde oluşan algı mutlaka kırılmak zorunda. Bu tür cihazları kullanan kişilerde daha sonra sigara içme alışkanlığı daha yüksek oranlarda tespit ediliyor. İçindeki nikotin nedeniyle bağımlılık yaptığı biliniyor."
Bircan, akciğer kanserinde en büyük nedenlerden birinin tütün ve tütün ürünleri olduğunu belirterek, "Ne kadar ilişkili dediğimiz zaman yüzde 80-90 oranında sigaranın tek başına akciğer kanserine neden olduğunu biliyoruz." dedi.
Akciğer kanserinin tek nedeninin sigara olmadığını da belirten Bircan, "Onun dışında başka neler olabilir? Genetik olarak aile yatkınlığı söz konusu olabilir. Ya da önceden akciğer hastalıklarının mevcudiyeti olabilir. Ya da kişi, çalıştığı ortamlarda bizzat radyasyon gibi maddelere maruz kalmış olabilir. Bu gibi durumlarda da kanser artıyor." diye konuştu.

Speaking within the scope of 1-31 October Breast Cancer Awareness Month, Prof. Dr. Selin Kapan stated that the incidence of the disease increases at young ages and emphasized that regular examination and early diagnosis are vital.

In its research conducted with 3,632 healthcare workers in 75 provinces, Unity and Solidarity Union announced that the Ministry of Health Family Medicine Information System (MOH-AHBS) slows down the workflow, causes data loss and increases the workload of healthcare workers.

A family doctor who was attacked after work in Muğla's Menteşe district was injured. AHEF President Taner Balbay stated that there is no life safety for those working in family health centers and called on the Ministry of Health to take precautions.

Experts stated that long-term use of computers, tablets and phones causes dry eyes even in children, and pointed out that the number of blinks in front of the screen decreases.

Sibel Tunç, a German citizen born in Hamburg, fell ill with an acute condition after applying to Silivri State Hospital during her holiday in Istanbul and died at 04.50 on September 13. The cause of death is still undisclosed and a criminal investigation has been launched.
Problems in the building and physical conditions of family health centers have come to the fore again. Due to the lack of suitable public FHC buildings, especially in metropolitan cities, many family physicians are forced to provide services in rented spaces. Chairman of the Union and Solidarity Union, Dr. Ahmet Mehlepçi stated that the financial burden on rental centers has increased and demanded that a permanent solution will be produced by the public.