2011 Van depremlerinin ardından bölgede yürütülen konut seferberliği, yapı denetimi ve dirençli kentleşme çalışmaları değerlendirildi.
AI-generated summary
2011 yılında Van'da meydana gelen 7,2 ve 5,6 büyüklüğündeki depremler büyük yıkıma yol açmıştı. O tarihten bu yana bölgede kapsamlı bir konut ve altyapı seferberliği yürütülmektedir.
Van'da 23 Ekim ve 9 Kasım 2011'de meydana gelen 7,2 ve 5,6 büyüklüğündeki depremlerde 31 bin 870 konut, 8 bin 849 iş yeri ve 9 bin 602 ahır ağır hasar gördü. Kentte 644 kişinin yaşamını yitirdiği iki büyük depremin ardından başlatılan konut seferberliği kapsamında AFAD tarafından Edremit, İpekyolu, Tuşba ve Erciş ilçelerinde 25 binin üzerinde konut tamamlanarak depremzedelere teslim edildi, 17 okul, 33 cami, 9 alışveriş merkezi ve 3 bin 194 ahır yapıldı.
Ayrıca "Yüzyılın Konut Projesi" kapsamında 6 bin 803 konutun inşa çalışmalarının başlatıldığı kentte, Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü, DSİ 17. Bölge Müdürlüğü, Emniyet Müdürlüğü, Van Adliyesi gibi kurumlar da yeni yapılan depreme dayanıklı binalarına taşındı. Millet Bahçesi'nin yanında yeni valilik binası inşaatının devam ettiği kentte, son 4 yılda 167'si anaokulu olmak üzere yaklaşık 300 okul inşa edilerek hizmete açıldı.
Depremden sonra yüzlerce binanın kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında yenilenmesi ve inşaat firmalarının yeni yönetmelikleri göz önünde bulundurarak depreme dayanıklı yapılar inşa etmesiyle kentteki yapı stoku güçlendirildi.
Türkiye'nin deprem bölgesinde yer aldığını ve afetlere karşı her an hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi. Deprem, sel ve iklim değişikliğine bağlı afetlerin gelecekte şehirleri etkileyebilecek önemli riskler arasında bulunduğunu belirten Şatır, dirençli kent kavramının bu noktada önem kazandığını ifade etti.
Deprem sonrasında önceliğin barınma ihtiyacının karşılanması olduğunu dile getiren Şatır, bu doğrultuda TOKİ tarafından konutlar inşa edildiğini anlattı. Deprem sonrasında geçici barınma alanlarında yaşayan vatandaşların kalıcı konutlara yerleştirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Şatır, şunları kaydetti:
"Bu, temel yaklaşımın ilk aşamasıdır. Kalıcı konutların sağlam ve doğru zemine yapılması önemliydi. 2012'de, o dönemdeki adıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, zemin kontrollerini hızlıca yaparak deprem sonrasında yeni yapıların nerelere yapılması gerektiği konusunda girişimlerde bulundu. Yapılaşmalar başladı ve konutlar dağıtıldı. 2012 ve 2013'te birçok kişi ev sahibi oldu, bu noktada bir nebze de olsa yaralar sarılmış oldu."
Depremde Van'daki bazı yapıların orta ve ağır hasar aldığını belirten Şatır, eski yapıların risk oluşturduğuna dikkati çekti. Deprem sonrasında inşa edilen yapılarda daha dikkatli davranıldığını, yapı denetimi ile inşaat sürecinde sunulan mühendislik hizmetlerinin önem taşıdığını anlatan Şatır, şöyle devam etti:
"Deprem durumunda mühendislik hatasından dolayı binalar yıkılırsa firmalar ceza alacak. Bu durum, kişilerin sorumluluk bilincini de artırmış oldu. Türkiye genelinde şu anda yapı denetim uygulamaları düzenli olarak yapılıyor. TOKİ yapılarında belli standartlar var. Bu standartlar TOKİ'nin kendi mühendisleri tarafından denetleniyor. Mühendisler geldiğinde gerekli eksiklikleri not alıp bildiriyorlar. Denetçilerin bağımsız olması önemli. Beton, temel ve zemin kalitesi önemli. TOKİ'nin, yapının mimari tasarımına uygun tip projeleri var. Statik ve mukavemet hesapları yapılmış tip projelerin bulunması ve bunların çeşitli bölgelere uyarlanabilmesi önemli. Dolayısıyla Van'da vatandaşlarımız deprem öncesinde yapılan TOKİ konutlarında da çok büyük zarar görülmedi. Deprem sonrasında yapılan TOKİ konutları ise daha dikkatli şekilde ve yeni yönetmeliklere göre inşa edildi. Bunların daha sağlam olduğunu düşünüyorum."
Deprem sonrasında yapılan konutlarda alınması gereken tedbirlerden de bahseden Şatır, yapı güvenliğinin yanı sıra planlamanın ve yaşam alanlarının niteliğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.
Şatır, "Deprem sonrasında yapılan konutların mühendislik hizmetlerinin iyi olması, planlı yapılaşmaya gidilmesi, yapı yüksekliklerinin zemine göre belirlenmesi ve insanların yaşam standartlarının düşünülmesi gerekiyor. Yeşil alan ve afet sonrası toplanma alanları önemli çünkü sel ve deprem gibi afetlerde insanlar riskli bölgelerden kaçma eğiliminde oluyor. Özellikle depremden sonra yapıları bir anda terk ettiklerinde trafik yoğunluğu inanılmaz artıyor" diye konuştu.
TOKİ tarafından Kurubaş mevkisinde yürütülen yapılaşmaya da değinen Şatır, şu değerlendirmede bulundu: "Eğer bir TOKİ veya devlet yapısı yapılacaksa gerekli sondajlar ve zemin etütleri yapılıyor. Günümüzde deprem yönetmelikleri gereği devlet bir yapı yapıyorsa yönetmeliklere uyuyor çünkü sonuç itibarıyla devletin temel önceliği kar etmek değil, insanlara yeni konut ve barınma alanları açmak. Daha sonra sürdürülebilir bir yapı içerisinde elbette belli bir miktar kazanıp yeni yapılara kaynak sağlamak durumunda."

A building with 21 flats built in 1972 in Istanbul was evacuated and sealed for security reasons after a crack was detected in its column. Residents of the building are expecting support from the state, stating that they were saved from possible demolition at the last minute.

The US Treasury Department has published a draft regulation restricting large institutional investors from purchasing detached houses as of January 7, 2027. Minister Scott Bessent stated that the step aims to increase access to affordable housing.
TOKİ is offering 725 plots of land in 61 provinces across Türkiye for sale with an estimated price of 29 billion 146 million 300 thousand liras. Auctions will be held on November 5-6.
Although housing sales in Türkiye decreased by 9.3 percent on an annual basis in September, they reached the highest level of the year with 142 thousand 390 units. First-hand house sales increased by 3.9 percent to 51 thousand 519.
1 million 7 thousand independent sections were completed in the urban transformation works carried out against earthquake risk in Istanbul. While the duration of the "Half is on Us Campaign" has been extended to December 31, 2027, a total of 1 million 875 thousand liras of support is provided per house.

Stating that buildings without waterproofing absorb moisture from the air and decay over the years, Yüksel said that moisture creates a cancerous tumor-like effect on the building, reducing its strength after 6 years and causing it to collapse.