Yemen Askeri Enformasyon Merkezi, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin katıldığı Ulusal Savunma Konseyi toplantısında, Husilerin tırmanışının ulusal güvenlik ve deniz güvenliği üzerindeki etkilerinin ele alındığını, operasyon seyrinin değerlendirildiğini ve milislerin geçici ilerlemelerinin kalıcı siyasi veya coğrafi gerçeğe dönüştürülemeyeceğini belirttiğini açıkladı.
AI-generated summary
Yemen'de yıllar süren iç savaş, Huthiler ile riconoscişli hükümet arasında devam ediyor. Babulmendeb Boğazı, küresel ticaretin önemli bir rotası olarak stratejik öneme sahip.
Yemen Askeri Enformasyon Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi başkanlığında, konsey üyeleri ve üst düzey yetkililerin katılımıyla Ulusal Savunma Konseyi toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıda, ülkedeki askeri operasyon sahalarındaki gelişmeler, Husilerin "tırmanışının" ulusal güvenlik, bölgesel istikrar ve deniz hatlarının güvenliği üzerindeki etkileri ele alındı.
Taiz, Marib, Cevf, Beyda ve Dali cephelerindeki operasyonların seyri, birliklerin savaşa hazırlık durumu ve bazı cephelerde inisiyatifin yeniden ele alınması için atılan adımlar değerlendirildi.
Sahil bölgesindeki son gelişmeler ve birliklerin yeniden konuşlandırılmasının da ele alındığı toplantıda, şu ifadelere yer verildi:
“Sahadaki geçici her türlü ilerleme, milislere güç kullanarak bir emrivaki yapma hakkı vermez. Bu savaş tek bir mevzi, ilçe veya cephe savaşı değil; devlet kurumlarının yeniden tesisi ve ülke toprağının tamamında egemenliğin sağlanması amacını taşıyan kapsamlı bir ulusal savaştır. Milislerin geçici bir saha kazanımını kalıcı bir siyasi veya coğrafi gerçeğe dönüştürme yönündeki her türlü çabası, Yemenlilerin iradesi ve silahlı kuvvetlerin cesaretiyle boşa çıkarılacak bir hayalden ibarettir.”
Devlet kurumlarının kontrolünün yeniden sağlanması için başlatılan kapsamlı mücadelenin kararlılıkla süreceği belirtilen açıklamada, Yemen topraklarının, kıyılarının ve adalarının Yemen'e, komşularına ve uluslararası seyrüsefere tehdit oluşturacak bir platforma dönüştürülmesine izin verilmeyeceği vurgulandı.
Açıklamada, "Silahlı kuvvetlerin başlattığı caydırıcılık operasyonları tek bir cephe veya bölgeyle sınırlı kalmayacak, askeri değerlendirmeler, angajman kuralları ve uluslararası insani hukuk çerçevesinde tüm operasyon sahalarındaki tehdit kaynaklarına kararlılıkla müdahale edilecektir." değerlendirmesinde bulunuldu.
Sivillerin güvenliği için operasyon bölgelerindeki vatandaşlara askeri makamların talimatlarına uymaları ve Husilerin toplandığı, mühimmat depoladığı alanlardan uzak durmaları çağrısı yapıldı.
“Yemen, küresel ticaretin ve deniz güvenliğinin ilk savunma hattındadır”
Yemen’in Babulmendeb Boğazı’nı, kıyılarını ve kara sularını korurken sadece kendisini savunmadığına işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Yemen, seyrüsefer özgürlüğünün, deniz güvenliğinin, küresel ticaretin istikrarının ve sınırları aşan uluslararası çıkarların ilk savunma hattında durmaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) başta olmak üzere uluslararası toplomu, BM daimi üyelerini ve Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkeleri sorumluluk almaya çağırıyoruz. Babulmendeb’in ve Yemen adalarının uluslararası ticareti tehdit eden bir şantaj aracına dönüştürülmesine izin verilmemelidir. Yemen, dünyadan kendi adına savaşmasını istemiyor, uluslararası meşruiyet kararlarının uygulanmasını ve hükümetin egemenliğini koruma çabalarının desteklenmesini talep ediyor.”
Açıklamada, Husilerin "sivil alanları hedef alması, binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açması" ve Suudi Arabistan topraklarına yönelik yenilenen saldırıları şiddetle kınanırken, yaşanan tüm insani ve askeri tırmanışın sorumluluğunun Husilere ait olduğu ifade edildi.
AI outlook — possibilities, not facts
Uluslararası toplum, Babulmendeb Boğazı'nın güvenliğini sağlamak için ekstra denizliği devreye sokabilir.
Possible · Within weeks
Yemen hükümeti, Husilerle olan çatışmada askeri operasyonları genişletebilir.
Likely · Within months
It was reported that the Israeli army hit civilian targets with air and ground bombardments in the northern, central and southern regions of Gaza. According to Shifa Hospital source, 4 Palestinians died when a house was targeted in Beit Lahiya. 1 person died in the drone attack in Khan Yunus, 3 people died and 5 people were injured in Mevasi. While attacks continue across Gaza, it was stated that more than 73 thousand Palestinians died and more than 174 thousand were injured in Israel's attacks in Gaza this year since October 2023.

Ismail Sevabite, General Director of the Gaza Government Media Office, stated that despite the ceasefire that came into force in October 2025, Israel's massacre continues and the blockade continues. Sevabite evaluated the Times of Israel's news that approximately 10,500 people have left Gaza since October and 6 thousand people have returned, and said that these figures are very insufficient and humanitarian needs cannot be met even at a minimum level. He stated that there are 22 thousand sick and injured people who need to get out of Gaza, and that there are thousands of children among them, increasing daily, and accused Israel of following a policy of slowly leaving people to die and deliberately slowing down the process.
Palestinian President Mahmoud Abbas stated that Israeli practices such as settlement expansion, land allocation, house demolition and military checkpoints in the West Bank and East Jerusalem are a dangerous escalation. Abbas said that Israel confiscated more than $6 billion of Palestinian money and that it was used to force the people to migrate. He also criticized that the E1 settlement project would weaken the possibility of an independent Palestinian state, the failure to achieve a permanent ceasefire in Gaza, and Israel's continued attacks. Abbas described the Palestinian internal reform and election process as a national choice and announced that legislative elections were planned for November 28.
Israeli state television announced that a new round of negotiations will be held with Lebanon in Rome, the capital of Italy, on September 15-16. During the negotiations, the issue of establishing a force that will determine whether the pilot areas in southern Lebanon have been cleared of Hezbollah elements will be on the agenda. While it was stated that the USA aims to hand over the areas where Israel will withdraw to the Lebanese army, the results of a survey were also shared that the majority of Lebanese support the negotiations.

According to security sources, Kalın, Salih and Takala met in Ankara within the framework of ensuring political and military unity in Libya, continuation of Libya-Türkiye cooperation and ongoing efforts in regional stability. During the meeting, permanent progress on issues that have remained unresolved for a long time and reaching a broad consensus among all parties were discussed. The leading roles of the Supreme State Council and the House of Representatives were emphasized, and the parties agreed on the goals of achieving political unity and unifying institutions. The issues of holding Presidential and Parliamentary elections in Libya, ending the debates on executive authority, and ensuring full integrity in military-political areas were discussed. This meeting is of great importance as the heads of the two institutions come together for the first time, hosted by Türkiye, and it provides concrete progress in the blocked processes.
The Israeli army targeted the El-Mansouri, Binti Jubeil, Mercaiyun and Ali et-Tahir hills in the south of Lebanon with air strikes and announced that it destroyed more than 2 kilometers of tunnels belonging to Hezbollah. No casualties or injuries were reported in the attacks.