
Küresel sosyal medya platformlarının algoritmik hakimiyeti, yerli medya kuruluşlarının reklam gelirlerini ve toplumsal huzuru tehdit ediyor.
Yerli medyanın küresel sosyal medya platformlarının algoritmik baskısı altında gelir kaybına uğradığı ve toplumsal kutuplaşmayı tetikleyen bu yapıların milli güvenlik riski oluşturduğu belirtilerek, TBMM'den yeni ve caydırıcı bir hukuki çerçeve talep ediliyor.
AI-generated summary
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, sosyal medya üzerinden yürütülen faaliyetleri asimetrik bir risk unsuru olarak tanımlamaktadır.
Garip ama gerçek! Yerli ve milli medya hiç bu kadar açık hedef olmamış, olup bitenlere bu derece seyirci kalınmamıştı. Adresi, kimliği, hukuki sorumluluğu belli, mali yükümlülükleri açık, hesap verebilir milli medya, farklı gerekçelerle örselenir, hatta kan kaybederken "algoritma imparatorluğu" ülkenin yayın ve fikir dünyasını, gelirlerini ipotek altına alıyor. İşin tuhaf tarafı RTÜK başta olmak üzere düzenleyici ve denetleyici kurumlar da "Nasrettin Hoca Türbesi" misali açık pozisyonda sıkıntılı kararlara imza atıyor... Ön kapısı kilitli, üç tarafı açık türbeye benzeyen, küresel etkiyle şekillenen medya ortamında olaylar bambaşka seyrediyor. Yerli medya cezalandırılırken, küresel ağlar istedikleri gibi at koşturabiliyor, kimi yaptırımlar ise devede kulak kalıyor!
TBMM'nin yeni yasama döneminde şimdi anlatacağım konuyu ciddiyetle ele alması "yeni,etkin ve caydırıcı bir hukuki çerçeve çizmesi" gerekiyor. Dar alana sıkıştırılan yerli ve milli medya ile kamu kuruluşlarının karşı karşıya getirilmesi ise asıl tehlikenin görülmesini engelliyor.
Gelin, aşağıdaki denklemlere birlikte bakalım... Meseleyi hem milli güvenlik perspektifinden hem de milli medyanın sürdürülebilirliği yönüyle ele alalım.
Dezenformasyon-Toplumsal gerilim-Korku/ panik-Güven kaybı-Protesto görünümlü kaos- Kamu düzeninin bozulması!
Sahte içerik-Hükümetin hedef gösterilmesi- Hassas toplumsal kesimlerin sinir uçlarına basılması- Kutuplaşmanın tetiklenmesi-Sokak hareketliliği ve maalesef güvenlik güçleriyle çatışma!!!
Özetle...
Sosyal medya olarak adlandırılan yabancı şirketler...
Milyonlarca kullanıcıya aynı anda ulaşabiliyor,
Algoritmalarla içeriğin görünürlüğünü etkiliyor,
Hangi içeriğin gündem olacağını yönlendiriyor...
Oyun şöyle kuruluyor:
Kişi-İçerik tercihleri-Daha fazla benzer içerik- Öfkelendiren, şaşırtan, tartışma yaratan içerik yoğunlaşması-Daha fazla ekran süresi-Daha fazla reklam gösterimi... Haliyle yurtdışına akan milyarlar...
ABD'deki 29 eyalet, AB Brüksel kimliği ve tek tek üye ülkeler sosyal medya yapılanmalarının algoritmaları, bağımlılık yaratan kodlamaları, çocukların bilgi veya bilinç düzeyini istismarının yanı sıra, reklam piyasasındaki manipülasyon yöntemleri ile hesaplaşırken Türkiye'nin (hangi saikle olursa olsun) hareketsiz kalması kabul edilemez. Milli medyanın çığlığına bugün sağır kalanlar yarın meramının duyulmasını sağlayacak organik mecra da bulamaz!
Göz göre göre süren güncel kurguda...
Google, Meta, YouTube, TikTok gibi platformlar, kullanıcı trafiğinin önemli bölümünü profesyonel kurgularla kendilerine çekerek oluşturdukları dijital reklam pastasının kaymağını yiyor.
Yerel medya, içeriğin üretim maliyetini üstlenirken, reklam gelirinin önemli kısmını sosyal medya şirketleri vakumlayıp, kaynağı ülkesine aktarıveriyor.
Yerli ve milli medya kuruluşları, "muhabir, editör, yazar, basım-dağıtım, stüdyo-yayın maliyetlerini" taşırken; sosyal medya platformları "kullanıcı verisi ve algoritmik hedefleme" sayesinde reklam verenleri yörüngesine çekebiliyor.
Reklam hasılatı, asıl içerik üreticisi yerine küresel karteller arasında paylaşılıyor!
Kısacası...
Milli medyamız bir yandan sosyal medyanın trafik ve içeriğini temin eder konumda bırakılırken diğer yandan da ilgili platformun trafik dağıtım kararlarına bağımlı hale getiriliyor. Reklâm gelirinden de mahrum bırakılıyor.
Unutmadan...
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (yani Kırmızı Kitap) sosyal medya şirketleri ve bumecralar üzerinden yürütülen toplumsalolayları örgütleme faaliyetlerini risk unsuru olarak tanımlıyor. Sosyal medya mecralarını; iletişim aracı olmanın ötesinde "asimetrik etkiunsuru" olarak da değerlendiriyor.
Örneğin...
Toplumsal fay hatlarında kırılganlık yaratacak suni imalât video ve görsellerin hızla yayılması,
Etnik, dini, siyasi veya sosyo-ekonomik hassasiyetlerin algoritmalar aracılığıyla kutuplaştırılması,
Mahkeme kararları ile veri güvenliği taleplerinin ifade özgürlüğü bahanesiyle reddedilerek devlet otoritesinde zafiyet yaratılması...
Yukarıdaki durumlara karşı bir nebze yasal ve idari tedbirler getirilmiş olsa da... Milli medyayı ayakta tutan reklâm geliri ve telif hakları için adım atılmazsa değil yarın yarından da yakın hakikaten geç olacak!
AI outlook — possibilities, not facts
TBMM yeni yasama döneminde sosyal medya düzenlemesi gündeme alacak.
Likely · Within months

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Stars and Stripes gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Erik Slavin, Genel Yayıncı Max Lederer ve muhabir Lara Korte'yi görevden aldı. Gazete yönetimi, Pentagon'un editoryal bağımsızlığa yönelik müdahaleleriyle karşı karşıya.
Pentagon, Stars and Stripes gazetesinin yayıncısı Max Lederer, Genel Yayın Yönetmeni Erik Slavin ve muhabir Lara Korte'yi işten çıkardı. İşten çıkarmaların, gazetenin USS Abraham Lincoln uçak gemisindeki koşullara dair haberinin ardından gelmesi dikkat çekti.

ABD ordusuna yayın yapan Stars and Stripes gazetesinde, Pentagon'un editoryal müdahaleleri sonrası Genel Yayın Yönetmeni Erik Slavin ve bazı çalışanlar 'itaatsizlik' gerekçesiyle işten çıkarıldı. Gazete, Pentagon'un yeni vizyonu ve kontrol arayışıyla karşı karşıya.

RTÜK'ün 2025 Medyametre Araştırması'na göre katılımcıların yüzde 88,9'u haberleri televizyondan takip ediyor. Araştırmada günlük ortalama televizyon izleme süresi 3 saat 40 dakika olarak belirlenirken, 15-24 yaş arası gençlerin yüzde 80,3'ünün haberleri sanal medyadan takip ettiği görüldü.
İngiltere'de yayın yapan Radio Caroline, bakım çalışması sırasındaki personel hatası nedeniyle Kral III. Charles'ın ölümünü duyuran taslak bir kaydı yanlışlıkla yayına verdi; istasyon sonradan özür diledi.

Radio Caroline'da bir çalışanın önceden hazırlanan Kral Charles'ın ölüm kaydını merakla açması sonucu yanlışlıkla canlı yayında ölüm anonsu yapıldı. 16 dakika sessizliğe gömülen radyo özür diledi.