Ahmet Ümit'in yeni romanı Roma’nın Beş Günü, toplumsal tarih ve mitolojiyi bir araya getiriyor
Quick Look
- Ahmet Ümit, yeni romanı Roma’nın Beş Günüyle insanlık kurtuluşu arayışını tarihî ve mitolojik temalarla birleştiriyor.
- Roman, suçların ardındaki ruhsal ve toplumsal nedenleri işlerken, edebi ve kültürel alüzyonlarla zenginleştiriliyor.
- Yazar, okuyucunun empati kurmasını hedefleyerek acıyı doğrudan taşıma yolunu seçtiğini belirtti.
AI-generated summary
Why It Matters
Ahmet Ümit, 1992’den beri insan ve insanlığın kurtuluşu arayışını romanlarıyla işliyor. Tarihi polisiyeyle başlayıp, toplumsal, mitolojik ve coğrafya boyutlarını entegre ederek ‘toplumsal polisiye’ türünü oluşturdu.
Merhaba,
1992’de Çıplak Ayaklıydı Gece ile başlayan insan ve insanlığın kurtuluşu arayışını onlarca yapıtıyla sürdüren; tarihi polisiyeye de Patasana ile başladıktan sonra kararlılığını Kavim, Ninatta’nın Bileziği, Bab-ı Esrar, İstanbul Hatırası, Sultanı Öldürmek’le gösteren ve okurları bir kez daha toplumsal tarih, mitoloji, coğrafya, kültür yolculuğuna çıkardığı on altıncı romanı, yirmi yedinci kitabı Roma’nın Beş Günü (Yapı Kredi Yayınları) ile usta yazar Ahmet Ümit kapağımızda.
İlk polisiye romanlarını sunmaya başlamasının ardından her yazdığıyla, polisiye romanla bütünleşti Ahmet Ümit ve edebiyatımızda polisiyeye kattığı insan arayışıyla yeni bir çığır açtı: Toplumsal polisiye.
Mitolojik ve tarihsel polisiye ile üzerine gittiği suçların ve cinayetlerin arkasındaki ruhsal, ideolojik, toplumsal, siyasal nedenleri aydınlatmaya adandı. Yarattığı Başkomiser Nevzat ve ekibinin yaşadığı, tendisinin dünyaya geniş bakışıyla örtüşüyordu hep.
“Roma’nın Beş Günü, benim en soğukkanlı romanlarımdan biri. Örneğin, katil olan karakterlerimin başına gelenler son elli yıldır duyduğumuz, tanık olduğumuz vahşi olaylardan oluşuyor. Bu vahşet günümüzde de sürüyor. Bir yazar olarak bunun acısını çekmek yeri ne, okurun hissetmesini, empatiyi onların kurmasını istedim. O nedenle okurlarımı rahatlatmamayı seçtim.” diyor Ümit.
Bütün cinayetlerde antik tarihe, Roma’nın Anadolu kökenlerine, Afrodisyaslı Zoilos’a, Mithra’ya göndermeler yapan usta yazarın yeni romanının bir başka özelliği de tanrılar, tanrıçalar, krallar, padişahlara ama en çok destanlara, romanlara, müziklere, filmlere göndermeleri.
Romanında efsaneler, senfonileri, konçertolarıyla müzikler, tablolar, uygarlık kalıntıları, arkeoloji, simgeler, ritüeller, heykeller, binalar, sokaklar, yemekler, içeceklerle dolu tarihi bir sofrada ağırlıyor okuru Ümit. Edebiyatı da ihmal etmiyor elbette; Vergilius’tan Shakespeare, Dante, Schiller, Jack London’a uzanıyor.
Usta yazar Ahmet Ümit ile yeni romanı Roma’nın Beş Günü, polisiye ve çağımız üzerine konuştuk. Öner Yağcı’nın söyleşisi...
- Öner Yağcı (“Direnişçi, devrimci, feminist, gerçekçi, özgürlükçü Sevgi Soysal 90. yaşında!”),
- M. Sadık Aslankara (“Bir oda romanı” / Nazlı Doğan Özsöz, Yüreğin Kabarmış, Alakarga),
- Ahmet Antmen (Asuman Kafaoğlu Büke / Antikçağda Kadın Olmak / Kafka Kitap),
- Y. Bekir Yurdakul (“Kendimizi Sevince...” / Gonca Mine Çelik, Kutu Oyunları Kulübü, Mundi Çocuk),
- Vitrindekiler ve Mustafa Başaran’ın hazırladığı Bulmaca ile de düşün trafiği sürüyor!
İyi okumalar...
Gamze Akdemir
Kitap Dergi, YARIN gazeteniz Cumhuriyet’le birlikte...
Open Questions
- Roma’nın Beş Günü’nün satış rakamları nedir?
- Romanın eleştirmenlerden gelen ilk tepkileri nelerdir?
- Ahmet Ümit’in sonraki projesi nedir?







