
10 bin akademik ebeveynle yapılan araştırma, esnekliğin kadınlar için bakım yükü, erkekler için üretkenlik fırsatı olduğunu gösterdi
Carnegie Mellon ve Bristol Üniversitesi araştırmacıları tarafından 10 bin akademik ebeveynle yapılan araştırma, esnek çalışma politikalarının kadın akademisyenlerde ev içi sorumluluğu artırarak cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğini, erkeklerde ise üretkenlik fırsatı sunduğunu ortaya koydu.
AI-generated summary
Makale, pandemi döneminde kısa süreliğine sağlanan eşit ebeveynlik denge sisteminin sonrasında üniversite politikalarının eski eşitsiz kalıplara döndüğünü ve mevcut politikaların yüzeysel eşitlik yerine hakkaniyet odaklı olmasının gerektiğini belirtmektedir.
Bilim dünyasında ve üniversitelerde kadınların temsilini artırmak, akademisyen annelerin iş-yaşam dengesini sağlamak amacıyla hayata geçirilen esnek çalışma politikaları, beklenenin aksine cinsiyet eşitsizliğini pekiştiriyor. ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi ile İngiltere’deki Bristol Üniversitesi araştırmacılarının liderliğinde yürütülen ve uluslararası ölçekte binlerce akademisyenin katıldığı geniş çaplı araştırmalar, akademideki esnekliğin kadınlar için bir "bakım yüküne", erkekler içinse "üretkenlik fırsatına" dönüştüğünü kanıtladı.
10 BİN AKADEMİSYENLE YAPILAN ANKET ACI GERÇEĞİ ORTAYA KOYDU
Bilgi bilimci Cassidy Sugimoto ve meta-araştırmacı Gemma Derrick önderliğinde 10 binden fazla akademik ebeveynle gerçekleştirilen araştırmada, kadın akademisyenlerin aile içinde "ana ebeveyn" rolünü üstlenme oranının ezici bir çoğunlukta olduğu belirlendi. Kadınların ebeveynlikte ikincil (uydu) rolde kaldığı evliliklerde dahi, erkeklerin ikincil rolde olduğu durumlara kıyasla çok daha fazla ev içi sorumluluk yüklendiği saptandı.
Erkek akademisyenlerin kadınlara kıyasla tutarlı bir şekilde daha fazla üstlendiği tek ev içi aktivitenin ise "çocukların spor takımlarına koçluk yapmak" gibi sosyal faaliyetler olduğu görüldü.
ESNEKLİK İLLÜZYONU: KADINLAR GECE YARILARINA KADAR ÇALIŞMAK ZORUNDA KALIYOR
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, esnek mesai imkanlarının çiftler tarafından nasıl farklı yorumlandığında ortaya çıktı. Kadın akademisyenlerin esnek çalışma saatlerini çocukların kreş, okul, beslenme ve etkinlik süreçlerini yönetmek için kullandığı tespit edildi. Buna karşın erkek akademisyenlerin, eşlerinin bu esnekliğe dayanarak ev içi sorumlulukları üstlenmesini gerekçe gösterip kendi akademik çalışmalarına odaklandıkları belirlendi.
ABD’li bir kadın akademisyenin "Çocukları okula bırakma, toplama ve besleme esnekliğine sahibim; ancak gündüz kaybettiğim tüm çalışma sürelerini telafi etmek için gece yarılarına, saat 2’lere kadar çalışmak zorunda kalıyorum" ifadeleri, akademide yaşanan esneklik illüzyonunu ve kadınların üzerindeki ucu açık iş yükünü özetliyor.
EVDEN ÇALIŞAN KADIN AKADEMİSYENLERİN MESLEKİ BAĞLILIĞI SORGULANIYOR
İngiltere’deki Kraliyet Tarım Üniversitesi uzmanı Guoxin Ma tarafından yürütülen bir diğer çalışma ise esnek çalışma ve evden mesai uygulamalarının kadınların doğum sonrası kariyer ilerlemelerini sekteye uğrattığını gösterdi. Ankete katılan kadın akademisyenler, evden çalıştıkları veya çocukları için mesaiyi erken bitirdikleri dönemlerde kurumları tarafından "işe ve bilime daha az bağlı" olarak algılandıklarını vurguladı.
Öte yandan, ebeveynlik sorumluluğunu üstlenmek için esnek çalışmayı talep eden erkek akademisyenlerin ise meslektaşları tarafından küçümseyici yorumlara maruz kaldığı veya kariyer sekteye uğrama endişesi taşıdığı kaydedildi.
ÇÖZÜM EŞİTLİKTE DEĞİL HAKKANİYET ODAKLI POLİTİKALARDA
Pandemi döneminde kısa süreliğine sağlanan eşit ebeveynlik dengesinin ardından sistemin tekrar eski eşitsiz kalıplara döndüğünü belirten Prof. Cassidy Sugimoto, mevcut üniversite politikalarının yüzeysel bir "eşitlik" anlayışından uzaklaşıp "hakkaniyet" (adalet) odaklı biçimlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar; doğum izinlerinin ebeveynler tarafından eş zamanlı değil dönüşümlü yıllarda kullanılmasının teşvik edilmesini, üniversite kampüslerinde kreş ve bakım desteği imkanlarının artırılmasını ve kadın araştırmacıların laboratuvar süreçlerini destekleyecek doğrudan fonların sağlanmasını öneriyor.
YÖK President Erol Özvar announced that studies are continuing to shorten undergraduate programs to 3 years, reduce the number of courses and develop digital skills. Additionally, internship models, double major opportunities and international student data were shared.
Education unions in France called for a strike and action across the country on November 10, after negotiations with the government failed to yield any results. Students and teaching staff were called to action.
Bursa Boys' High School, one of the well-established educational institutions opened in 1885 and visited by Atatürk, continues to provide education with its historical heritage from the Ottoman Empire, its museum and successful graduates.

The date when the 2026 KPSS Secondary Education exam results will be announced has been announced with the ÖSYM calendar. High school graduate candidates will be able to learn the results on Thursday, November 19, 2026.

YÖK President Erol Özvar stated that departments with no employment were closed and nearly 80 new programs were opened. He called on universities to simplify the curriculum and integrate artificial intelligence.

YÖK President Prof. Dr. Erol Özvar announced reforms such as reducing undergraduate education to 3 years, curriculum simplification and adding artificial intelligence to the course content. Stating that Türkiye's scientific publication rank increased from 35 to 13, Özvar emphasized that the university-employment connection should be strengthened.