Algedik’ten sel felaketine sert tepki: 'Suçu yağmura atıp betonu aklayamazsınız!'
İstanbul, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Muğla ve Antalya'da yaşanan su baskınları kent yönetimlerini ve imar politikalarını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar afetlerin sorumlusunun iklim değil betonlaşma olduğunu vurguluyor.
Quick Look
- İstanbul, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Muğla ve Antalya'da aşırı yağışlar nedeniyle su baskınları yaşandı, bir çocuk elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.
- Enerji ve İklim Uzmanı Önder Algedik, felaketlerin iklim krizinden ziyade imar kararları ve betonlaşmadan kaynaklandığını belirtti.
AI-generated summary
Why It Matters
İstanbul, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Muğla ve Antalya'da şiddetli yağışlar sonucu su baskınları meydana gelmiş, 14 yaşında bir çocuk elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirmiştir.
İstanbul başta olmak üzere Yalova, Kocaeli, Sakarya, Muğla ve Antalya’da yaşanan su baskınları, kentlerin nasıl yönetildiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Yollar göle döndü, dereler taştı, yurttaşlar yollarda mahsur kaldı. Su birikintisinde elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki bir çocuk yaşamını yitirdi. İstanbul’un bazı bölgelerinde ise 20 saati aşan su kesintisi yaşandı.
Cumhuriyet’e konuşan Enerji ve İklim Uzmanı Önder Algedik, yaşananların sürpriz olmadığını söyledi: “Bunların olacağını biliyorduk ama dinlemediler.”
Algedik’e göre felaketin hesabı yalnızca yağıştan sorulamaz: “Bu bir doğal afet değil, bir imar kararı.”
Algedik, faturanın yalnızca yağışa ve iklim değişikliğine kesilmesine tepki gösterdi. Dere yataklarını daraltan, su havzalarını yapılaşmaya açan, toprağı beton ve asfaltla kaplayan politikaları işaret eden Algedik, “Kentler tahmine göre değil, en kötü senaryoya göre kurulur” dedi.
UYARI VARDI, HAZIRLIK NEREDEYDİ?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün bir gün önce uyarı yaptığını hatırlatan Algedik, İstanbul için metrekareye 21–50 kilogram yağış beklenirken Beykoz-Ömerli’de 194 kilogram ölçüldüğünü belirtti.
Yağış miktarının tahmini aşmasının kent yönetimlerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını vurgulayan Algedik, şöyle konuştu:
“Bu yağışlar eskiden de yaşanırdı. Kentler bu yüzden bir ya da on yıllık değil, çok uzun dönemli en yüksek yağışlara göre tasarlanır. Fosil yakıt tüketimi ve doğa tahribatı sürdükçe bu olayların sıklaşacağı da yıllardır söyleniyor.”
İSTANBUL’U BETONA GÖMDÜLER
Algedik’in aktardığı verilere göre İstanbul’da son beş yılda 98 milyon metrekare kat alanı tamamlandı, 124 milyon metrekarelik inşaata başlandı. Bu büyüklük, tamamlanan yapılarda Büyükada’nın yaklaşık 18, başlanan yapılarda ise 23 katına karşılık geliyor.
Aynı dönemde trafiğe bir milyondan fazla yeni otomobil çıktığını belirten Algedik, “İstanbul eski İstanbul değil, beton ve asfalt İstanbul” dedi.
Yağışın daha düşük olduğu ilçelerdeki baskınlara da dikkat çeken Algedik, sorunun yalnızca gökten düşen suyun miktarı olmadığını söyledi:
“Kartal’a 14, Bakırköy’e 7 kilo düşerken Kağıthane’de, Maltepe’de yaşananlar neydi? Buralar zaten beton kaplı. Üstüne kentsel dönüşümle apartmanların bahçeleri bile betona gömülüyor.”
ÇOCUĞUN ÖLÜMÜNÜ DE Mİ İKLİMLE AÇIKLAYACAKSINIZ?
Su birikintisinde elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin sorumluluğun açıkça ortaya konulmasını isteyen Algedik, İzmir’de 2024’te yaşanan benzer olayı hatırlattı.
İzmir’deki olayda bilirkişinin hem belediye kuruluşunu hem de elektrik dağıtım şirketini kusurlu bulduğunu belirten Algedik, “Su birikintisinde elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki çocuğun ölümünü de iklim değişikliğiyle mi açıklayacağız? Sorumlu kim ise adıyla açıklanmalı, hesap vermeli” diye konuştu.
SUYUN YOLUNU KESTİLER, RANTIN ÖNÜNÜ AÇTILAR
Taşan Alibey ve Kağıthane dereleriyle Yalova’daki derelerin yataklarına yapılan müdahaleleri anlatan Algedik; dere yataklarının daraltıldığını, üzerlerinin kapatıldığını ve kıyılarının yapılaşmaya açıldığını söyledi.
Ömerli ve Arnavutköy’ün, İstanbul’un içme suyu havzalarıyla kuzey ormanlarının bulunduğu bölgeler olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu topraklar yağmuru emen süngerdi. Yollar, köprüler, havalimanı ve yeni yerleşimlerle hızla betona açılıyor. Türkiye’nin her yerinde dere yatakları imara, su havzaları ranta açılıyor. Su gidecek yer bulamayınca evlere, alt geçitlere, metro duraklarına giriyor. Bu bir doğal afet değil, bir imar kararı.”
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ” SORUMLULARI GİZLEMESİN
Bu yağışa ilişkin henüz bir atıf çalışması bulunmadığını belirten Algedik, tek bir olayı doğrudan iklim değişikliğine bağlamak için erken olduğunu söyledi. Ancak kentlerdeki tahribatı değerlendirmek için böyle bir çalışmayı beklemek gerekmediğini vurguladı:
“‘İklim değişikliği’ faili olmayan bir doğa olayı gibi anlatıldığında günah keçisine dönüşüyor. Oysa bunun bir faili var.”
Algedik, Türkiye’nin kömür, petrol ve gaz tüketimini artırırken yol, beton, otomobil ve santral yatırımlarını da büyüttüğünü belirterek bu tercihi “iklimi değiştirme politikası” olarak tanımladı.
ZİRVEYE HAZIRLANAN KENTİ SU BASTI
Antalya’nın da asfalt ve beton ağırlıklı kentleşmenin sonuçlarıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Algedik, Demre’de bir okulda mahsur kalan öğrenci ve öğretmenler dahil 22 kişinin kurtarıldığını hatırlattı.
Belediye başkanının 100 yıldır böyle yağış görülmediği yönündeki sözlerini eleştiren Algedik, “Bu bir itiraf: 25 yüzyıllık bir yerleşim, 100 yıllık yağışı hesaba katmamış” dedi. Antalya’nın bir ay sonra iklim zirvesine ev sahipliği yapacak olmasına da dikkat çekti.
PARA VAR, TERCİH BETONDAN YANA
Çözümün kamu kaynaklarının kullanımını değiştirmekten geçtiğini belirten Algedik, TÜİK verilerine göre yazlıklar hariç iki milyona yakın boş konut bulunduğunu söyledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2026’da asfalta ayıracağı 23,6 milyar lirayı da örnek gösterdi.
Boş konutların değerlendirilmesini; asfalt harcamalarının toplu taşımaya, yayalaştırmaya ve bisiklet ulaşımına yönlendirilmesini isteyen Algedik, ücretsiz toplu taşımanın trafik ve hane giderlerini azaltabileceğini belirtti.
Open Questions
- Elektrik akımından sorumlu yetkililer hakkında yasal işlem başlatıldı mı?
- Belediyeler altyapı yetersizliklerine karşı hangi somut adımları atacak?







