
İsrail'in iç siyasi krizleri ve Netanyahu yönetiminin Türkiye'ye yönelik stratejik hamleleri üzerine bir analiz.
Sabah Gazetesi yazarı, Türkiye'nin dış politika vizyonunu ve İsrail'in 27 Ekim seçimleri öncesinde Netanyahu'nun siyasi geleceğini kurtarmak için Türkiye'yi hedef alan stratejilerini değerlendiriyor.
AI-generated summary
İsrail'de 27 Ekim tarihinde yapılması planlanan seçimler ve Gazze'deki çatışmaların Netanyahu yönetimi üzerindeki siyasi baskısı.
BAŞLARKEN…
YENİ bir pencere açıyoruz. Kimi zaman sıcak gündemin perde arkasını, kimi zaman tebessüm ettiren sahneleri, kimi zaman hikayeleştirilmiş gerçekleri "sabah.com.tr" de yayımlanacak bu yazılarda bulacaksınız. Haberin ardındaki gizemli dünyayı, merak ettiğiniz diplomasi ve güvenlik konularının şifre çözümlerini sizlere aktaracağım.
Aslında, birlikte okuyacağız, birlikte yazacağız.
SABAH Gazetesi'nin "haberi yerinde takip" konusuna verdiği önem, uzun yıllardır dış politika ve milli güvenlik konularına odaklı çalışıyor olmam habercilik bağlamında şanslı hissettiğim hususlardan biri…
TÜRKİYE Yüzyılında ülkemiz dış politikasında ve bölgesel güvenlikte merkezi konumuyla dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve diğer Türk yetkililerin katılımıyla "dünya tarihinin kırılma noktası"nı temsil eden küresel zirve, toplantı ve programlar düzenleniyor. Türkiye'nin sözünün ağırlığının arttığı, çoğu zaman ana aktör olarak pozisyon aldığı "tarihi an"ların sayısı; küresel ve bölgesel dinamiklerin şekillendiği, yeni dünya düzeninin kurulduğu bu dönemde büyük artış gösterdi. Yani o anlar, gerçekten "tarihi"…
HADİ BAŞLAYALIM!
Dünya meselelerinin en ince detayına kadar incelendiği; binlerce kilometre uzakta yaşanan gelişmelere bile "bundan bize ne?" demeyen, deme lüksü de olmayan bir ülke Türkiye. İçinde bulunduğumuz dönemin en büyük çatışmaları yakın coğrafyasında gerçekleşirken, Ankara'nın radarının Asya-Pasifik'ten Latin Amerika'ya kadar uzanması da bundan.
Ama bir mevzu var ki… Türk dış politikasının da özellikle son üç yılın ana meselelerinden biri.
"Yüzyılın utancı."
İleride tarih kitaplarında şöyle anlatılacak:
"Bir zamanlar, insanların huzur ve barış içinde yaşamaması için her türlü zulmü yapmayı kendine hak gören bir devlet varmış. Yöneticileri, küçük siyasi hırsları uğruna yaşlıları, anneleri, babaları, bebekleri, doktorları, insani yardım çalışanlarını ve bu dramatik gerçekleri dünyaya duyurmaya çalışan gazetecileri dahi hedef almaktan geri durmamış. Şehirleri yıkmış, yakmış. Bütün bunlar cümle alemin gözü önünde olup bitmiş. Üstelik "koca koca devletler" ve uluslararası kurumlar, bu acı tablo karşısında gereken tepkiyi vermemiş.
Elbette "dur" diyenler de varmış.
Daha adil bir dünya için tüm imkanlarını seferber eden, diplomatik ve siyasi ağırlığını bu mücadele için kullanan bir devlet ve lideri başı çekiyormuş:
Türkiye.
Evet, ilk cümleden anlamışsınızdır. O soykırımcı devlet de İsrail.
Ve İsrail, bugünlerde Ankara'yı her zamankinden daha fazla hedef alıyor.
Sebebi ne?
27 Ekim'deki İsrail seçimleri!
Anketler, Gazze'deki savaşın başlıca siyasi sorumlularından biri olarak görülen Netanyahu'nun koltuğunun sallandığını gösteriyor. İktidarını kaybetmesi halinde yaptıklarının siyasi ve hukuki sonuçlarıyla karşılaşabileceğini bilen, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde hesap vermesi istenen Netanyahu yönetimi kendi kamuoyu nezdinde yeni düşmanlar yaratmanın ve dikkatleri başka yöne çekmenin hesabını yapıyor. Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu siyonist stratejinin hedeflerinden... Türlü nifak tohumları serperek, çapını aşan "şov"lara girişerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iftira atarak sandıktan çıkabileceğini düşünüyor. Ankara, Tel Aviv'in bu amaçla yaptığı hamlelerin 27 Ekim'e kadar artabileceğini öngörüyor.
Peki Türkiye neden agresif davranmıyor?
Çünkü şer şebekesinin istediği de tam olarak bu! Türk devletinin bin yıllık geleneğinin en önemli özelliklerinden birini, "vakar"ını kaybetmesi… Öfkeyle hareket etmesi ve İsrail'in kurduğu tuzağa düşmesi! Ancak, gayet iyi bilmelerine rağmen kör ihtirasları sebebiyle bir gerçeği gözden kaçırıyorlar: Türk devlet mekanizması ve kurumsal hafızası her şeyi kaydeder.
Her söz!
Her hamle!
Her adım!
AI outlook — possibilities, not facts
İsrail'in 27 Ekim seçimlerine kadar Türkiye'ye yönelik diplomatik ve siyasi hamlelerinin artması.
Likely · Within weeks

In the 'Turkish World Dialogues' panel held in Astana, the capital of Kazakhstan, integration between Turkish states, common cultural heritage and communication strategies in the digital age were discussed by academics and diplomats.
It has been reported that the US Secret Service has not updated its security protocols since 1991 and there have been 83 critical security vulnerabilities in the last 10 years. Three senior officials were placed on administrative leave in the investigation launched after the assassination attempt against Donald Trump.

CHP Deputy Chairman Berhan Şimşek came to the fore with the allegation that he used physical and psychological violence against Özlem Şanver, with whom he has been living together for 10 years. While the court issued a restraining order, Şimşek resigned from his membership in the Central Executive Board.

Retired Rear Admiral Yankı Bağcıoğlu called for the establishment of the Ministry of Maritime Affairs to solve the problems in Türkiye's maritime sector and protect strategic goals. Bağcıoğlu emphasized holistic policy on fisheries, seafarers and maritime security.
The Israeli administration destroyed hundreds of acres of agricultural land by uprooting olive trees for security reasons in the Arraba town in the north of the West Bank. Palestinian farmers describe this practice as part of the oppression and deportation policy.
CHP Deputy Chairman Berhan Şimşek came to the agenda with the allegation that he used violence against Özlem Şanver, with whom he has been living together for 10 years. After the security camera footage emerged, Şimşek resigned from his position as a member of the Central Executive Board.