İsrail ordusu, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Arraba beldesinde zeytin hasadı öncesinde yüzlerce dönüm tarım arazisini buldozerlerle dümdüz etti.
AI-generated summary
İsrail, 2005'te tahliye edilen bölgelerde yasa dışı yerleşimleri yeniden kurma ve genişletme kararları almaktadır. Bu durum, Filistin devletinin kurulmasını engelleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının arttığı işgal altındaki Batı Şeria'da Tel Aviv yönetimi de son yıllarda aldığı yeni yasa dışı yerleşim kararlarıyla statükoyu geri döndürülemez bir biçimde değiştirerek Filistin devletinin kurulmasını önlemeyi amaçlıyor.
Bu kapsamda İsrail, güneyine göre "direniş kültürünün" daha yüksek olduğu işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde; Cenin, Nablus ve Tulkerim kentlerinin bağlantısını kesmek için, 2005'te bölgeden tahliye edilen yasa dışı Yahudi yerleşimlerini tekrar kurma ve yeni yerleşimler inşa etme yönünde kararlar aldı.
Bir yandan Filistin topraklarını gasbedilip yeni yasa dışı yerleşimler kurulurken İsrail ordusu da sözde bu yerleşimlerin güvenliği için Batı Şeria'nın kuzeyinde faaliyetlerini son birkaç senede artırdı.
İsrail yönetimi bu çerçevede Cenin'in güneybatısındaki Arraba beldesinde yol kenarlarındaki arazileri düzleme ve ağaçları sökme kararı aldı. Filistinlilerin mağdur olmamak için zeytin hasadını bekleme talebi görmezden gelinerek onlarca dönüm arazide ağaçlar köklerinden söküldü.
İsrail buldozerlerinin, 223 dönüm alandaki tarım arazilerini ağaçları kökünden sökerek düzlediği bölgedeki arazi sahipleri, yaşadıkları sorunları AA muhabirine anlattı.
“Bu, baskı ve tehcir politikasının bir parçası”
Arazisindeki ağaçları kaybeden Filistinli Sami Bahbur, İsrail Bölge Koordinasyon ve İrtibat Bürosu’nun belediye aracılığıyla Arraba-Yabad yolunun kenarının “temizlenmesi” için ağaçların söküleceğini bildirdiğini, kendilerinin ise zeytin hasadının sonuna kadar birkaç hafta zaman talep ettiklerini aktardı.
Ancak taleplerinin kabul edilmediğini birkaç gün önce arazilerine geldiklerinde fark ettiklerini belirten Bahbur, “Bir de baktık ki hiçbir yanıt vermeden dozerleri indirmişler, tüm bu zeytin ağaçlarını kökünden sökmüşler." dedi.
İsrail’in insanların rızıkları ve mülkleriyle savaştığını dile getiren Bahbur, “Hedefleri sözde güvenlik bahanesiyle insanların rızıklarını elinden almak ve bu topraklardaki kalıcılık kaynağını ortadan kaldırmak olabilir.” ifadelerini kullandı.
Bahbur, tarım arazilerinin yüzyıllardır, İsrail işgalinin ise 1967’den beri var olduğunu, bölgede İsrail askerlerine saldırı olmamasına rağmen yollara bitişik tüm bölgelerde zeytin ağaçlarını kaldırmak, binaları ve seraları yıkmak istediklerini kaydetti.
Filistinli çiftçi, “Bu, baskı ve tehcir politikasının bir parçası. Tabii ki hiçbir mazereti yok. Zeytin ağaçları veya onun aracılığıyla herhangi bir güvenlik olayına neden olma imkânı yok.” diye konuştu.
Sökülen zeytin ağaçlarının bazılarının 150 yıllık olduğunu paylaşan Bahbur, “Burada kalmaktan ve bu toprağa kök salmaktan başka çare yok. Allah tazmin eder. Bu zeytini eken başkasını da eker. Sökülen ağaç miktarından kat kat fazlasını ekeceğiz.” şeklinde konuştu.
“Yerleşimciler bize rahatsızlık veriyor, işgal ordusu da onları koruyor”
Evinin hemen yanındaki arazisi dümdüz edilen Halil el-Fari ise kendisinin ve kardeşlerinin arazilerinin İsrail buldozerleri tarafından dümdüz edildiğini belirterek “Bunu inanılmaz gerekçelerle, yalan, düzmece bahanelerle yaptılar.” dedi.
Zeytin hasadına bir aydan az süre kalmasına rağmen istedikleri mühletin verilmediğini aktaran El-Fari, “Bizim geçim kaynağımız. Ailemin, akrabalarımın, kardeşlerimin ve çocuklarının geçim kaynağı. Hepsi zeytine ve zeytinyağına bel bağlamış durumda.” ifadelerini kullandı.
“Sürgün politikası, baskı, seçim propagandası.” diyen el-Fari, 2005’te yasa dışı Yahudi yerleşimlerinin boşaltılmasından sonra 20 yıl bölgede Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin olmadığını ve özgürce hareket edebildiklerini hatırlattı.
El-Fari, mart ayında Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin yeniden yasa dışı yerleşimlere döndüğünü, 200-300 metre mesafede bölgede bir askeri üs kurulduğunu ve yanında müstakil bir yasa dışı yerleşim oluşturulduğunu aktararak şunları söyledi:
“O zamandan beri yerleşimciler bize rahatsızlık veriyor. İşgal ordusu da onları koruyor. Bize küfrediyorlar. Bugün bile, sabah kişisel bir işte çalışırken bir yerleşimci geçti; bize sataşmaya, gülmeye, sövmeye başladı. Provokatifler. Biz kendi halimizdeyiz, kimseye bir şey yapmıyoruz. Biz buradayız, bu toprakta sabitiz. Bu bizim toprağımız."
Yıllardır yaşadığı toprakların elinden alınmaya çalışıldığını ve ağaçlarının söküldüğünü dile getiren El-Fari, “Sadece emirler var ellerinde, talimatları uyguluyorlar.” dedi.
Bölge sakinlerinden Amire Abdülfettah Nasır ise, “Zeytin ağacının ne suçu var. Ne savaşır, ne kavga eder, ne de kimseye zarar verir.” şeklinde konuştu.
Nasır, ailesinin gidecek başka bir yeri olmadığını ve zor koşullara rağmen halkın “topraklarında direndiğini” vurguladı.
Zeytin hasadı yaklaşırken artan tedirginlik
İşgal altındaki Batı Şeria'da zeytin hasadı yaklaşırken İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırıları nedeniyle tedirginlik hakim.
Arraba Belediye Başkanı Ahmed el-Arda, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beldede yaklaşık bin 500 dönümlük araziye erişimin 2023'ten beri yasak olduğunu belirtti.
Filistinli yetkili, ayrıca bölgede yeni kurulan "Emek Dotan" yasa dışı Yahudi yerleşimi yakınlarındaki bin 400 dönümlük arazinin ise İsrail'in uygulamaları ve yerleşimcilerin saldırıları nedeniyle zarar gördüğünü kaydetti.

In the 'Turkish World Dialogues' panel held in Astana, the capital of Kazakhstan, integration between Turkish states, common cultural heritage and communication strategies in the digital age were discussed by academics and diplomats.
It has been reported that the US Secret Service has not updated its security protocols since 1991 and there have been 83 critical security vulnerabilities in the last 10 years. Three senior officials were placed on administrative leave in the investigation launched after the assassination attempt against Donald Trump.

CHP Deputy Chairman Berhan Şimşek came to the fore with the allegation that he used physical and psychological violence against Özlem Şanver, with whom he has been living together for 10 years. While the court issued a restraining order, Şimşek resigned from his membership in the Central Executive Board.

Retired Rear Admiral Yankı Bağcıoğlu called for the establishment of the Ministry of Maritime Affairs to solve the problems in Türkiye's maritime sector and protect strategic goals. Bağcıoğlu emphasized holistic policy on fisheries, seafarers and maritime security.
CHP Deputy Chairman Berhan Şimşek came to the agenda with the allegation that he used violence against Özlem Şanver, with whom he has been living together for 10 years. After the security camera footage emerged, Şimşek resigned from his position as a member of the Central Executive Board.

COP31 President Minister Kurum, in his speech in Istanbul, drew attention to the gap between the need for climate finance and the available funds. The institution addressed the fight against climate change at the level of defense strategy and announced the Climate Implementation Bridge for concrete projects.