
COP31 Başkanı Bakan Kurum, iklim finansmanı uçurumunun kapatılması gerektiğini belirterek, savunma yatırımları ölçeğinde iklim güvenliği hamlesi çağrısında bulundu.
AI-generated summary
COP31 Zirvesi hazırlıkları kapsamında iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm stratejileri tartışılmaktadır.
Bakan Kurum konuşmasında, en son Nepal ve Çin'de yaşanan doğal afetlerin insan hayatı üzerindeki etkilerinin çok büyük olduğunu ve yaşanan bu olayların Kasım ayındaki COP31 Zirvesi'nde alınacak kararlar için ne kadar önemli olduğunu gösterdiğine dikkat çekti. "COP31, artık sözlerin yatırıma dönüştüğü, somut çözümlerin üretildiği tarihi bir zirve olacaktır" diyen Bakan Kurum, "Önümüzde bir hedefimiz var. Bu hedefe giden yolda, iklim adaleti ve finansman meselesini gündemin birinci sırasından asla düşürmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, iklim finansmanında dünyanın hedeflenen noktadan çok geride olduğuna işaret etti: İklim finansmanı ihtiyacımız 7.5 ile 9 trilyon dolar seviyesinde. Dünya için harcadığımız mevcut finansman ise yaklaşık 1.9 trilyon dolar. Bu farkı ben, bir uçurum olarak niteliyorum. Bu uçurumu gidermemiz gerekiyor. Bunun için de iklim meselesine sadece bir çevre meselesi olarak bakmaktan tamamen vazgeçmeliyiz. İklim meselesinin bir finans, kalkınma, yatırım ve teknoloji meselesi olduğunu, ortak küresel mücadele gerektirdiğini hafızamıza kazımalıyız.
Bakan Kurum, ülkelerin savunma yatırımları ile iklim değişikliği ile mücadele yatırımlarının benzer önemde olduğuna dikkat çekti: Bu noktada bir karşılaştırmalı analizimi ve çağrımı da yapmak istiyorum. Bildiğiniz gibi dünya, güvenlik konseptini yeniden kurmaktadır. NATO ülkeleri savunma ile bağlantılı yatırımlarını, milli gelirlerinin yüzde 5'ine kadar çıkaracak büyük bir dönüşüm başlatmıştır. Biz, benzer ölçekte bir hamleyi iklim güvenliği için de bekliyoruz. Çünkü, savunmaya ayrılan kaynak nasıl gelecekte ortaya çıkabilecek tehditlere karşı bugünden yapılan bir yatırım olarak görülüyorsa, iklim yatırımlarına da aynı stratejik gözle bakmak zorundayız. Soru bellidir, üzerinde yaşayacağımız güvenli bir dünya kalmadığında, ülkelerimizi savunmak için yaptığımız harcamaların ne anlamı kalır? Asıl mesele yalnızca ülkeleri savunmak değil; savunmaya değer, yaşanabilir bir dünyayı gelecek nesillere bırakmaktır.
COP31 Başkanı olarak dünya liderlerine çağrıda bulunan Bakan Kurum, "İklim meselesinde artık daha güçlü, daha cesur ve daha somut bir siyasi irade ortaya koymanın zamanı geldi de geçmiştir. Tüm dünya liderlerini; temiz enerjiye, elektrifikasyona, su güvenliğine, dirençli şehirlere ve yeşil sanayiye daha fazla kaynak ayırmaya ve bu dönüşümü hızlandıracak ortak bir küresel irade oluşturmaya acilen davet ediyoruz" dedi.
Bakan Kurum, iklim finansmanı ve yeşil dönüşümün sektörel yeni fırsatlar oluşturacağına işaret etti: Bundan sonraki büyük pazar, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm pazarı olacaktır. Bu dönüşüme bugün yatırım yapanlar, çok daha kısa sürede karşılığını almaya başlayacak; yeni iş alanlarına, yeni finansman kaynaklarına ve büyüyen pazarlara erkenden erişecektir. Önümüzdeki yıllarda birçok geleneksel sektör daralacak, bazı iş modelleri pazarını bütünüyle kaybedecek. Buna karşılık yeşil, temiz ve sürdürülebilir yatırımlar; ekonominin en canlı, en dirençli ve en uzun ömürlü alanları arasında yerini koruyacak. Yani geleceğin kazananları, bu dönüşümü uzaktan izleyenler olmayacak; bugünden yatırım yapanlar olacaktır. Önümüzde çok örnek var. Norveç'e bakalım. Dostumuz Norveç'te 2025 yılında satılan her 100 yeni otomobilin yaklaşık 96'sı elektrikliydi. 2026'da bu oran yüzde 97'nin üzerine çıktı, yüzde 100'e doğru gidiyor. Yani bir ülkenin otomotiv pazarı birkaç yıl içinde neredeyse tamamen elektrikli hale gelebildi. Bu örneği şu yüzden veriyorum; bu değişim, yalnızca otomobilin değişmesi anlamına gelmiyor. Şarj altyapısıyla, bataryaya erişimle, yazılımla, elektrik şebekesinden yeni servis modellerine kadar burada devasa bir elektrifikasyon pazarı doğuyor. Bugün bu dönüşümü gören ve yatırımını buraya yöneltenler, yarının pazarında yerini şimdiden alıyor.
Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı olarak gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanına ulaşma noktasında ilk adımı İklim Uygulama Köprüsü'nü oluşturarak attıklarını söyledi: Bu köprü sayesinde; ülkelerimizin, açıkladıkları ulusal iklim hedefleri ile bu hedeflerin uygulanması arasındaki boşluğu tamamen kapatmayı hedefliyoruz. Daha basit ifadeyle; ihtiyacı olan ülkeyle çözümü sunan finansmanı, bu köprünün tam ortasında el sıkıştıracağız. Hedefimiz net. Ülkelerin iklim ve kalkınma önceliklerini, finansman sağlanabilecek somut proje portföylerine dönüştüreceğiz.
İklim Uygulama Köprüsü'nün önemli uygulamalarından birinin de Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti (SURFF) olduğunu kaydeden Bakan Kurum, "İLBANK tarafından, İklim Değişikliği Başkanlığımız ve COP31 Başkanlığımız ile birlikte geliştirilen SURFF, yeni bir fon değildir. SURFF; finansmanı, proje hazırlama kapasitesini ve uygulamayı bir araya getiren bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır. Amacımız, yerel yönetimlerin proje geliştirme kapasitesini güçlendirmek ve şehirlerin ihtiyaçlarını finansmana hazır yatırımlara dönüştürmektir. Türkiye'de geliştirilen bu yaklaşımın, uluslararası iş birlikleriyle güçlenerek farklı ülkelerde ve şehirlerde de kullanılabilecek bir modele dönüşmesini hedefliyoruz. İklim Uygulama Köprüsü ve SURFF ile iklim hedeflerini uygulanabilir ve finansmana hazır yatırımlara dönüştüreceğimize olan inancımız tamdır" ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, COP31 kapsamında iklim finansmanına erişimde özel sektörün gücünün de önemli olduğuna dikkat çekerek, "Biz bu kritik ihtiyacı gördük ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini Başkanlığımızı, 'İş Dünyası Temsilcisi' olarak görevlendirdik. TOBB, 12–13 Kasım tarihlerinde Liderler Zirvesi ve Finans Günü ile eş zamanlı olarak İş Dünyası Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. Bu yapı sayesinde finans kuruluşlarını, yatırımcıları, şirketleri ve proje sahiplerini aynı zeminde buluşturacağız. İnşallah bu sayede finansmanla uygulama arasındaki büyük mesafeyi kapatacağız" şeklinde konuştu.
Bakan Kurum, COP31 sürecindeki başarının tarifini yaparak, "Bana soruyorlar, 'başarı sizce nedir?' Ben de dostlarımıza diyorum ki; 'Benim yaşam tarzıma, hizmet anlayışıma ve duruşuma göre başarı; COP31'de aldığımız her kararın kayıtsız ve şartsız; hemen ve acilen uygulanmasıdır.' Ne demişler, 'En güzel söz, eylemektir; en güzel ses, yapmaktır.' Bu uygulama yolculuğu bugün, burada İstanbul'da sizlerle birlikte yeniden başlıyor. Lütfen adımlarınızı atarken şunun bilincinde olun, bugün birlikte vereceğimiz doğru kararların nimetinden, isimlerimizi hiçbir zaman bilmeyecek çocuklar yararlanacak. Finans dünyasının gücünü insanlığın ortak geleceğiyle buluşturalım. Sermayemizi, yalnızca bugünün kazancına değil, yarının yaşamına da aktaralım" diye konuştu.
AI outlook — possibilities, not facts
TOBB tarafından 12-13 Kasım'da İş Dünyası Zirvesi düzenlenecek.
Very likely · Within weeks

In the 'Turkish World Dialogues' panel held in Astana, the capital of Kazakhstan, integration between Turkish states, common cultural heritage and communication strategies in the digital age were discussed by academics and diplomats.
It has been reported that the US Secret Service has not updated its security protocols since 1991 and there have been 83 critical security vulnerabilities in the last 10 years. Three senior officials were placed on administrative leave in the investigation launched after the assassination attempt against Donald Trump.

CHP Deputy Chairman Berhan Şimşek came to the fore with the allegation that he used physical and psychological violence against Özlem Şanver, with whom he has been living together for 10 years. While the court issued a restraining order, Şimşek resigned from his membership in the Central Executive Board.

Retired Rear Admiral Yankı Bağcıoğlu called for the establishment of the Ministry of Maritime Affairs to solve the problems in Türkiye's maritime sector and protect strategic goals. Bağcıoğlu emphasized holistic policy on fisheries, seafarers and maritime security.
The Israeli administration destroyed hundreds of acres of agricultural land by uprooting olive trees for security reasons in the Arraba town in the north of the West Bank. Palestinian farmers describe this practice as part of the oppression and deportation policy.
CHP Deputy Chairman Berhan Şimşek came to the agenda with the allegation that he used violence against Özlem Şanver, with whom he has been living together for 10 years. After the security camera footage emerged, Şimşek resigned from his position as a member of the Central Executive Board.