
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 81. oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze saldırılarını 'devlet terörü' olarak nitelendirdi, Filistin Devleti'nin tanınmasını teklif etti ve Güvenlik Konseyi reformu çağrısında bulundu.
AI-generated summary
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 81. oturumu New York'ta gerçekleşirken, Gazze'de İsrail-Filistin çatışması şiddetini artırarak uluslararası gündeme oturtu. Erdoğan, bu toplantıda 16. kez BM Genel Kurulu'na hitap ediyor.
Dünyanın gözü New York'ta. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 81'nci kez toplandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na 16'ncı kez hitap ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nun başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlara hayırlı olmasını Rabb'iimden niyaz ediyorum.
On yıla yakın süredir Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini tarafsızlıkla, hepsinden önemlisi cesaretle yürüten kıymetli dostum Sayın Guterres'e çabalarından dolayı tebriklerimizi, teşekkürlerimizi iletiyorum.
Öncelikle bir üzüntümü ifade etmek isterim. Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti'nin değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Bilinmesini isterim ki Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi, özgür ve egemen Filistin Devleti'nin sesi olacak BM kürsüsünden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle bugün bir kez daha Filistin Devleti'ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.
"İNSANLIK GÜÇLÜ İRADENİN HAYAT BULACAĞI GÜNLERİ HASRETLE BEKLİYOR"
Sayın Başkan, değerli üyeler. 26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Anlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: “Biz Birleşmiş Milletler halkları, bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve anlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik.” demişlerdi.
Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti. Ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.
İSRAİL'İN DEVLET TERÖRÜ
Öyle çok uzağa gitmeye gerek yok. Sadece son bir yıldaki tabloya göz atmak kâfidir. Bakınız, geride bıraktığımız 12 ay, 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a 250 bin insan hayatını kaybetti. Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşadı. Yüz binlercesi doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı.Yalnızca Gazze'de son üç yılda, çoğu çocuk ve kadın, 74 bin kardeşimiz İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu. Gazze halkı hâlen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor, eşlerinin, çocuklarının, anne babalarının naaşlarını çıkarıyor. İsrail'in saldırılarında ellerini, ayaklarını kaybetmiş masum yavrular, tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor.
Gazze'deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70'inden fazlası şu anda hizmet veremiyor. Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak bu kürsüden bizim için, vicdanımız parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım: Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir.
"BU TAYYİP ERDOĞAN'IN ŞAHSİ MESELESİ DEĞİLDİR, İNSANİ MESELEDİR"
Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır. Başkan Trump'ın gayretleri ve bizim de dâhil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1.500'ü aşmıştır. İsrail Hükümeti işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria'da ise yerleşimci terörünün en ağır dönemini yaşıyoruz. Kudüs'te Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekânlara erişimi engelleniyor. Hepimizin ortak girişimi olan UNRWA yok edilmek isteniyor. Şimdi, değerli dostlarım, bugün kalbimle, kelamım mağarasına yine perde koymadan bazı gerçekleri burada açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın. Kimse gücenmesin, alınmasın.
Bu, Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. Bu, insani bir meseledir. Hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan, yüreğinde merhamet, şefkat olan, insan ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.
"DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR"
Güvenlik Konseyi dünya 5'ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir. Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan adil düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. Bazı temel prensipleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Yapanın yanına kâr kaldığı, cezasızlığın sıradanlaştığı sistem çürümeye mahkumdur.
Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Unutulmasın ki, yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur.
İkinci olarak, uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Türkiye olarak bu ülkeyle hareket ettiğimiz Karadeniz Tahıl Koridoru gibi her konuda netice aldık. Hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk.
Üçüncü olarak, iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih bize acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir.
Dördüncü olarak, dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz bunun yolunun ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısızlıktan geçtiğine inanıyoruz. Birbirine yollarla, ticaretle, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar eninde sonunda huzur ve istikrarda birleşecektir.
Son olarak, insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Bilinmelidir ki tekno-kutuplaşma ve dijital hegemonya ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır. Kıymetli delegeler, Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmıyoruz. Attığımız her adımda daha adil ve insani bir uluslararası sistemin arayışındayız. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla Pakistan ve Suudi Arabistan'la kurduğumuz savunma ittifakıyla hem aramızdaki dayanışmayı perçinliyor hem de bölgemizdeki sorunlara bölge içerisinden çözümler üretmeyi amaçlıyoruz. Körfez'de fitili ateşlenen çatışma ve savaş ortamının sona erdirilmesi için ilgili aktörlerle yürüttüğümüz çabalarımız sürüyor.
AI outlook — possibilities, not facts
BM Güvenlik Konseyi reformu tartışmaları prosses içinde devam edecek vealternatif karar mekanizmaları önerilebilir.
Possible · Within months
Gazze'de umaniter yardım koridorları genişletilecek ve yeniden inşaat çabaları hızlanacak.
Likely · Within weeks

Minister of Internal Affairs Mustafa Çiftçi announced that 18 accounts were identified by the Department of Combating Cyber Crimes against provocative and disinformative posts about the armed attack in Manisa and that he requested the removal of content and blocking of access to 47 URL addresses.

Addressing the 81st session of the United Nations General Assembly for the 16th time, President Recep Tayyip Erdoğan increased criticism against Israel in his speech, supported the establishment of the State of Palestine and emphasized that he would not remain silent against global injustices.

Ambassadors of EU member states gathered in Brussels and agreed to extend Russian sanctions imposed on more than 3 thousand individuals and organizations for 36 months. Slovakia and France wanted Usmanov to be removed from the list, Luxemburg wanted Fridman to be removed from the list, Latvia vetoed it, but the decision was taken with no abstentions in the final vote.
President Erdoğan spoke at the 81st UN General Assembly on the sovereignty of Palestine, the humanitarian crisis in Gaza, the necessity of UN reform, the security of Syria, the international recognition of the TRNC and the organization of COP31 in Antalya.

Addressing the 81st session of the United Nations General Assembly for the 16th time, President Recep Tayyip Erdoğan described Israel's attacks on Gaza as state terrorism, supported the new process in Syria, and brought up issues such as UN Security Council reform and the COP31 summit in Antalya for climate justice.

Ambassadors of EU member states gathered in Brussels and agreed to extend Russian sanctions imposed on more than 3 thousand people and organizations for 36 months. Slovakia and France wanted Usmanov to be removed from the list, and Luxemburg wanted Fridman to be removed from the list, while Latvia opposed these inferences and used a veto. The decision was taken with Latvia abstaining in the final vote.