Eski İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Vatikan Büyükelçisi Olarak Roma’da Konuştu
Quick Look
- Eski İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Vatikan Büyükelçisi olarak Roma’da Caritá Politika laik cemaat hareketinin etkinliğinde konuştu.
- Konuşmasında tüketim kültürünü eleştirdi, farklılıklarla barış içinde yaşama çağrısı yaptı ve din ile diplomasi’nin ötekini tanıma rolünü vurguladı.
AI-generated summary
Why It Matters
Fahrettin Altun, önceki görevde daha sert söylemiyle知名di. Bu konuşmasında daha ılımlı ve filozofik bir ton benimsedi.
Eski İletişim Başkanı, bugünün Vatikan Büyükelçisi Fahrettin Altun, Roma’da, Caritá Politika laik cemaat hareketinin etkinliğinde konuştu.
Altun, önceki görevindeki açıklamalarının aksine ılımlı mesajlar verdi. Fahrettin Altun, konuşmasının görüntülerini sosyal medya hesabından yayınladı.
"FARKLILIKLARLA BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK"
“İnsanlık, farklılıklarını koruyarak barış içinde birlikte yaşamayı öğrenebilir mi?” diyerek sözlerine başlayan Altun, “Jeopolitik krizlerin temelinde çok daha derin bir kriz, yani antropolojik ve ahlaki bir kriz yatıyor. Geç kapitalist modernite, insanı sahip oldukları, tükettikleri veya arzuladıkları üzerinden tanımlıyor. Modernliğimizin ve çağdaş tüketim kültürümüzün en güçlü varsayımlarından biri şaşırtıcı derecede basittir: Daha fazlasına sahipseniz daha mutlu olursunuz, daha fazla tüketirseniz daha tatmin olmuş hissedersiniz. Ancak etrafımıza baktığımızda, insan deneyimi bize çok ama çok farklı bir şey söylüyor. Çünkü arzunun doğal bir sonu yoktur. Eğer mutluluğu arzularımızın tatmin edilmesi olarak tanımlarsak, mutlu olabilmek için bu arzuları çoğaltma eğilimine gireriz. Oysa bu durum, tatmin olmayı yalnızca daha da zorlaştırır. Bana kalırsa bu, çağımızın, içinde bulunduğumuz dönemin en büyük paradokslarından biridir” ifadelerini kullandı.
Dinlerin insanlara sadece bir tüketici olmadığını anımsattığını dile getirdi.
‘DİPLOMASİ ÖTEKİNİN VARLIĞINI TANIMAKTIR’
Dinler sayesinde farklılıklar içerisinde yaşamanın kolaylaştığını savunan Altun, diplomasinin de benzer bir işlevi olduğunu belirterek, “Bir farklılık ile karşılaştığımızda aslında iki seçeneğimiz var. Ötekini bir tehdit olarak algılayabiliriz ya da onu tanımaya çalışabiliriz. Birincisi korku üretirken, ikincisi diyaloğu mümkün kılar. Diplomasi, ötekinin varlığını tanıma sanatıdır. Birini mutlaka aynı fikirde olmadan dinlemek anlamına gelir. Kişinin, kendi kimliğinden ödün vermeden, başka bir toplumu anlaması manasına gelir. Farklılıklar yokmuş gibi davranmadan, ortak zemin aramak anlamına gelir. Müslüman, Müslüman kalabilir. Hıristiyan, Hıristiyan kalabilir. İnanan ve inanmayan, kendi inançlarına sadık kalabilir. Yine de insan onurunda buluşabilirler. Bir olmak, tek tipliği gerektirmez” diye konuştu.
‘RADİKAL KİMLİK SİYASETİNE KARŞIYIZ’
Altun, sözlerini, “Bir yandan çok güçlü, tek tipleştirici bir küresel kültürümüz var. Öte yandan, radikal kimlik siyasetinin farklı biçimlerine sahibiz. Ama üçüncü bir yola ihtiyacımız var: Tek tip olmadan topluluk olmak. Düşmanlık olmadan farklılıklar... Dışlama olmadan kimlikler...” şeklinde sürdürdü. Papa 10. Pius’un “İnsan olmak ne demek” sözlerini anımsatan Altun, “Birbirimize ne borçluyuz? Adalet nedir? Özgürlük nedir? Gerçek nedir? Ve sonuç nedir? Bir hayatı anlamlı kılan nedir? Teknoloji bu soruları bizim için cevaplayabilir mi? Hayır. Piyasalar cevaplayamaz. Güç cevap veremez. Bunlar felsefe, etik ve dini gerektiren sorulardır. Bayanlar ve baylar, din ve diplomasinin bugün dünyaya bunları sunabileceğine inanıyorum. İnsanlar kendi başına değerli bir şekilde yaratılmamıştır. İnsanlığımız, başkalarına karşı sorumluluk yoluyla anlamlı hale gelir. Ve barış tam olarak o noktada başlar” dedi.
Open Questions
- Altun’un bu tür etkinliklere devam etme planı var mı?
- Vatikan Büyükelçiliği olarak bu tür laik örgütlerle işbirliği sıklığı nedir?







