
AI-generated summary
Yeni bir araştırma, Mezopotamya uygarlıklarının gelişiminde kritik rol oynayan Fırat Nehri'nin yaklaşık 1,6 milyon yıl önce nasıl oluştuğu ortaya çıktı.
National Geographic'te yayımlanan araştırmaya göre günümüzde Türkiye ve Suriye topraklarında akan Fırat'ın öncülleri olan Karasu ve Murat nehirleri, yaklaşık 5,4 milyon yıl önce Akdeniz'e dökülüyordu. Ancak milyonlarca yıl boyunca yaşanan tektonik değişimler, bu nehirlerin yataklarını değiştirerek sonunda birleşmelerine yol açtı.
1,6 MİLYON YIL ÖNCE BİRLEŞTİ
Bilim insanları, Murat Nehri'nin yaklaşık 3,6 milyon yıl önce yön değiştirdiğini, Karasu Nehri'nin ise yaklaşık 800 bin yıl sonra yeni bir yatağa yönlendirildiğini belirledi. İki nehir, yaklaşık 1,6 milyon yıl önce birleşerek günümüzdeki Fırat Nehri'ni oluşturdu ve güneydoğuya doğru akarak Basra Körfezi'ne ulaşmaya başladı.
Araştırmanın başyazarı ve Chevron şirketinde kıdemli sismik stratigraf olarak görev yapan Andrew Madof, modern kara yapısının ve deniz altında gömülü tortuların antik Fırat Nehri'nin izlerini günümüze kadar koruduğunu söyledi.
Madof, "Paleo-Murat ve Paleo-Karasu nehirleri yön değiştirip birleşmeseydi, Verimli Hilal'in bugün bildiğimiz şekilde oluşup oluşmayacağı belirsizdi" dedi.
MEDENİYETLERİN YÜKSELİŞİNDE KRİTİK ROL OYNADI
"Uygarlığın beşiği" olarak da anılan Bereketli Hilal, günümüz Mısır'ından Irak'ın güneydoğusuna kadar uzanan yay şeklindeki bölgeyi kapsıyor.
Live Science’den edinilen bilgilere göre bölgenin doğu bölümünü oluşturan Mezopotamya'da yer alan Fırat ve Dicle nehirleri, kurak coğrafyada verimli tarım alanları yaratarak yaklaşık 6 bin yıl önce Sümerler ve Asurlular gibi ilk büyük uygarlıkların gelişmesine zemin hazırladı.
3 BİN KİLOMETRE UZUNLUĞUNDA
Yaklaşık 3 bin kilometre uzunluğundaki Fırat Nehri'nin kökeni ise bugüne kadar net olarak açıklanamamıştı.
Bazı teoriler nehrin Akdeniz'e dökülen tek bir nehirden evrimleştiğini, bazıları ise Arap Yarımadası'nda sonlanan farklı bir su sisteminden kaynaklandığını öne sürüyordu.
Ancak Nature Geoscience dergisinde yayımlanan yeni çalışma, Fırat'ın tek bir nehirden değil, iki büyük akarsuyun birleşmesinden doğduğunu gösterdi.
‘AKDENİZ'İN KURUDUĞU DÖNEMİN İZLERİ BULUNDU’
Araştırmacılar, Fırat'ın jeolojik geçmişini ortaya çıkarmak için sismik veriler, uydu görüntüleri ve arazi haritalarından yararlandı.
Lübnan açıklarında deniz tabanı altında gömülü halde bulunan 5 ila 6 milyon yıllık nehir tortularını inceleyen ekip, bunları Türkiye açıklarında daha önce tespit edilen benzer yaşlı tortularla karşılaştırdı.
Bu incelemeler sonucunda Paleo-Karasu ve Paleo-Murat adı verilen iki ayrı antik nehir sistemi belirlendi.
Araştırmaya göre söz konusu nehirler, yaklaşık 700 bin yıl süren ve Akdeniz'in büyük bölümünün kurumasına neden olan Messiniyen Tuzluluk Krizi sırasında ve sonrasında Akdeniz'e akıyordu.
Akdeniz yaklaşık 5,33 milyon yıl önce yeniden dolduğunda, nehirlerin deniz tabanında bıraktığı vadiler ve tortular su altında kaldı. Yeni araştırma da bu kalıntıları ortaya çıkardı.
Madof, ‘Aslında deniz altında gömülü antik Fırat'ın ayak izlerini takip ederek bunların karada yeniden ortaya çıktığı noktaları birbirine bağladık’ ifadelerini kullandı.
‘HER İKİ NEHİR DE BUGÜNKÜ NİL'DEN DAHA BÜYÜKTÜ’
Bilim insanları ayrıca Paleo-Karasu ve Paleo-Murat nehirlerinin taşıdığı tortu miktarlarını modelleyerek büyüklüklerini hesapladı.
Sonuçlar, birleşmeden önce her iki nehrin de günümüzdeki Nil Nehri'nden daha büyük olduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılar, bazı kesimlerin milyonlarca yıl boyunca büyük ölçüde değişmeden kaldığını, bazı bölgelerde ise nehir yataklarının tamamen farklı yönlere kaydığını belirledi.
Bu değişimlerin yalnızca bölgenin coğrafyasını değil, Afrika'dan Levant üzerinden diğer bölgelere göç eden memelilerin izlediği rotaları da etkilemiş olabileceği ifade edildi. Çünkü nehir sistemleri, göç yollarındaki su kaynaklarının dağılımını belirliyordu.
Araştırmacılar, Fırat Nehri'nin oluşum sürecinin anlaşılmasının, su kaynaklarındaki büyük ölçekli değişimlerin coğrafyaları nasıl şekillendirdiğini ve yaşamın gelişmesi için gerekli koşulları nasıl etkilediğini anlamaya yardımcı olacağını vurguladı.
NASA, Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu'nu Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden SpaceX'e ait Falcon roketiyle fırlattı. 4,3 milyar dolarlık teleskobun evrendeki galaksileri ve gezegenleri incelemesi hedefleniyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi, 18-20 Ağustos'ta Marmara Denizi'nde yaşanan 185 depremi yapay zeka ile inceledi. Uzmanlar, sarsıntıların doğrudan Adalar Fayı üzerinde değil, fayın kollarında gerçekleştiğini ve büyük bir depremin habercisi olmadığını belirtti.

Marmara Denizi'nde 18-20 Ağustos'ta meydana gelen 185 depremin ardından uzmanlar, sarsıntıların Adalar Fayı'nın kollarında gerçekleştiğini ve rutin bir sismik aktivite olduğunu belirtti. Uzmanlar, bu depremlerin büyük bir kırılmayı tetikleyeceği yönünde bilimsel bir kanıt olmadığını vurguladı.

Dokuz Eylül Üniversitesi uzmanları, 18-20 Ağustos'ta Marmara Denizi'nde yaşanan 185 depremin Adalar Fayı üzerinde değil, fayın kollarında bir 'deprem fırtınası' şeklinde gerçekleştiğini açıkladı. Uzmanlar, bu sarsıntıların büyük bir depremin öncüsü sayılamayacağını belirtti.

DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve Arş. Gör. Dr. Can Eytemiz, Marmara Denizi'nde kaydedilen 185 depremle ilgili yapay zeka destekli sismolojik analiz yaptı.
Dokuz Eylül Üniversitesi'nin çalışmasına göre, 18-20 Ağustos'ta Marmara Denizi'nde meydana gelen 185 deprem Adalar Fayı üzerinde değil, kollarında gelişen deprem fırtınası niteliği taşıyor.