554 metre derinlikteki enkaz, Türk Deniz Kuvvetleri'nin ileri teknoloji sistemleri ve robotik araçlarıyla inceleniyor.
Girne açıklarında batan 'Filo Jet' isimli yolcu gemisinin 554 metre derinlikteki enkazı, TCG Işın ve TCG Alemdar gemilerinin kullandığı ileri teknoloji sonar, ROV ve dinamik konumlandırma sistemleriyle aranıyor.
AI-generated summary
30 Ağustos'ta Girne-Taşucu seferini yapan Filo Jet isimli yolcu gemisi, su alarak alabora oldu. Enkazın 554 metre derinlikte olduğu tespit edildi.
Girne'de batan yolcu gemisinin enkazında arama-kurtarma çalışmaları Türk Deniz Kuvvetleri'nin ileri teknoloji sistemleriyle yürütülüyor.
30 Ağustos’ta KKTC’nin Girne Limanı ile Mersin’in Taşucu Limanı arasında sefer yapan Filo Jet isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, Girne’den ayrıldıktan kısa süre sonra ön kısmından su almaya başladı. Gemi limana dönmeye çalışırken alabora olarak battı.
Kazanın ardından başlatılan arama-kurtarma çalışmalarında yüzeydeki ekiplerin yanı sıra, deniz tabanındaki enkaza ulaşmak için Türkiye’den özel kabiliyetlere sahip TCG Işın ve TCG Alemdar bölgeye gönderildi. Enkazın konumu 554 metre derinlikte tespit edildi.
554 metre derinlik neden kritik?
554 metre, geleneksel insanlı dalış yöntemlerinin kullanılmasını son derece zorlaştıran bir derinlik.
Derinlik arttıkça su basıncı yükselirken dalgıçların maruz kaldığı fizyolojik riskler ve dekompresyon gereksinimleri de artıyor. Bu nedenle operasyonun kritik bölümünde insanların doğrudan enkaza indirilmesi yerine uzaktan kumandalı su altı araçları (ROV) kullanılıyor.
ROV’lar yüzeydeki gemiden kablo üzerinden kontrol ediliyor. Operatörler araç üzerindeki kameralar ve sensörlerden gelen görüntüleri gerçek zamanlı olarak izleyerek enkaz çevresinde hareket edebiliyor, aranan kişileri veya nesneleri tespit edebiliyor ve gerektiğinde manipülatör kollarıyla nesneleri kavrayabiliyor.
Bu operasyon için kullanılan ROV’lardan biri 1.000 metre derinliğe kadar çalışabiliyor ve 135 kilograma kadar yükü yüzeye çıkarabiliyor. Termal kameralarla donatılan sistem, yalnızca kurtarma değil aynı zamanda görüntüleme amacıyla da kullanılıyor.
İlk aşamada görev TCG Işın’ın
Operasyonun önemli aşamalarından biri, enkazın tam konumunun belirlenmesiydi.
1 Eylül’de bölgeye ulaşan TCG Işın, robotik sistemleriyle deniz tabanını taramaya başladı. Geminin ilk görevi yalnızca enkazı bulmak değildi. Batığın çevresinin incelenmesi, geminin konumunun belirlenmesi ve ROV’un güvenli şekilde girebileceği noktaların tespit edilmesi de gerçekleştirildi.
TCG Işın’da yaklaşık 60 personel görev yaparken, operasyon kapsamında 15 özel ihtisaslı birinci sınıf dalgıç da hazır bulundu.
Ancak 554 metre derinlikte asıl yük robotik sistemlerin üzerinde.
Deniz tabanı sonarlarla tarandı
Enkazın bulunmasında iki farklı sonar teknolojisi kritik rol oynadı:
Yandan Taramalı Sonar
Yandan Taramalı Sonar (YTS), deniz tabanının iki yanındaki alanı akustik sinyallerle tarayarak çevredeki nesnelerin konumlarını belirlemek için kullanılıyor.
Sistem, özellikle deniz tabanındaki batık, metal parçaları veya diğer anormalliklerin tespit edilmesinde önemli.
TCG Işın üzerindeki YTS, 1.000 metre derinliğe kadar nesnelerin konumlarının belirlenmesine imkan sağlıyor.
Bu sistem sayesinde yüzeyden bakıldığında görünmeyen deniz tabanı, akustik olarak taranabiliyor.
Çok Bimli İskandil Sistemi
Operasyonun diğer önemli sensörü ise Çok Bimli İskandil Sistemi (ÇBİS).
ÇBİS, deniz tabanına aynı anda çok sayıda akustik ışın göndererek geniş bir alanın üç boyutlu olarak haritalanmasına imkan tanıyor.
TCG Işın’daki sistemin 3.000 metre çalışma derinliğine sahip olduğu belirtiliyor. Böylece yalnızca geminin bulunduğu nokta değil, çevresindeki deniz tabanının yapısı da ayrıntılı şekilde incelenebiliyor.
Bu iki teknolojinin birlikte kullanılması, arama alanının sistematik biçimde daraltılmasını sağladı ve gemi enkazının yerinin 2 Eylül’de tespit edilmesine yardımcı oldu.
TCG Alemdar devreye girdi
Enkazın bulunmasının ardından operasyonun ikinci aşaması başladı.
TCG Alemdar, 2 Eylül’de bölgeye konuşlandırılarak 554 metre derinlikte bulunan enkaza yönelik robotik kurtarma çalışmalarına başladı. Gemi, kayıp kişilerin bulunması ve yolcu gemisinin kara kutusunun çıkarılması amacıyla 24 saat esasına göre faaliyet yürütüyor.
4.200 ton deplasmana sahip TCG Alemdar, denizaltı kurtarma ve su altı operasyonları için tasarlanmış bir platform. Gemideki ROV ve sonar sistemleri, derin sulardaki operasyonların yürütülmesinde kullanılıyor. Ayrıca gemide ambulans helikopter operasyonları için bir platform bulunuyor.
ROV’un görevi sadece görüntü almak değil
Bu operasyonun en dikkat çekici teknolojisi ROV.
Uzaktan kumandalı su altı aracı, yüzeydeki operatörlerden gelen komutlarla enkaza doğru ilerliyor. Araç üzerindeki kameralar sayesinde operatörler, 554 metre derinlikte insan gözünün ulaşamayacağı görüntüyü yüzeye taşıyor.
Ancak sistemin kabiliyeti bununla sınırlı değil.
ROV üzerindeki manipülatör kolları, batık nesnelerin güvenli şekilde kavranmasına ve gerektiğinde yüzeye çıkarılmasına imkan sağlıyor.
Bu nedenle ROV, operasyonun hem “gözleri” hem de “elleri” olarak görev yapıyor.
Ayrıca termal kamera gibi sensörler, düşük görüş koşullarında çevrenin değerlendirilmesine yardımcı oluyor.
554 metrede gemi nasıl sabit tutuluyor?
Derin deniz operasyonlarında yalnızca ROV’un kabiliyetleri yeterli değil. ROV’un bağlı olduğu yüzey gemisinin de mümkün olduğunca sabit kalması gerekiyor.
Burada Dinamik Konumlandırma Sistemi (DP) devreye giriyor.
Sistem; geminin konumunu, yönünü ve hareketini sensörlerle sürekli takip ederek itki sistemlerini otomatik biçimde yönetiyor. Böylece rüzgar, dalga ve akıntı gibi dış etkenlere rağmen geminin operasyon bölgesindeki konumu korunabiliyor.
Bu özellik, yüzlerce metre uzunluğundaki ROV kablosunun kontrol edilmesi açısından da kritik.
Çünkü geminin birkaç metre dahi sürüklenmesi, su altında bulunan ROV’un konumunu değiştirebilir ve aracın enkaza yaklaşmasını zorlaştırabilir.
TCG Işın ayrıca 600 metre derinliğe kadar dört noktadan demirleme kabiliyetine sahip. Bu da operasyon sırasında alternatif bir sabitleme yöntemi sunuyor.
Asıl mühendislik problemi: yüzlerce metrelik kablo
554 metre derinlikte ROV operasyonu, yüzeydeki bir kumandayı su altındaki robota göndermekten çok daha karmaşık.
ROV ile gemi arasındaki kablonun uzunluğu arttıkça akıntının kablo üzerindeki etkisi de büyüyor.
Kablo fazla gevşerse su altında sürüklenme ve takılma riski artıyor. Fazla gerilirse ROV’un hareket kabiliyeti kısıtlanabiliyor.
Bu nedenle operasyon sırasında aynı anda;
Geminin konumu,
ROV’un derinliği,
ROV’un yönü,
Kablo geometrisi,
Deniz akıntıları,
ROV’un itki gücü,
Enkazın konumu,
Manipülatör kollarındaki yük
takip ediliyor.
AA’nın operasyon bölgesindeki incelemesine göre yüzey gemisinin hareketi, akıntılar, ROV’un itki gücü, kablonun konumu ve kaldırma sistemindeki yüklerin aynı anda yönetilmesi gerekiyor.
Bu nedenle operasyon, klasik bir arama-kurtarma faaliyetinden ziyade derin deniz robotik operasyonu niteliği taşıyor.
9 gemi ve 11 hava aracı görev yapıyor
Operasyon yalnızca TCG Işın ve TCG Alemdar ile sınırlı değil.
Türk Deniz Kuvvetleri unsurlarının yanı sıra bölgede toplam 9 gemi ve 11 hava aracı ile sahil şeridi, deniz yüzeyi, deniz tabanı ve batık çevresinde arama faaliyetleri yürütülüyor. Çalışmalar gece de dahil olmak üzere 24 saat esasına göre devam ediyor.
Bu yapı, arama operasyonunun farklı katmanlara ayrıldığını gösteriyor:
Hava araçları → yüzey taraması → sonarlarla deniz tabanı taraması → ROV ile enkaz incelemesi → manipülatörlerle kurtarma.
Böylece kayıpların bulunması için farklı sensörlerden elde edilen bilgiler aynı operasyon içerisinde değerlendiriliyor.
Teknoloji neden bu kadar önemli?
Bu kazadaki operasyon, Türkiye’nin derin deniz arama-kurtarma kapasitesinin ulaştığı noktayı da gösteriyor.
554 metre derinlikte insanlı dalış yerine robotik sistemlerin kullanılması, yüksek basınç altında çalışabilen ROV’ların ve bunları yönlendirebilen gemilerin önemini ortaya koyuyor.
Buradaki en kritik nokta ise tek bir teknoloji değil; sonar + çok bimli iskandil + ROV + dinamik konumlandırma + insanlı uzman ekiplerin birlikte çalışması.
Önce sonarlar geniş bölgeyi tarıyor, ÇBİS deniz tabanını haritalıyor, enkazın konumu belirleniyor. Ardından ROV görüntüleme ve fiziksel müdahale görevini üstleniyor. Yüzeydeki gemi ise DP sistemiyle operasyon alanını koruyor.
Bu nedenle Filo Jet operasyonu, derin deniz arama-kurtarma teknolojilerinin sahada nasıl birlikte kullanıldığını gösteren dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.

Emre Wild, Chief Engineer of Türkiye's 5th generation fighter aircraft KAAN, announced that the aircraft was developed with high maneuverability and stealth capabilities, in the same league with the most advanced air superiority platforms around the world.
3 ballistic missiles were launched by the Houthis against the Yemeni city of Taiz in the morning. While there was no loss of life in the attack, panic occurred among the city's residents.
The Ministry of National Defense reported that search and rescue efforts with TCG Akın and ROV devices for the Tuğberk İmamoğlu ship that sank in the Sea of Marmara continued on a 24/7 basis.
The Revolutionary Guard Army Air Force announced that a US aircraft carrier and a destroyer ship participating in the naval blockade against Iranian ships were targeted with ballistic missiles, damaged and withdrawn to different regions. It was also stated that a US unmanned marine vehicle trying to enter the Iranian-controlled area in the Strait of Hormuz was also targeted. It was noted that Iran is stronger than ever and its resistance against US initiatives will continue.

In the analysis published in the 'Ayın Tarih' magazine of the Directorate of Communications, it was stated that Türkiye's domestic and national defense industry products have turned into effective elements on global war strategies and geopolitical balances. From 2002 to 2026, defense and aerospace exports increased 45 times, from $248 million to $11.2 billion; The number of companies increased from 56 to approximately 4,500, the number of projects increased from 62 to 1,400, and the project volume increased from 5.5 billion dollars to over 100 billion dollars. Turkish defense products are exported to 185 countries and 230 product types are in active use.

Approximately 50 senior personnel at the US Joint Chiefs of Staff were subjected to lie detector tests; During the tests, it was asked whether confidential information about the operations against Iran had been leaked to the press. In addition, it was claimed that ammunition stocks had dropped to a critical level due to the Iran conflict and that there were supply and living conditions problems on aircraft carriers.