Grönland ve Antarktika'daki buz kaybı 1979'dan beri deniz seviyesini 31,4 mm yükseltti
Quick Look
- Grönland ve Antarktika buz örtülerinden 1979 yılından bu yana eriyen buzlar küresel deniz seviyesini yaklaşık 31,4 milimetre yükseltti.
- Araştırma ekibi, 27 uydu görevinden elde edilen 42 ayrı incelemeyi bir araya getirerek yaklaşık elli yıllık veri setini oluşturdu.
- Buz kaybının yüzde 84'ünün okyanusla buluşma noktalarındaki dinamik dengesizlikten kaynaklandığı belirtildi, kalan yüzde 16'ı ise yüzey erimi ve atmosferik etkenlerle ilişkilendirildi.
AI-generated summary
Why It Matters
Buz örtülerindeki uzun vadeli değişikliklerin izlenmesi için uydu verileri kullanılarak Grönland ve Antarktika'daki buz kütlesi analiz edilmiştir. Bu çalışma, yaklaşık elli yıllık veri setini bir araya getirerek en güvenilir uzun vadeli kayıt olarak değerlendirilmiştir.
Elde edilen veriler, Grönland ve Antarktika buz örtülerinden eriyen buzların 1979 yılından bu küresel deniz seviyesini yaklaşık 31,4 milimetre yükselttiğini gösterdi.
Araştırma ekibi, 27 uydu görevinden elde edilen verilerden yararlanarak buz örtülerine ilişkin 42 ayrı incelemeyi bir araya getirdi. Çalışma, yaklaşık elli yıldır iki büyük buz örtüsünde meydana gelen değişiklikleri ayrıntılarıyla ortaya koyarak şu ana kadarki en güvenilir uzun vadeli kayıt olarak değerlendirildi.
Grönland buz örtüsüne ait uydu kayıtları 1972 yılına, Antarktika buzörtüsüne ait kayıtlar ise 1979 yılına kadar uzanıyor.
BUZ KAYBININ BÜYÜK BÖLÜMÜ OKYANUS ETKİSİNDEN KAYNAKLANIYOR
Araştırmacılar, buz kaybının yüzde 84'ünün özellikle buzulların okyanusla buluştuğu noktalarındaki dinamik dengesizlikten kaynaklandığını tahmin ediyor.
İngiltere'deki Northumbria Üniversitesi'nden buzbilimci Ines Otosaka, kaybedilen buzun beşte dördünden fazlasının yüzeyde erimek yerine daha hızlı akan buzullar tarafından okyanusa aktarıldığını belirtti. Otosaka, uzun vadeli eğilimin buz örtülerinin ısınan okyanusa gösterdiği dinamik tepkiden kaynaklandığını vurguladı.
Kalan yüzde 16'lık buz kaybı ise yüzey erimesi ve kar yağışı gibi atmosferik etkenlerle ilişkilendirildi.
Fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere salınan sera gazları nedeniyle okyanuslar, biyosferde tutulan ısının büyük bölümünü emmeye devam ediyor. Okyanus sistemlerine daha fazla ısı enerjisi girdikçe sular ısınıyor ve akıntılar daha aktif hale geliyor.
ATLANTİKLEŞME VE GÜÇLENEN AKINTILAR ERİMEYİ HIZLANDIRIYOR
Grönland'da Atlantik'ten gelen daha sıcak suların her zamankinden daha kuzeye ilerlemesiyle "Atlantikleşme" adı verilen süreç yaşanıyor. Bu durum, dünyanın en büyük ikinci buz örtüsünü tehdit ediyor.
Dünyanın en büyük buzörtüsü olan Antarktika'da ise güçlü rüzgarlar ve ısınan suların etkisiyle kutup çevresindeki akıntılar şiddetleniyor. Bu akıntılar sıcak suları buzulların altına taşıyarak erimeyi farklı açılardan hızlandırıyor.
1990'lardan bu yana hızlanan buz kaybı gerileme belirtisi göstermiyor. 2020-2023 yılları arasındaki veriler Antarktika Yarımadası'nın istikrara kavuştuğunu düşündürse de uzmanlar bunun Doğu Antarktika'daki rekor kar yağışı gibi kısa vadeli hava koşullarının bir yansıması olduğunu ifade ediyor.
Open Questions
- Buz kaybının gelecek yıllardaki ivmesi ne olacak?
- Deniz seviyesi yükselişi kıyı şehirleri üzerinde ne kadar etkili olacak?
- Okyanus akıntılarındaki değişikliklerin uzun vadeli iklim etkileri nelerdir?







