
Diş çıkarma şikayetiyle hastaneye götürülen Gökçe bebeğin, taburcu edildikten kısa süre sonra hayatını kaybetmesi üzerine ailesi ihmal iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
AI-generated summary
Gökçe Kaya, 9 Ekim'de yüksek ateş şikayetiyle Serik Devlet Hastanesi'ne götürülmüş, diş çıkarma teşhisiyle taburcu edilmiştir. Ertesi gün bakıcısının durumu fark etmesiyle hastaneye kaldırılan bebek hayatını kaybetmiştir.
Serik'te turizm çalışanı Duygu Nur Kaya ve Murat Bahtiyar Kaya çiftinin kızı Gökçe, 9 Ekim günü diş çıkardığı sırada yüksek ateş şikayetiyle Serik Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Burada uygulanan tedavinin ardından Gökçe ve ailesi evine gönderildi. Ertesi sabah Kaya çifti çocuklarını bir yakınları da olan bakıcıya bırakıp işe gitti. Kısa süre sonra bakıcı, Gökçe bebeğin vücudunda morluklar ortaya çıktığını söyleyip, aileye haber verdi. Daha sonra bakıcı, durumunun ağırlaşması üzerine Gökçe'yi hastaneye götürdü. Hastaneye geldiğinde kalbi durduğu belirlenen Gökçe Kaya, kurtarılamadı. Gökçe Kaya'nın şüpheli ölümünün ardından cenazesi savcılık talimatıyla otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. Gökçe bebek, otopsinin ardından ailesi tarafından 10 Ekim’de ilçede toprağa verildi. Cenaze işlemlerinin ardından polis merkezine giden Kaya çifti, çocuklarının ölümünde ihmal olabileceği iddiasıyla sorumlular hakkında şikayetçi oldu.
'DİŞ ATEŞİ BU, GELSENİZ DE HİÇBİR FAYDASI YOK'
DHA muhabirine açıklama yapan Duygu Nur Kaya, "Saat 20.30- 21.00 sıralarında hastaneye gittik. Ateşi vardı çocuğumun. Bir anda çıkan bir ateşti. Daha önce de yaşadık diş olduğunu tahmin etmiştim. Doktor ağzına çubukla baktı. 'Dişten dolayı' dedi. Yan taraftaki hemşireye yönlendirdi. Hemşire doktorun yanına gidip geldi, evrakla birlikte. Sonrasında ilacı hazırlamaya başladı. Kahverengi cam tüpü kırıp, içinden şırınganın yarısına ilaç, yarısına da turuncu bir şurup çekti. Biz bunu çocuğa biraz zor içirdik. Çocuğum önce tadına bakar, sonra içer. Beğenmedi biraz ama doktor 'verin' dediği için verdik. Daha sonra çocuğu 'Müşahedeye götürün, soğuk tampon yapılacak' dediler. Müşahededeki kadın hemşire 'Burada yer yok. Dışarıda yapın, her yer dolu' dedi. Çocuğu alıp çıktık, çocuğa soğuk tampon yaptık. İçeriye girdik, 37'ydi ateşi. Doktorun yanına gittik, taburcu etti. Taburcu ederken, 'Diş ateşi bu, gelseniz de hiçbir faydası yok. Biz buna bir şey yapamayız. Sadece ateş düşürücü kullanacaksınız. Soğuk tampon, ılık duş' dedi. Biz de ona güvenerek eve gittik" dedi.
'NEFES ALIŞVERİŞİ DEĞİŞTİ'
Gece saatlerinde uyuduğu sırada Gökçe'nin ateşinin yüksek olduğunu fark ettiğini anlatan Duygu Nur Kaya, "Uyandığımda çok ateşliydi, 39,8'i gördük. Ilık tampon yapıp, şurup verdik, yatırdık. Sabaha kadar inleyerek uyudu. Ateşi düşmüştü. Saat 07.00 sıralarında bakıcıya bıraktım. Eşim de beni otele götürecekti. 10 dakika sonra bakıcı arayıp, kaşının üzerindeki morlukları gösterdi. 'Bu çocuğu düşürdünüz mü?' dedi. Biz de 'Çocuk düşmedi, sabaha kadar başında bekledik. Bir şey olsa biliriz' dedik. 10 dakika sonra bakıcı aradı, koltuk altında da morluklar olduğunu söyledi. Bir süre sonra aradı, altını değiştirmek için açtığında morlukların daha çok yayıldığını görmüş. 'Beni bekle hemen geliyorum acile götürelim' dedim. 'Ben seni bekleyemem, çocuğun durumu çok kötü. Nefes alışverişi değişti, çocuğu götürmem gerekiyor' dedi. Yolda beni aradı, 'Nefes almıyor' dedi. Onlar zaten hastaneye gitmişler. Hastaneye gittim, dediler ki 'Kalbi durmuş'. Çok yalvardık 'Biraz daha deneyin' dedik. 1,5 saat boyunca kalp masajı yaptılar. Doktor 'Geldiğinde kalbi durmuştu. Sizin için devam ettik' dedi. Çocuğumu en son gördüğümde mosmordu, ağzında da köpük vardı. Sonra morga götürdüler, savcı 'Şüpheli ölüm' dedi. Onların bir hatası varsa şikayetçiyim, araştırılsın istiyorum. Verdikleri ilaçta bir şey yoksa ben ihmalden dolayı da şikayetçiyim. Bana diyebilirlerdi ki 'Çocuğunu 1 saat bekle, ateşini düşürelim, çocuğu kontrol edelim. İlacı verdik ama alerjisi var mı bilmiyoruz.' Bana 'Geri gelmene gerek yok' dediler. Araştırılmasını istiyorum, kim sorumluysa şikayetçiyim" diye konuştu.
Cenaze işlemlerinin ardından polis merkezine gittiklerini anlatan Duygu Nur Kaya, "İfademizi verdik, her şeyi anlattık. Avukat tuttuk. Adli Tıp raporlarını bekliyoruz. Bırakmayacağız peşini. İlk çocuğumuzdu" dedi.
'ÇOCUK TİKSİNDİ, İÇMEDİ'
Murat Bahtiyar Kaya da "Çocuğumuz hastaneye gitmeden çektiğimiz videolarda ne kadar sağlıklı, ne kadar enerjik olduğuna dair fotoğraflarımız var. Normal bir diş ateşi diyerek hastaneye başvurduk. Girişte ölçülen ateşi 39,8 derece çıktı. 'Bu çocuk 2 derece sonrası havaleye gider, bu çocuğun hakkı kırmızı alan değil mi? Kırmızı alana yazın' dedim. Bana 'Bekleyeceksiniz' dedi. Bizim elimize barkot verdiler. Yaklaşık 20 dakika bekledik. Girdik en son içeriye doktora söyledik. 'Gelin' dedi. Çocuğa baktı. Ateşi olduğunu söyledi. Kağıda ilaçları yazdı, yan taraftaki hemşireye gönderdi. Hemşireye gittik, kağıda baktı, doktorun yanına gitti. Artık orada doktora 'Yanlış mı yazdınız, bu ilaç verilmez' demiş de olabilir. Ya da hemşire ne dedi bilemiyorum. 'Çocuğu yatağa oturtun, ilaç hazırlayacağım' dedi. Oturttuk. Cam tüpü kırdı, damardan verilmesi gereken bir ilacı şırıngaya çekti, diğer yarısına da şurup çekti. Karıştırıp verdi. Çocuğa içirdik, tiksindi, içmedi. Zorla içirdik. 'Müşahedeye gideceksiniz' denildi. Gittik, 'Burada boş yatağımız yok, size pamuk vereceğim. Islatın çocuğa tampon yapın' dediler. Aldık pamuğu koridorda boş yer yok. Mecburen dışarı çıktık. O soğukta 20 dakika tampon yaptık. Sonra gittik tekrar ölçtüler 37 derece falandı herhalde. Doktora gittik, ikinci bir müdahale yapmadan, nefesini dinlemeden 'İlaçlarını yazıyorum' dedi, taburcu ettiler bizi" diye konuştu.
'VÜCUDUNUN HER YERİ MOSMORDU'
Hastaneye ateş şikayetiyle gittiklerini, döndüklerinde çocuğun inlemeye başladığını anlatan Murat Bahtiyar Kaya, "Gece yine ateşlendi. Doktorlar 'Tekrar gelmeyin, gelseniz de bir şey yapamayacağız. Şurubu verip tampon yapacaksınız' dediler. Öyle demeseydi, 'Çocukta ateş var, sabah çocuk doktoruna gelin' deseydi. 'Diş' dedi, yolladı bizi. Sabah oldu, bakıcımıza götürdük. Bakıcıya verdikten 10 dakika sonra telefon geldi. 10 dakika içinde kadın iki benek görürken, bir süre sonra vücudunun her yerini sarıyor. Hızlı şekilde kendi aracıyla hastaneye götürdü. Evden çıkarken zaten çocuk hayatını kaybetmiş. Acilde 1,5 saat müdahale edildi. Saat 10.00 gibi ölüm haberini aldık. Çocuğum damar damar morarmış. Vücudunun her yeri mosmordu. Ağzı köpürmüştü. Yanlış tedavi uygulanmadıysa da çocuğun idrar testini, kan testini almadılar. 'Ateş varsa enfeksiyon da vardır' demediler. Bizi uyandırsalardı çocuk doktoruna giderdik. Her türlü ihmalden, hastanenin yetersizliğinden, doktorun bilgisizliğinden, ağza bir tahta sokmayla muayene şekli yok. Şikâyetçiyim" dedi.
AI outlook — possibilities, not facts
Adli Tıp Kurumu otopsi raporunun açıklanması.
Very likely · Within weeks

As part of October breast cancer awareness month, Dr. Musluh Hakseven emphasized that early diagnosis is lifesaving. The expert corrected misconceptions about mammography and drew attention to risk factors and the importance of self-examination.

According to Ministry of Health data, while the age of starting tobacco use has decreased, use among young women has increased by 107%. It is planned to introduce an electronic age verification system to prevent children from accessing tobacco products despite existing laws.
According to Ministry of Health data, the age of starting tobacco use is decreasing. In the face of increasing usage rates among young people and women, it is planned to switch to an electronic age verification system in sales in Türkiye.

Due to the decrease in the age of starting tobacco use in Türkiye and the increase in use among young women, it is planned to switch to an electronic age verification system in sales. Despite the current legal age limit, access problems continue.

Ismet Polat Khashoggi, who overcame cerebellar cancer in 2015 and wrote two books during the treatment process, died in the hospital in Istanbul where he was treated after the recurrence of his disease. Khashoggi was buried in Keşan.
Akdeniz University Rector Prof. Dr. Özlenen Özkan and her husband Prof. Dr. Ömer Özkan was injured in a chain traffic accident involving 5 vehicles while returning from a program in Samsun. In the accident, Ondokuz Mayıs University Rector Prof. Dr. Fatma Aydin's official car was also damaged.