Anadolu'nun Derinlikleri Projesi kapsamında Hazar Gölü'ne dalış yapan dalgıçlar, batık şehirdeki tarihi yapılarda depremler nedeniyle oluşan yarık ve yıkıntıları kayda aldı.
Anadolu'nun Derinlikleri Projesi kapsamında Hazar Gölü'ndeki "batık şehir"e dalış yapan dalgıçlar, tarihi yapılarda depremler nedeniyle oluşan yarık ve tahribatları su altı kamerasıyla kaydetti.
AI-generated summary
Hazar Gölü, Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde yer almaktadır ve geçmişte meydana gelen depremlerden etkilenmiştir.
Farklı meslek gruplarından 4 dalgıç su altındaki medeniyetlerin izlerine ulaşmak için hazırladıkları "Anadolu'nun Derinlikleri Projesi" kapsamında Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki baraj göllerinde gerçekleştirdikleri dalışlara bir yenisini daha eklediler.
1830'lu yıllardan itibaren su seviyesinin yükselmesi sonucunda kıyısındaki tarihi yerleşim yerlerinin sular altında kaldığı Hazar Gölü'ne dalış yapan dalgıçlar, "batık şehir" olarak bilinen bölgedeki bazı yapılarda yarıklar ve tahribat oluştuğunu tespit etti.
Aynı bölgeye sportif amaçlı 2017 yılında da dalış gerçekleştiren dalgıçlar o dönem tespit etmedikleri tahribatı bu kez su altı kamerasıyla kayıt altına aldı.
Dalgıçlar Hazar Gölü'nün derinliklerinde depremlerin etkisiyle oluştuğunu değerlendirdikleri tahribatı bir rapor halinde ilgili kurumlara sunacak.
"Yıkılan yerleri kayıt altına alıyoruz"
Ekibin dalış koordinatörü Nizam Kaya, AA muhabirine, ekip olarak su altındaki yaşamın izlerini görüntülediklerini belirtti.
Kaya, Hazar Gölü'ndeki "batık şehir"e 9 yıl önce de dalış yaptıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
"2017'de dalış yaptığımızda burçlarda ve surlarda herhangi bir hasar yoktu. Şimdi ise burçlarda ve kemerlerde hasar olduğunu, hatta kemerlerin yıkıldığını gördük. Bu yıkıntının, 6 Şubat depremleri ve Elazığ'daki depremlerde oluştuğunu düşünüyoruz. Çünkü tektonik bir göl olduğu için bütün depremlerden etkileniyor. Oluşan çatlakları, yıkılan yerleri kayıt altına alıyoruz."
Kaya, sadece tarihi yapılara yönelik değil bilimsel amaçlı da dalış yaptıklarını, uzun mesafe katedip suyun derinliklerine ulaştıklarını anlatarak, hazırladıkları raporları yetkililere sunduklarını belirtti.
"Sur yapılarının yer yer bozulduğunu ve kırıldığını tespit ettik"
Ekibin güvenlik ve keşif sorumlusu Faruk Gül de Hazar Gölü'nde su altı görüntüleme ve belgeleme çalışmaları yaptıklarını söyledi.
Gül, "Türkiye'nin Atlantisi olan Hazar Gölü'nde çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Surlarda, kemerlerde, burçlarda ve gözetleme kulelerinin bulunduğu yerlerde ciddi tahribat olduğunu, surlarda yer yer 2 metre civarında ayrılmalar bulunduğunu, sur yapılarının yer yer bozulduğunu ve kırıldığını tespit ettik. Bunları görüntüledik ve kayıt altına aldık." diye konuştu.
Su altındaki tarihi gün yüzüne çıkarmak için çalıştıklarını belirten Gül, şunları söyledi:
"Bu bölgede 2017'de çalışmalar yaptığımızda burçlar, surlar ve dip yapılar çok sağlamdı. Herhangi bir kırılma, dökülme söz konusu değildi. 'Batık Şehir' projesinde yaptığımız dalışlarda bu derece bir tahribat beklemiyorduk. O derin yarıkları, çatlakları gördük. Burçların, kemerlerin yıkıldığını gördüğümüzde çok şaşırdık. Bunları bir an önce belgeleyip gelecek nesillere aktarmak istiyoruz çünkü her geçen depremde tarih daha da yok oluyor."
Ekibin dalış amiri İdris Çakmak da depremin su altındaki surlara da ciddi zarar verdiğini gördüklerini, bu tespitleri görüntülerle ve hazırlayacakları raporla belgeleyeceklerini söyledi.
"Sarsıntılar, bu yarıkların ve yıkıntıların sebebi olarak değerlendirilebilir"
Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Aksoy, Hazar Gölü'nün tektonik yapısına ve bölgedeki fay hareketlerine dikkati çekti.
Hazar Gölü'nün Doğu Anadolu Fay Zonu'nun Palu segmenti boyunca uzandığını belirten Aksoy, gölün güneyinde bulunan batık şehirin de fayın aktivitesiyle bağlantılı olarak geçmişte sular altında kaldığını ifade etti. Aksoy, şöyle konuştu:
"24 Ocak 2020'de meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki deprem ile aynı yılın aralık ayında meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem ve 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin sarsıntıları, bu yarıkların ve surlardaki yıkıntıların sebebi olarak değerlendirilebilir. Dalgıçların gözlemlediği yarıklar ve yıkıntılar, depremler sırasında oluşan sarsıntılarla bağlantılı.
24 Ocak 2020'de meydana gelen depremde Hazar Gölü kenarında, 'yanal yayılma' olarak isimlendirdiğimiz zeminde yarılmalar olmuştu, bunlar gözlemlendi. Benzer durumun su altında da olduğunu anlıyoruz. Bu çekimlerde ortaya konan yarılmalar bu görüşü destekliyor."
Gölün güneyine doğru gidildiğinde birden derinleştiğini, bu eğim farkının da yanal yayılmaları tetiklediğini belirten Aksoy, yarılmaların ve yıkılmaların oluşumunda hem deprem dalgalarının yer kabuğunda ilerlemesi sırasında oluşan sarsıntıların hem de yanal yayılmaların etkisi olduğunu sözlerine ekledi.

Araştırmacılar, Dünya ile Theia arasındaki dev çarpışmayı yeniden modelleyerek Ay'ın sadece beş saat içinde oluşabileceğini öne sürdü. Simülasyonlarda gezegenlerin iç sıcaklık ve dayanıklılık özelliklerinin çarpışma sonucunu belirlediği gösterildi. Daha soğuk ve dayanıklı cisimler çarpışmadan daha büyük parçalar halinde kalabiliyor. Ancak Dünya ve Ay'ın kimyasal benzerliği hâlâ tam olarak açıklanamıyor.

Zürih Üniversitesi araştırmacıları, toprak verimliliğini ve biyolojik aktiviteyi ölçmek amacıyla İsviçre genelinde 2 bin pamuklu külot gömdü. İki ay süren deney, arazi kullanım biçimlerinin toprak sağlığı üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu.

Güney Koreli araştırmacılar, farelerde ilaç iletimi ve optogenetik uygulamaları bağımsız olarak gerçekleştirebilen, yeniden doldurulabilir 'RAPIDO' adlı minyatür bir beyin implantı geliştirdi. Sistem, sinirsel müdahaleler ile davranış arasındaki ilişkilerin incelenmesine olanak tanıyor.

Danimarka'nın Rebild bölgesinde bir ev sahibi, bahçesinde teras yaparken 18.5 kilogram ağırlığında Viking dönemine ait gümüş hazine buldu. 700 parçadan oluşan ve Thor çekici gibi semboller içeren hazine, ülkenin Viking Çağı'na dair en büyük keşfi olarak kayıtlara geçti.

Diyarbakır Ergani'deki Çayönü Tepesi'nde 2026 kazılarında M.Ö. 6900-6800 yıllarına ait 5 metrekarelik bir madencilik işliği bulundu. Bakan Ersoy, buluntuların bölgedeki madencilik geleneğinin 2 bin yıl boyunca uzmanlaşarak sürdüğünü kanıtladığını belirtti.

Cambridge Üniversitesi araştırmacıları, 'zombi hücreleri' tespit ederek akciğer kanseri ve pulmoner fibrozisi erken aşamada teşhis edebilen ALBANC adlı yeni bir idrar testi geliştirdi. Altın nanoparçacıklar kullanan yöntem, biyopsi ihtiyacını azaltmayı hedefliyor.