
AI-generated summary
Türkiye'de toplumun çeşitli kesimlerinden adalet talepleri yükselirken, basına yönelik baskılar, Marmara Bölgesi'ndeki sel felaketi ve dış politiktaki gelişmeler gündemde. İktidarın operasyon, kayyım ve transfer uygulamaları eleştiriliyor.
Toplumun neredeyse her kesiminden adalet çağrısı yükseliyor. Emeklisi, emekçisi, gelecek kurmaya çalışan genci gelir dağılımından eğitim ve istihdama, çevre/ doğanın korunmasından, şiddetle mücadeleye krizlerle dolu tabloya karşı tepkili. Adalet arayışı bunlarla da sınırlı değil. Yurttaş sandıkta yaptığı seçime saygı gösterilmemesinden de sıkıntılı. İktidarın operasyon, kayyım ya da transferlerle aldığı yerlerde yaptırdığı/yaptıracağı anketlerde bunu görmesi büyük olasılık. Kritik nokta ise iktidarın toplumdaki olası tepki/itiraza karşı nasıl bir tutum alacağında. Süreç ülkenin demokratik, laik, hukuk devleti ilkesinde rotanın ne olacağı açısından son derece importante.
Basına yönelik baskılar da yaşanılan zorlu sürecin aynası. Gazetecilerin tutuklanması, Tele1 gibi bağımsız, muhalif görüşlü kanallara el koymalar, internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına erişim engeli ve son olarak Halk TV yayınının kesilip kayyıma teslimi... Bu tür uygulamaların basın özgürlüğüyle, halkın haber alma hakkının korunmasıyla bağdaşmadığı ortada.
Fon skandalı derseniz; muhalefetin Meclis’te konuya ilişkin araştırma önergeleri iktidar cephesinin duvarını aşamıyor.
Muhalefete operasyon, kayyım, transfer... Bu üçlü “Kazanmak için her şey mubahtır” noktasında riskli, etik dışı bakışa sürüklenmenin özeti gibi. Asla sıradanlaşıp normalleştirilmemesi gereken bir üçlü! Bu yanlışın doğrusu ise belli; seçme-seçilme hakkı, sandık iradesine ve güçler ayrılığı ilkesine saygı.
RANTIN, PLANSIZLIĞIN ACI BEDELİ
Geçen hafta Marmara Bölgesi’nde etkili olan yağışlar can kayıplarına yol açtı. İstanbul’un kalbine hançer saplanan bölgelerde doğanın intikamına bir kez daha acı şekilde tanıklık ettik. Tüm uyarılara karşın dere kenarlarına yapılan konutların, su havzalarına dikilen beton kulelerin, yoksul mahallelerden lüks yerleşimlere dek pek çok bölgenin sel sularına, baskınlara teslim olmasını izledik. Yaklaşık son 80 yılın en ağır yağışlarından biri yaşandı doğru, iklim krizinin etkilerini görüyoruz, o da doğru. Ama tüm bunlar yaşanan trajediyi açıklamaya yetmez. Nüfus-yerleşim plansızlığının, çıkar/rantçı zihniyetin ağır bedelidir yaşanan. “Altı üstü altın” denerek yağmalanan o güzelim, kadim kentin dokusunu yitirir bir noktadayız. İktidarın İBB’ye yönelik operasyonlarla birlikte, merkezi/yerel yönetim işbirliğinden uzaklaşmanın yarattığı zararı görmesi, “Kanal İstanbul” ısrarından vazgeçmesi için daha ne olması gerekiyor?...
İRAN’DAN ‘MEKKE’ ADIMI
İsrail ile birlikte ABD’nin İran baskısı sürerken gözler Yemen’deki İran destekli Husilerle-Suudi Arabistan ateş hattında. Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması kritik bir dönemece işaret ediyor. Anlaşma hâlâ TBMM’ye getirilmedi, içeriğine ilişkin ayrıntılar pek bilinmiyor. Tartışmaların merkezinde Türkiye’nin çatışmanın içine çekilip çekilmeyeceği konusu da var. Geçen hafta bölgenin önemli aktörlerinden Mısır’dan Riyad’a destek mesajı geldi. Kimi yorumda ABD’nin bölgesel çıkarları açısından anlaşmayı desteklediği belirtiliyor. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise önceki gün ABD’nin olası hesaplarını bozacak bir açıklamada bulundu ve Tahran’ın da Mekke ittifakına katılabileceğini söyledi. İktidar, anlaşmaya yönelik eleştirilere karşı bunun kimseye karşı bir ittifak olmadığını, yeni katılımların da olabileceğini belirtmişti. Şimdi diyelim ki İran resmi olarak anlaşmaya başvuru yaptı. Alacağı yanıt bu ittifakın gerçekten kime/ neye karşı olduğunu da ortaya koyacak gibi..
KARDEŞLİK BAĞI
Türkiye-Azerbaycan arasında gerilim isteyen bir cephe ortaya çıktı. Bazı kesimler Bakû’nün İsrail ile yakın ilişkilerine, bazıları okullarda başörtüsü yasağı kararına tepkilerle tartışmayı alevlendiriyor. İşin ilginci Bakû’nün İsrail ile yakınlığı, savunma sanayisinde işbirliği yeni değil, gizli saklı hiç değil. Öte yandan eski SSCB ülkelerinin çoğu gibi siyasal İslamcı hareketlere, tarikat/ cemaatlere kapı aralamayan, laik devlet yapısı da bilindik. “Tek millet, iki devlet” Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini bozarak kime/neye hizmet edileceğini görmek şart. Bunu irdelerken Avrasya’nın stratejik konumunda yer alan, enerji zengini Azerbaycan’ın komşularını da bir sayalım; Rusya, İran, Türkiye (Nahçıvan üzerinden), Ermenistan, Gürcistan. Bölge zaten kaynıyor, yeni kışkırtmalara, dış müdahalelere kapı açaçak, içine çekilecek gerilimlere geçit vermemek gerek.
AI outlook — possibilities, not facts
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın TBMM'ye gütülmesi ve tartışmaların yoğunlaşması bekleniyor.
Likely · Within weeks
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki gerilimlerin kısa vadede artması olası.
Possible · Within weeks

Prof. Dr. Yücel Acer evaluated the legal and geopolitical consequences of the Libyan House of Representatives' approval of the maritime border agreement with Türkiye and commented on the reactions of Greece, Egypt and the EU.
TDT Secretary General Kubaniçbek Ömuraliyev wrote about the transformation of the Organization of Turkish States from a political dialogue platform to a multidimensional cooperation structure and its 2040 vision for AA Analysis.

Although Fenerbahçe was ahead 2-0 in the Champions League match, they could not keep the score and lost points. The author criticized short pass mistakes, İsmail Kartal's substitutions and Talisca's sending off, and made warnings before the upcoming Galatasaray derby.
Fenerbahçe increased its points in the league by beating Alanyaspor 3-0. The development that prevented the match was the goal of İrfan Can Kahveci, which was canceled by VAR review. The author criticizes the uncertainty of VAR's intervention limits in the initial phase of the attack.

It is stated that Mehmet Şimşek will face questions that are impossible to answer due to the funding crisis in Türkiye during his possible trip to Bangkok, and that the search for trust outside will trigger accountability within the country.

Aydın Ünal, a writer for Yeni Şafak, which belongs to the close-to-government Albayrak Media group, spoke on TV Net's 'Political' program about the funding crisis that has been on Türkiye's agenda for weeks. While Ünal expressed his despair about the issue, he emphasized that the debate was not just a temporary agenda topic and that it had caused a deep wound in society. He stated that he is concerned that unexpected bad results may occur if the process remains inconclusive or falls off the agenda.