Gazeteci İlnur Çevik, Irak merkezi hükümetinin Sincar'da yeniden hakimiyet kurma adımlarını ve bölgedeki son gelişmeleri AA Analiz için kaleme aldı.
AI-generated summary
Sincar, 2014 yılında DEAŞ saldırısı ve Peşmerge'nin çekilmesi sonrasında PKK'nın kontrolüne girmişti.
Gazeteci İlnur Çevik, Irak merkezi hükümetinin Sincar'da yeniden hakimiyet kurma adımlarını ve bölgedeki son gelişmeleri AA Analiz için kaleme aldı.
Irak'ta Başbakan Ali ez-Zeydi hükümeti, Ninova (Musul) vilayetine bağlı Sincar ilçesinde yeniden hakimiyet kurmak ve otoritesini bu bölgede hissettirmek için adımlar atmaya başladı.
Sincar, son yıllarda Irak’ta Kandil’den sonra terör örgütü PKK’nın ikinci kalesi haline gelmiş ve “İkinci Kandil” olarak anılmaya başlanmıştı. Türkiye, Irak hükümetinden Sincar’ın PKK’dan temizlenmesini istemiş ve bu sağlanmazsa bölgeyi temizlemek için operasyon yapacağı sinyallerini vermişti. Bölge, uzun yıllar Mesut Barzani’nin başkanlığındaki Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) bağlı Peşmerge güçlerinin kontrolü altındaydı. Haziran 2014’te DEAŞ güçleri aniden Musul’u ele geçirdi. Irak'ta etnik ve dini bir azınlık olan Yezidilerin çoğunlukta yaşadığı Sincar ilçesinde DEAŞ büyük bir katliam gerçekleştirdi ve ciddi sivil kayıpları yaşandı. Daha sonra Birleşmiş Milletler (BM) bu olayı soykırım olarak kabul etti. DEAŞ'ın ilçeye girişi ile birlikte 3 Ağustos 2014'te Peşmerge güçlerinin Sincar’dan çekilmesi sonrasında DEAŞ'la mücadele bahanesiyle PKK bölgeye yerleşti.
Sincar'ın "ikinci Kandil"e dönüşme süreci
Bunun üzerine PKK'nın desteğiyle Yezidiler tarafından Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) adı altında bir milis gücü kuruldu. O sırada Irak merkezi hükümeti de Şii milis grupların çatı organizasyonu olarak kurulan Haşdi Şabi gücü ile bölgeyi DEAŞ’tan kurtarma operasyonu başlattı. Bu süreçte Haşdi Şabi ve YBŞ arasında bir işbirliği sağlandı. Uluslararası koalisyonun hava gücü desteği ve KDP'ye bağlı Peşmerge güçlerinin yardımıyla 15 aylık DEAŞ'ın Sincar işgaline Kasım 2015'te son verildi. O kargaşada PKK Sincar’a tamamen yerleşti ve Yezidi direniş hareketini ele geçirdi. Böylelikle "ikinci Kandil" doğdu. Türkiye bölgede bazı operasyonlar yapmasına rağmen PKK etkinliğini sürdürürken, KDP ise olaya seyirci kaldı. PKK, Sincar’ı aynı zamanda Suriye’ye açılan bir pencere ve Suriye'deki uzantılarıyla işbirliği yapılan bir üs olarak kullandı.
Bağdat yönetiminin yeni adımı ve entegrasyon süreci
"Terörsüz Türkiye" sürecinin başlaması, PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin havlu atması ve Suriye Kürtlerinin Suriye ordusuna entegre olma kararları, Sincar’ı PKK adına işlevsiz kıldı. Tam o sırada Irak’ta devlet dışı silahlı güçlerin devlet güçlerine katılmasına yönelik başlattığı süreç, ABD askerlerinin 30 Eylül'de ülkedeki tüm üslerini devrederek ülkesinden çekilmesiyle devam etti. Bu süreçte Bağdat yönetimi de tüm silahlı grupların kontrol altına alınması için attığı adımlar doğrultusunda YBŞ'nin silah bırakması ve Sincar’daki askeri faaliyetlerine son vermeleri konusunda anlaştı.
Anlaşma uyarınca yaklaşık 4 bin 300 erkek ve kadın PKK militanı ve YBŞ gibi bağlantılı yapılarda yer alan kişilerden uygun şartları taşıyanların Irak ordusu, Haşdi Şabi ve İçişleri Bakanlığı bünyesine katılarak Irak federal güvenlik sistemine entegre edilmesi süreci başladı. Yine anlaşma uyarınca PKK ile bağlantılı Yezidiler, Sincar Dağı'ndaki kontrol noktalarını ve askeri tesisleri Irak ordusuna bırakmaya başladı.
Bardağın dolu yanını görenler, bunun olumlu bir durum olduğunu, PKK unsurlarının bulundukları ülkenin meşru ortamında topluma entegre olacağını ve artık Türkiye’ye bir tehdit unsuru olmayacağını söylüyor. Bardağın boş yanını görenler ise PKK’nın silah bırakmadığını, yalnızca üniforma değiştirip Irak ordusu içinde çöreklenerek Sincar’a hakim olmaya devam edeceğini savunuyor. Kimin haklı çıkacağını zaman gösterecek.
Türkiye ise bu gelişmelerden memnun. Türkiye ve Irak hükümeti arasında New York'ta yapılan zirvede varılan "Sincar’da devlet otoritesinin tamamen tesis edilmesi ve yasa dışı unsurların temizlenmesi" mutabakatı, son gelişmelerle birlikte olumlu bir yolda ilerlediğini gösteriyor.
Ankara, Sincar’ın Türkiye’ye bir tehdit olmaktan çıkarılmasını ve Irak hükümetinin burada devlet otoritesini sağlamasını istiyordu. Bu yüzden Türkiye'nin de desteğiyle BM, Irak merkezi hükümeti ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) 2020'de Sincar Anlaşması'nı imzalamış ancak somut adımlar atılamamış ve sadece anlaşma kağıt üzerinde kalmıştı.
Fakat göreve yeni gelen Başbakan Ali ez-Zeydi'nin, özellikle Şii milis gruplar üzerinden ABD'nin yaptığı baskı sonucu hamleleri durumu değiştirdi. "Silah sadece devlet kontrolünde olacak" politikası önce direnişle karşılandı ama daha sonra yavaş yavaş bütün milis güçleri devlet kontrolü altına girmeyi ve Irak ordusuna entegre olmayı kabul etmeye başladı. Bu noktada Yezidiler, artık bu sürecin bir parçası.
KDP neden denklem dışı kaldı?
Ancak bütün bu olup bitenlerden memnun olmayanlar da var. IKBY tamamen devre dışı bırakılmış durumda. PKK’lı Yezidiler merkezi Bağdat hükümeti ile anlaşırken IKBY işlevsiz kaldı.
Mesut Barzani’nin başını çektiği KDP bu olaydan hiç memnun değil. KDP’ye yakın ancak adının verilmesini isteyen yetkililer, kendilerinin Sincar konusunda dışlandığını, sürecin dışına itildiğini ve bunun itibar kaybı yarattığını söylüyor.
Sincar ilçesinde eskiden hem merkezi Bağdat hükümetinin atadığı bir kaymakam hem de KDP’nin atadığı Kürt bir kaymakam vardı. Yeni düzenlemede KDP’nin kaymakamı kaldırıldı, yalnızca merkezi hükümetin kaymakamı kaldı.
Sonuç olarak ABD'nin Irak’tan askeri varlığını çekmesi, Erbil’deki askeri tesisleri boşaltması ve IKBY'ye verdikleri önemin gözle görülür bir şekilde azalması, Kürt siyasetini derinden tedirgin ediyor. Sincar’daki gelişmeler ve KDP’nin denklem dışı kalması ise işin tuzu biberi oldu. Bundan sonraki süreçte de benzer adımlar atılmaya devam edecektir.
AI outlook — possibilities, not facts
Irak merkezi hükümeti Sincar'da benzer entegrasyon adımlarını sürdürecek
Likely · Within months
In the declaration published after the 13th TDT Summit held in Ankara, the strategic cooperation, security, economic integration and common foreign policy goals of the Turkish world were emphasized. Decisions were taken regarding TRNC, Gaza and regional corridor projects.

Undersea cable technology, which began in 1850, carries 95% of global communications today. Lines passing through Basra, Oman and the Strait of Hormuz are at high risk due to their strategic location and low depth.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'nda alternatif rotayı kullanan bir süper tankerin deniz mayınına çarparak patladığını duyurdu. It was reported that it was the third tanker that exploded in the region today.
The 42nd COMCEC Ministerial Meeting, which will be held in Istanbul on 2-3 November, will start with the participation of President Erdoğan. Ministers of member countries will attend the meeting, where issues such as export financing, digital transformation and protection of the family institution will be discussed.

In his speech on Channel 13, which he thought was a commercial break, Israeli director Goldenberg described Israel's occupation of Palestinian lands as a "sin" and stated that he was not proud of being an Israeli. He was shocked when he realized he was on live television.

During what he thought was a commercial break on Channel 13, Israeli director Goldenberg described Israel's occupation of Palestinian lands as a "sin" and stated that he was not proud of being an Israeli. The director, who was shocked when he realized that he was on live television, left the studio.