
Yapay gece ışığı yalnızca yıldızları görünmez kılmakla kalmıyor, aynı zamanda ekosistemlerin karbon dengesini bozuyor ve canlıların yaşam döngülerini değiştiriyor.
Perseid meteor yağmuru ile gündeme gelen ışık kirliliği, sadece yıldız gözlemini zorlaştırmakla kalmıyor; sirkadiyen ritimleri, hayvan göçlerini ve bitki döngülerini bozarak ekosistemin karbon depolama kapasitesini de olumsuz etkiliyor.
AI-generated summary
Işık kirliliği, yapay ışık kaynaklarının gece gökyüzünün doğal karanlığını bozması durumudur. Science ve Nature Climate Change gibi dergilerde yayımlanan araştırmalar, bu durumun hem insan hem de ekosistem üzerindeki etkilerini belgelemektedir.
Geçen hafta yılın en çok beklenen gökyüzü olaylarından biri yaşandı.
Perseid meteor yağmuru 12-13 Ağustos gecesi zirveye ulaştı. Meteorları izlemek isteyenlere yapılan önerilerin başında ise her zamanki gibi kent ışıklarından uzaklaşmak geliyordu.
Yıldızları görmek için karanlığı aramak artık şaşırtıcı değil. Büyük kentlerde yaşayan milyonlarca insan için yıldızlı gökyüzü, gündelik yaşamın bir parçası olmaktan çıkıp kent dışına yapılan yolculuklarda karşılaşılan bir doğa deneyimine dönüşüyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri ışık kirliliği.
Sokak lambaları, reklam panoları, binalar, spor alanları ve diğer yapay ışık kaynaklarından gökyüzüne yayılan ışık, gece göğünün doğal karanlığını değiştiriyor.
2023'te Science dergisinde yayımlanan ve 2011-2022 yılları arasındaki yurttaş bilimi gözlemlerini inceleyen bir araştırma, insan gözünün algıladığı gökyüzü parlaklığının yılda ortalama yüzde 9.6 arttığını ortaya koydu. Araştırmacıların verdiği örnek değişimin ölçeğini daha iyi anlatıyor: Gökyüzünde 250 yıldızın görülebildiği bir yerde doğan çocuk, parlaklığın aynı hızla artması halinde 18 yaşına geldiğinde yaklaşık 100 yıldız görebilecek. Yıldızlar elbette kaybolmuyor; onları görebildiğimiz karanlığı kaybediyoruz.
DOĞANIN GECE MESAİSİ
Işık kirliliğinin insanlarda uyku düzeni ve sirkadiyen ritim üzerindeki etkileri uzun süredir araştırılıyor. Ancak son yıllardaki çalışmalar konuyu insan sağlığının ötesine taşıyor. Dünya üzerindeki yaşam, gece ve gündüzün birbirini izlediği doğal ışık döngüsü içinde gelişti. Yapay ışığın gece boyunca sürmesi ise birçok canlı için bu döngünün değişmesi anlamına geliyor.
Gece etkin olan böceklerin yapay ışık kaynaklarının çevresinde toplanması bunun en görünür örneklerinden biri. Ancak etkiler bununla sınırlı değil. Yapay gece ışığı, kuşların göç ve yön bulma davranışlarından hayvanların beslenme zamanlarına, bitkilerin büyüme ve mevsimsel döngülerine kadar farklı süreçlerle ilişkilendiriliyor.
2026'da yayımlanan bir araştırma da kentlerdeki yapay gece ışığının sonbaharda yaprakların yaşlanma sürecini geciktirebildiğini ortaya koydu. Başka bir deyişle kentlerde yarattığımız yapay gündüz yalnızca gecenin görünümünü değil, bitkilerin mevsimlere verdiği yanıtı da değiştirebiliyor.
KARANLIK ÇÖZÜM DEĞİL
Işık kirliliğinin diğer birçok çevre sorununa göre önemli bir farkı var: Kaynağına doğrudan müdahale edilebiliyor. Gereksiz bir ışığın kapatılmasıyla çevreye yayılan ışık da aynı anda ortadan kalkıyor. Bu, elbette kentlerin karanlığa bırakılması anlamına gelmiyor.
Uzmanların önerileri daha doğru aydınlatmaya odaklanıyor: Işığın yalnızca gereksinim duyulan alanlara yöneltilmesi, gereğinden fazla parlak aydınlatmadan kaçınılması, zamanlayıcı ve hareket sensörlerinin kullanılması, daha sıcak renk sıcaklıklarının tercih edilmesi ve gereksinim olmayan saatlerde aydınlatmanın azaltılması. Böylece konu “ışık mı, karanlık mı?” ikileminden çıkıyor. Asıl soru, nerede, ne zaman ve ne kadar ışığa gerçekten ihtiyacımız olduğu.
Geçen hafta perseidleri izlemek isteyenler için karanlık, birkaç saniye süren meteor izlerini görebilmenin koşuluydu. Ancak gece aktif hayvanlar, göçmen kuşlar, böcekler ve bitkiler için karanlık bundan çok daha fazlası; yaşam döngülerinin bir parçası. Bu nedenle karanlığı yalnızca ışığın yokluğu olarak tanımlamak yeterli değil. Doğal gece gökyüzü de temiz hava, sessizlik ya da sağlıklı ekosistemler gibi korunması gereken çevresel değerlerden biri.
YAPAY IŞIK KARBON DENGESİNİ DEĞİŞTİRİYOR
Dünya karalarının yaklaşık dörtte biri gece yapay ışığa maruz kalıyor. Nature Climate Change dergisinde 2025'te yayımlanan araştırmada Kuzey Amerika ve Avrupa'daki 86 ekosistem gözlem alanından elde edilen veriler incelendi.
Bulgular, yapay gece ışığının ekosistem solunumunu artırdığını, buna karşılık bitkilerin fotosentez yoluyla atmosferden aldığı karbon miktarında benzer bir artış görülmediğini ortaya koydu. Bu dengesizlik, ekosistemlerin karbon depolama kapasitesini azaltabiliyor. Araştırmacılara göre ışık kirliliğinin iklim modelleri ve karbon-iklim ilişkileri değerlendirilirken de dikkate alınması gerekiyor.

İngiltere'de Çevre Hizmetleri Birliği (ESA) verilerine göre, Mart 2026'ya kadar olan dönemde atık tesislerinde 1518 yangın yaşandı. Bunların önemli bir kısmının lityum iyon pillerden kaynaklandığı ve gerçek oranın yüzde 70'e ulaşabileceği belirtiliyor.

Antalya'nın Manavgat ilçesindeki bir otelin, Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde kumulları kazıp atık biriktirdiği tespit edildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri tarafından yapılan denetim sonucunda otele 1 milyon 678 bin TL ceza kesildi.
Muğla'da düzenlenen Sıfır Atık koordinasyon toplantısında, plastik kirliliğiyle mücadele ve döngüsel ekonomi hedefleri ele alındı. Yerel deneyimler, 2026'da İstanbul'da yapılacak Türkiye Plastik Döngüsü Ortak Akıl Platformu'na stratejik girdi olarak aktarılacak.
Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Murat Türkeş, Afrika kaynaklı sıcak hava dalgasının 27 Ağustos'a kadar Türkiye'nin büyük bölümünde etkili olacağını ve sıcaklıkların mevsim normallerinin 3-6 derece üzerinde seyredeceğini açıkladı.

Afyonkarahisar'da Dinar-Çay karayoluna dökülen kimyasal boya, araçlara zarar verip çevre kirliliğine yol açtı. Temizlenemeyen boya nedeniyle 5 kilometrelik asfalt kazındı ve iki firmaya yaklaşık 21 milyon TL ceza kesildi.

Japonya'da 5,8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. ABD Jeolojik Araştırma Merkezine (USGS) göre, depremin merkez üssü Toride kentinin 4 kilometre kuzeybatısı ve 77,6 kilometre derinlikte oluştu. İlk raporlarda can veya mal kaybı bildirilmedi.