İzmir Katip Çelebi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tuğçe Ersoy Ceylan, İsrail'deki seçim sonuçlarını ve olası hükümet senaryolarını kaleme aldı.
AI-generated summary
İsrail'de 27 Ekim'de yapılan seçimler sonucunda Netanyahu bloku 52, muhalefet 48 ve Arap partileri 20 sandalye kazandı.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğçe Ersoy Ceylan, İsrail'deki seçimin sonuçlarını AA Analiz için kaleme aldı.
İsrail’de 27 Ekim seçimlerinin ardından belirginleşen tablo, Binyamin Netanyahu’nun parlamenter çoğunluğunu koruyamadığı ancak muhalefetin de iktidarı devralabilecek ortaklığı henüz oluşturamadığı siyasal açmaza işaret ediyor. Hükümetin kurulabilmesi, kampanya sırasında dışlanan ortaklıkların yeniden değerlendirilmesine veya mevcut blokların çözülmesine bağlı görünüyor.
28 Ekim’de özel zarfların sayımı öncesinde yayımlanan dağılımda Netanyahu bloku 52, Eisenkot öncülüğündeki muhalefet 48, Arap partileri 20 sandalyeye sahip. Likud, 26 sandalyeyle en büyük parti konumunda. Eisenkot’un partisi 21, Bennett’in partisi ve Ortak Arap Listesi 12’şer sandalye elde ediyor, Ra’am ise 8 sandalyede. Sayım ve kontroller tamamlanmadan bu rakamların kesinleştiği söylenemese de mevcut tablo, her iki ana blokun da çoğunluk için ilave ortaklara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Blokların sınırları değişebilir mi?
Netanyahu blokunun 2022’de kazandığı 64 sandalyelik çoğunluğun gerisine düşmesi önemli bir kayıp. Bununla beraber muhalefetin Netanyahu’yu değiştirme hedefinin tek başına ortak bir hükümet programı oluşturmayacağı da görülüyor. Arap partileriyle işbirliği, Haredilerin askerliği, yargının konumu ve liderlik paylaşımı üzerindeki anlaşmazlıklar, meclis aritmetiğinin önündeki siyasal engeller.
İlk seçenek, muhalefetin Arap partilerinin desteğiyle hükümet kurması ancak 48 sandalyeye Ra’am’ın 8'i eklendiğinde toplam 56’da kalıyor. Dolayısıyla yalnızca Mansur Abbas’la anlaşmak yeterli değil, Ortak Arap Listesi’nin tutumu da belirleyici. İki Arap listesinin desteğiyle ulaşılabilecek 68 sandalye esasında Netanyahu karşıtı blokun çoğunluğu elde ettiğini açıkça ortaya koyuyor. Gelgelelim en başta devletin temelindeki yapısal eşitsizlik, neticeyi bu şekilde görmeyi engelliyor. Dolayısıyla bu şartlarda 68 sandalyelik çoğunluğun hükümete dönüşmesi için muhalefet içindeki itirazların aşılması ve destek koşullarının müzakere edilmesi gerekecektir.
İkinci seçenek, bloklar arası geçişlerle yeni bir çoğunluk oluşturulması. Netanyahu, muhalefetten bir partiyi veya milletvekillerini yanına çekmeye çalışabilir. Nitekim seçim sonrasında yaptığı “Yahudi sağ kanat” hükümet kurma çağrısının Israel Beitenu lideri Avigdor Lieberman’a veya Beyachad lideri Naftali Bennett’e yapıldığını öne sürmek mümkün. Eisenkot açısından ise Haredi partilerle uzlaşma, farklı bir ihtimal oluşturuyor. Mevcut dağılımda muhalefetle iki Haredi partisinin toplamı 62’ye ulaşıyor ancak askerlik yükümlülüğünü öne çıkaran muhalefet söylemiyle Haredi partilerin talepleri arasındaki mesafe bu seçeneğin temel engeli.
Üçüncü seçenek, geniş tabanlı bir birlik hükümeti. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un yeniden seçime gidilmesini önlemek için partilere açık fikirli yaklaşma çağrısı yapması, bu ihtimali gündemde tutuyor fakat birlik hükümeti de başbakanlığın paylaşımı, Netanyahu’yla çalışma taahhütleri ve mevcut koalisyon ortaklarının konumu üzerinde uzlaşma gerektiriyor. Dolayısıyla geniş çoğunluk, kendiliğinden istikrarlı ortaklık anlamına da gelmiyor.
Bu yolların kapanması halinde uzayan hükümet arayışı veya yeniden seçim gündeme gelebilir. Böyle bir süreç, Netanyahu’nun görevde kalmasını uzatabilir. Ayrıca hükümet kurma mücadelesinden ayrı olarak Meclis Başkanlığı, komisyonlar ve parlamenter denetim üzerinde pazarlıklar yaşanabilir.
Arap oyları ve çoğunluğun meşruiyeti
Arap partilerinin 20 sandalyeye ulaşması, seçimin en önemli gelişmelerinden biridir. Yaklaşık iki milyonluk nüfusuyla İsrailli Filistinliler, bu seçimlerde ülkenin göz ardı edilemeyecek bir siyasi öznesi olduğunu gösterdiler. Bu sonuçlara göre, Ortak Arap Listesi Beyachad ile beraber ülkenin üçüncü partisi olurken Ra’am ve Ortak Liste Arap partileri grubu olarak Likud ve Yashar’dan sonra ülkede en çok oyu alan üçüncü siyasi blok oldu. Ne var ki İsrail’in etnokratik yapısı bu tablonun İsrail siyasetinde görmezden gelinmesine neden olacaktır. Dolayısıyla bu parlamenter ağırlığa sahip Arap partilerinin hükümet ortaklığına kabul edilmesi beklenen bir netice değil. Netanyahu’nun “siyonist çoğunluk” vurgusu ve Arap partilerine dayanan hükümete karşı çıkışı da tartışmayı sandalye hesabından hangi ortaklıkların meşru sayılacağına taşıyor. Bu da eşit yurttaşlıkla hükümet kurma pratiği arasındaki gerilimi görünür kılıyor.
Likud’un Arap partilerini seçim usulsüzlükleriyle suçlaması da bu tartışmaya yeni bir boyut ekledi. Seçim Komisyonu, başvuruyu olağan kontrol süreci içinde inceleyeceğini bildirdi ancak bu söylemin Arap partilerinin artan temsilinin meşruiyetini tartışmaya açan siyasal etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Öte yandan ülke genelinde bildirilen yüzde 77,7 katılım oranı, bu seçime atfedilen önemi gösteriyor. Arap yerleşimlerindeki mobilizasyon da temsil artışında dikkat çekiyor. Bununla birlikte Arap seçmenin tercihlerini yalnızca Netanyahu karşıtlığına indirgemek yetersiz olur. Seçim öncesi araştırmalarda öne çıkan suçla mücadele ve gündelik güvenlik talepleri, koalisyon pazarlıklarının da önemli başlıkları olabilir.
Savaşın maliyeti ve değişimin sınırları
7 Ekim sonrası süreçte Gazze, Lübnan, Suriye ve İran’da İsrail’in sürdürdüğü savaşın ekonomik ve sosyal maliyetleri özellikle yüklerin paylaşılması üzerinden siyasallaştı. Uzayan yedek askerlik, çalışma hayatındaki kesintiler ve ailelerin bakım yükü, Haredilerin askerliği tartışmasını güvenliğin ötesinde toplumsal adalet meselesine dönüştürdü. Bugün çeşitli kesimler, belli gerekçelerle askerlik meselesini gündeme getiriyor. İsrail Merkez Bankası da Haredilerin askere alınmasının yaygınlaşmasını, yedek askerlere bağımlılığın ekonomik ve kişisel yükünü azaltabilecek bir adım olarak değerlendiriyor.
Ancak savaşın maliyetleri otomatik olarak iktidar karşıtlığı üretmiyor. Aynı askeri operasyonlar, farklı seçmenlerce güvenlik başarısı veya sürdürülemez yük olarak okunabiliyor. Sonuçlar, ekonomik sıkıntıların oy tercihlerine etkisini tek başına açıklamıyor. Öte yandan muhalefetin sağ partileri de içermesi, liderlik değişikliğinin Filistin meselesinde kapsamlı politika değişikliğine dönüşeceğini varsaymayı güçleştiriyor.
İsrail’in önündeki seçenekler, lider değişiminden daha geniş bir pazarlık alanına yayılacak gibi görünüyor. Bu noktada partilerin hangi taahhütlerinden vazgeçmeye hazır oldukları ve bunun karşılığında nasıl bir yönetim programı oluşturabilecekleri belirleyici olacaktır. Son tahlilde sandık mevcut çoğunluğu sarsmış görünüyor, yeni çoğunluğun kimlerden oluşacağını ve ne yapabileceğini ise önümüzdeki müzakereler belirleyecek.
AI outlook — possibilities, not facts
Uzayan hükümet arayışı veya yeniden seçim gündeme gelebilir.
Possible · Within weeks

Russian President Vladimir Putin made statements at the Russia-Africa Summit on the two-state solution in Palestine, Western interventions in Libya and African representation in the UNSC.

Kremlin Foreign Policy Advisor Yuri Ushakov stated that European countries will not be invited to the peace talks between Russia, the USA and Ukraine. Moscow insists that negotiations continue in the current tripartite format.

13 people died and 10 people were injured in the UAV attack carried out by the Russian army on a train station in Dnipro. After the attack, Zelenski called on the USA and the EU to increase sanctions against Russia.

The death toll in the high-speed train accident that occurred in the Castile La Mancha region of Spain increased to 69. While the treatment of 50 injured people continued, 3 days of mourning were declared in the country. It is believed that the accident was caused by human error in the main control center.
Azerbaijani President Ilham Aliyev and Iranian President Mesud Pezeshkiyan conveyed congratulatory messages to President Recep Tayyip Erdoğan on the anniversary of the founding of the Republic of Turkey and emphasized the friendship and cooperation between the two countries.

TRNC Ministry of Foreign Affairs stated that they regretted the visit of Palestinian President Abbas to the Greek Cypriot Administration of Southern Cyprus and the discussion of the Cyprus issue, and emphasized that the will of the Turkish Cypriot people was ignored.