İsrail ordusunun Lübnanlı sivilleri alıkoyma uygulaması ve çelişkili iddiaları tartışılmaya devam ediyor.
AI-generated summary
İsrail, 2002 tarihli Yasa Dışı Savaşçılar Yasası'nı kullanarak kişileri suçlama olmaksızın süresiz gözaltında tutabiliyor. Lübnan makamları, İsrail hapishanelerinde 36 Lübnanlının tutulduğunu belirtiyor.
İsrail ordusu, Hizbullah'ı desteklediği iddiasıyla Lübnan'dan kaçırdığı ve yaklaşık bir yıl alıkoyduğu Malik Kemal Razi'yi dün serbest bıraktı.
Lübnan'ın doğusundaki Raşaya ilçesinin Aynata beldesinden olan 2005 doğumlu Malik Kemal Razi, 12 Ekim 2025'te yaşadığı beldenin yakınlarındaki dağlık bölgede motosikletiyle spor yapmaya çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.
Motosikleti bulunduktan sonra İsrail ordusu tarafından kaçırıldığı anlaşılan Razi'nin 11 ay boyunca İsrail'de hakkında bir dava açılıp açılmadığı duyurulmadı.
İsrail, dün Uluslararası Kızılhaç Komitesi aracılığıyla Nakura'da Razi'yi Lübnan ordusuna teslim etti. Böylece İsrail, nisan ayında Lübnan ile müzakerelerin başlatılmasından bu yana ilk kez kaçırdığı bir Lübnanlıyı serbest bırakmış oldu.
İsrail'den çelişkili iddialar öne sürüldü
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün yaptığı açıklamada, 1980'lerin ortalarında Lübnan'da kaçırılarak öldürülen Yahudi dini liderlerinin cenazelerinin bulunması çabaları karşılığında, İsrail'in işgali altındaki Lübnan'ın güneyinde İsrail askerlerince alıkonulan 5 sivilin serbest bırakıldığını duyurdu.
Başbakanlık Ofisinin açıklamasında, Lübnanlı 5 sivilin "bir terör örgütü üyesi olmadıklarının ve terör faaliyetlerine karışmadıklarının anlaşıldığı, bu nedenle İsrail'de tutulmaya devam edilmeleri için hiçbir gerekçe bulunmadığı" aktarıldı.
Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklama, İsrail ordusunun Lübnan'da "keyfi alıkoyma" eylemleri gerçekleştirdiğini kanıtlarken, Beyrut yönetimi ise "kaçırma" olarak nitelediği eylemleri İsrail'in herhangi bir delil elde etmeden önce gerçekleştirdiğini belirtiyor.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın Razi'yi hiçbir kanıt sunmadan "Hizbullah destekçisi" olarak nitelemesi ve Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklama, İsrail'in çelişkili iddialarını yansıttı.
Razi, İsrail tarafından kaçırılan tek Lübnanlı değil
Razi, İsrail ordusu tarafından kaçırılan tek Lübnanlı değil. Onlarca Lübnanlı daha Razi gibi kendi topraklarındayken İsrail askerleri tarafından alıkonuldu.
Lübnan'daki Ulusal İnsan Hakları Komisyonu'ndan 15 Aralık 2025'te yayımlanan bir belgede, Lübnanlıların Razi gibi sivil faaliyetleri sırasında İsrail ordusu tarafından alıkonulduğu ve kaçırıldığı ortaya kondu.
Belgede, Kasım 2024'te 2 hemşirenin Ayta eş-Şaab'ta, Aralık 2024'te de 2 işçinin Huceyr Vadisi'nde, Şubat 2025 ve Haziran 2025'te Nakura kıyılarında 2 balıkçının, Haziran 2025'te Şeyh Dağı bölgesinden bir çobanın İsrail ordusu tarafından alıkonulduğu bilgisi yer aldı.
Ayrıca belgede İsrail ordusunun ateşkesten sonra evlerinden alınan veya köylerine dönen kişileri de kaçırdığı yer aldı.
Komisyondan yapılan açıklamada, başta ateşkesin ardından tamamen sivil faaliyetler sırasında yaşananlar olmak üzere belgelenen olayların Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 9. Maddesini ihlal eden "keyfi tutuklama" kapsamına girdiği belirtildi.
Açıklamada, "Zorla kaybetme" olarak nitelendirilen olaylarda, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 76. maddesi ihlal edilerek alıkonulan kişilerin İsrail'e yasa dışı bir şekilde götürüldüğü, işkence ve tıbbi ihmale maruz bırakıldıkları aktarıldı.
İsrail'in 36 Lübnanlıyı alıkoyduğu tahmin ediliyor
Lübnanlı uzmanlar, İsrail'in iddia ettiği gibi Hizbullah bağlantılı kişileri değil sivilleri de alıkoyduğunu belirterek, bunun bir hukuk ihlali olduğunu, ne sıfatla olursa olsun sivillerin kaçırılmasının meşrulaştırılamayacağını ifade etti.
Lübnanlı akademisyen ve İsrail uzmanı Nebil Avada, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lübnan makamlarına göre İsrail hapishanelerinde 36 Lübnanlının alıkonulduğunu dile getirerek, İsrail'in ise bu sayıyı 33 olarak açıkladığını söyledi.
Söz konusu Lübnanlılardan 21'inin 27 Kasım 2024'teki ateşkesten sonra köylerine dönmeye çalışırken İsrail askerlerince alıkonulduğunu, 6'sının da İsrail mahkemelerinde yargılandığını belirten Avada, "İsrail, 10'a yakın esirin Hizbullah'a bağlı unsurlardan olduğunu iddia ediyor. Bu demek oluyor ki Tel Aviv'e göre diğer kaçırılanlar bu kategoride değil." dedi.
Avada, İsrail'in yalnızca Hizbullah bağlantılı kişileri değil sivilleri de alıkoyduğuna işaret etti.
"Kaçırılanlar serbest bırakılsa dahi tazminat talep edebilir"
Lübnanlı hukukçu ve milletvekili Melhem Halef, Razi gibi İsrail ordusu tarafından kaçırılan Lübnanlıların serbest bırakılmasının, alıkonuldukları sürede maruz kaldıkları ihlaller için soruşturma açılmasına, hesap sorulmasına ve tazminat talep etmelerine engel olmadığını söyledi.
Halef, esirlerin, bu statüyü sağlayan koşullar yerine getirildiğinde, Üçüncü Cenevre Sözleşmesi'nde savaş esirlerine sağlanan korumadan yararlandığını, uluslararası silahlı çatışmalarda sivil tutukluların ise Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ne tabi olduğunu ifade etti.
Halef, her iki sözleşmenin de insani muamele, işkence ve kötü muameleden korunma, tıbbi bakım, aile üyeleriyle iletişim ve adil yargılanma güvencesi sağladığına işaret etti.
Kaçırılanların serbest bırakılsalar dahi soruşturma, yargılama ve tazminat taleplerinin saklı olduğunu vurgulayan Halef, "Kaçırılanların, 'tutuklu' ya da 'savaş esiri' olarak tanımlanması, alıkonulmalarını meşrulaştıramaz." diye konuştu.
İsrail, alıkoyduklarını suçlama olmaksızın süresiz gözaltında tutuyor
İsrail'in, sivilleri suçlama veya yargılama olmaksızın uzun süre alıkoyması sadece Lübnan'da yaptığı bir ihlal değil. İsrail ordusu, bunu Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere de uyguluyor.
Uluslararası insan hakları kurumlarına göre İsrail, 2002 tarihinde çıkardığı "Yasa Dışı Savaşçılar Yasası" adını verdiği uygulamayı kullanarak kişileri herhangi bir suçlama olmaksızın süresiz olarak gözaltında tutuyor.
The UN Human Rights Office published the report stating that during the 'Iron Wall' operation in the Jenin, Nur Shams and Tulkarm refugee camps in the northern West Bank of Israel, most of the structures were destroyed, caused civilian deaths, and refugees were displaced and their return prevented. The report recommended that Israel end its occupation in accordance with international law.
The Israeli army has converted a building at the entrance of Al-Askar Refugee Camp into a military headquarters and is interrogating the Palestinians it has detained. Local sources stated that more than a hundred innocent Palestinians were brought here and questioned since the early hours of the morning. Camp resident Kemal Haccir said that soldiers raided their homes in a barbaric manner, detained young and old people, and talking was prohibited inside the building. Since the Gaza attack, attacks by Israeli soldiers and colonists have been increasing in the West Bank and East Jerusalem.

After the flood disaster on the Nepal-Tibet border, two people who were trapped in the tunnel of the Trishuli 3A Hydroelectric Power Plant, which was blocked by mud and rocks, were rescued alive with a delicate operation carried out with the support of international experts.

Search and rescue efforts carried out by 7 ships and 6 aircraft affiliated with the Ministry of National Defense for the passenger ship that sank off the coast of Kyrenia on August 30 continue to find the 16 missing passengers.

The location of the ship named Tuğberk İmamoğlu, which sank off the coast of Silivri in the Sea of Marmara, was determined by the TCG Akın rescue ship belonging to the Naval Forces. The Ministry of National Defense announced that search and rescue efforts are continuing in a coordinated manner.

Following the death of Ratko Mladic, responsible for the Srebrenica Genocide, genocide survivor Selma Jahic shared her feelings about Mladic's death and her reactions to Serbia's preparations for the state ceremony.