
İstanbul'da Adalar açıklarında meydana gelen mikro depremler sosyal medyada yankı uyandırırken, uzmanlar fayın aktif olduğunu ancak büyük depremin habercisi olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
AI-generated summary
İstanbul'da Adalar açıklarında mikro deprem aktivitesi artmış, en büyüğü 3,2 olarak kaydedilmiştir.
Çarşamba gününe gelindiğinde ise mikro deprem aktivitesi öğleden sonra artışa geçti.
Saat 16.00'dan sonra birçok küçük deprem gerçekleşti. Bu depremlerin en büyüğü saat 17.43'te 3,2 olarak öne çıktı. Anadolu Yakası kıyısında bulunup bu depremi hissettiğini belirten birçok kişi sosyal medyada paylaşım yaptı.
Aynı gece 2 ve 2,7 gibi büyüklüklerle birçok deprem daha kaydedildi.
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Şükrü Ersoy, NTV yayınında Adalar açıklarında gerçekleşen depremleri değerlendirdi.
"Büyük bir deprem olacak." demenin yanlış olacağını vurgulayan Ersoy, "'Hiçbir şey olmayacak' demek de yanlış olur." ifadesini kullandı.
İstanbul'daki depremlerin Adalar Fayı üzerinde gerçekleştiğini anlatan Ersoy, "Bu fay, Avcılar ve Kumburgaz faylarından biraz daha farklı bir karakter sahip. Adalar Fayı, farklı ve yavaş hareketinden dolayı genellikle bunun pasif olduğu düşünülür ama öyle değil. Dünkü depremler de bu fayın aktif olduğunu bize göstermekte." diye konuştu.
"Bu depremler, bölgenin ne kadar canlı olduğunun göstergesi." diyen Ersoy, "Paniklemek gerekiyor mu? Hayır. Bu olağan aktivitelerden bazıları. Bütün depremler dikkatlice inceleniyor." ifadelerini kullandı.
Sosyal medyada büyük bir bilgi kirliliği olduğunu anlatan Ersoy, "Sanki uzmanlarmış gibi konuşmalar var. Kamuoyundaki kirlilik korku ve endişe yaratıyor. Dün geceden beri sürekli bu konuda görüşler veriyoruz." dedi.
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, söz konusu depremlere ilişkin, "Fayın aktif olduğunun dışında herhangi bir belirti yok. Bu, fayın ölü değil diri olduğunun, deprem üretme potansiyelinin olduğunun göstergesidir. Herhangi bir büyük depremin işaretçisi olarak değerlendirilemez." ifadelerini kullandı.
Yaşanan depremlere deprem fırtınası denilmesi için biraz daha izlenmesi gerektiğini belirten Tüysüz, "Bunlar fayın enerji boşalttığı anlamına da gelmez çünkü depremler çok küçük. Yalnızca o fay üzerinde stres biriktiğini, fayın küçük küçük kırıldığını gösteriyor ama büyük bir deprem olur olmaz yönünde bir işaret vermiyor." dedi.
Tüysüz depremlere ilişkin sosyal medya hesabında da bir paylaşım yaptı.
Adalar'daki mikro depremlerin bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımadığına işaret eden Tüysüz, "Bekleyip göreceğiz." dedi.
Okan Tüysüz, "Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz." ifadelerini kullandı.
Çorum'daki Şapinuva antik kentinde 2024 yılında keşfedilen anıtsal yapıda kazılar sürüyor. Hitit dönemine ait binanın idari bir yapı mı yoksa tapınak mı olduğu, bulunan kurban izleri ve arkeolojik verilerle aydınlatılmaya çalışılıyor.

arXiv'de yayımlanan bir çalışma, 2025'te tıp makalelerinin %77'sinde yapay zekâ kullanıldığını ortaya koydu. Uzmanlar, 'halüsinasyon' riski ve bilimsel özgünlüğün kaybı konusunda uyarılarda bulunarak, akademik süreçte şeffaflık çağrısı yapıyor.
Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Çaycı, tarihsel kaynaklar ve saha araştırmalarının Miryokefalon Savaşı'nın Konya'daki Bağırsak Boğazı'nda gerçekleştiğini kanıtladığını açıkladı. 15-17 Eylül'de savaşın 850. yılına özel bilimsel bir çalıştay düzenlenecek.

Polonya'nın Pien köyündeki sıra dışı mezarlıkta yapılan araştırmalar, vampir sandıkları Zosia adlı kadının kökenini ve mezarlıktaki diğer anormal gömüleri gün yüzüne çıkardı.
Japonya, Almanya ve İspanya'dan araştırmacılar, kedilerin idrarındaki koku sayesinde birbirlerini ayırt etmelerini sağlayan, bireye özgü bir yağ asidi keşfetti. Çalışma, vahşi kedigillerde de benzer farklılıklar olduğunu ancak iletişimdeki rolünün henüz kanıtlanmadığını gösteriyor.

Ankara'nın Bahçelievler-Emek bölgesinde bulunan ve bugüne kadar hiç kazılmamış MÖ 800-550 yıllarına ait BT10 Tümülüsü'nde bilimsel kazı çalışmaları başladı. Prof. Dr. Atakan Akçay başkanlığındaki ekip, bölgeyi bir arkeoparka dönüştürmeyi hedefliyor.