
Küçükçekmece'deki bir camide görevli imam ile müezzin arasında çıkan yardım parası tartışması kavgaya dönüştü.
AI-generated summary
Bartın'da imam olan Ferdi Bıyıkoğlu, 2024 yılında İstanbul Küçükçekmece Hz. Ebubekir Camii'nde müezzin kayyım olarak göreve başladı.
Bartın’da imam olarak görev yapan Ferdi Bıyıkoğlu, 2024 yılında çocuklarının hafızlık eğitimi için İstanbul’a geldi. Küçükçekmece Hz. Ebubekir Camii’nde görev yapmaya başlayan Bıyıkoğlu, burada müezzin kayyım olarak görevini sürdürürken aynı zamanda Hz. Ebubekir Camii Dernek Başkanlığı görevini üstlendi. İddiaya göre, Bıyıkoğlu ile caminin imamı İsmail A. arasında, cuma günleri toplanan yardımların usulüne uygun şekilde kayda geçirilmediği öne sürülerek tartışma başladı. Bıyıkoğlu, camide toplanan yardımlar ile müftülük kayıtlarındaki tutarlar arasında fark bulunduğunu öne sürerek konuyla ilgili şikayette bulundu.
İLK SALDIRI 20 MART’TA
Şikayetin ardından iddiaya göre, müezzin kayyım Ferdi Bıyıkoğlu'na yönelik imza kampanyaları başlatıldı ve hakkında çeşitli suçlamalarda bulunuldu. Daha sonra kendisi ve ailesi tehdit ve saldırılara uğradı. Bıyıkoğlu'na ilk saldırı 20 Mart 2026'da yaşandı. Cami imamının yakını lojmanın kapısına gelerek Bıyıklıoğlu'nu ölümle tehdit etti.
CAMİ ÖNÜNDE GÜNDÜZ DARBEDİLDİ
10 Temmuz 2026 ise çocuklara karpuz dağıtmak için hazırlık yaptıkları sırada cami önünde yeni bir tartışma çıktı. Cami imamı, müezzin Ferdi Bıyıkoğlu'nun eşi Ebru Bıyıkoğlu'nu cep telefonu kamerasıyla kayda aldı. Bunun üzerine yaşanan tartışmanın ardından imam, müezzin Ferdi Bıyıkoğlu’na yumruklarla saldırdı. Bıyıkoğlu, saldırıdan sonra şikayetçi olmak için polis merkezine gitti, ancak karakola yaklaşık 30 metre kala ikinci bir saldırı gerçekleşti.
SALDIRILAR KAMERADA
Müezzin Ferdi Bıyıkoğlu'na farklı zamanlarda yapılan saldırılar ise güvenlik kamerası kayıtlarına yansıdı. Çocukların önünde yaşanan son saldırıda, cami imamının Bıyıkoğlu'na yumruklarla saldırdığı görüldü.
‘BİZİM KURDUĞUMUZ DÜZENİ BOZAMAZSIN BOZARSAN DA BURADAN GİDERSİN'
Müezzin kayyım ve Hz Ebubekir Camii Dernek Başkanı Ferdi Bıyıkoğlu’nun eşi Ebru Bıyıkoğlu, "Her şey böyle yoluna gidiyordu. 6-7 ay önce eşim dernek başkanı oldu. Dernek başkanı olmasını istediler. Eşim de buna 'tamam' dedi ve dernek başkanı oldu. Dernek başkanı olduktan sonra bir gün geldi, dedi ki: 'Hanım, camide imam cuma yardımlarını saymadan, tam anlamıyla sayılmadan, tutanaklara tutulmadan, sadece imzalar atılıp imam paraları topluyor ve evine götürüyor. Acaba ben mi içimden bunu hani yanlış anlıyorum?' diye kendini de sorguladı. Usulsüzlük var ortada. Sonra eşim gitti, imama şöyle demiş: 'Bunu yapamazsın. Her şey usulüne göre olacak. Bunlar sayılacak, yazılacak, tutanaklar tutulacak, bu panoya asılacak, ilan edilecek. Ne gerekiyorsa usul nasılsa o şekilde yapılacak.' Eşim böyle dediğinde kendisine imam da, 'Sen karışma, bizim kurduğumuz düzeni bozamazsın. Bozarsan da buradan gidersin' gibi şeyler söylemişler eşime” dedi.
‘EŞİM ŞÜPHELENİNCE MÜFTÜLÜKTEN YATAN PARALARIN MİKTARLARINI İSTİYOR’
Bıyıkoğlu, “Eşim bunun üzerine şüpheleniyor, şüphelendikten sonra müftülükten yatan paraların miktarlarını istiyor. Müftülüğe yatan bin 700 lira, bin 500 lira, bin 800 lira, bu miktarların üzerinde yatan para yok. O hafta 9 bin, 10 bin, 6 bin, 7 bin, 8 bin civarlarda çıkıyor para ama paranın yatan miktarı bin 500 lira, bin 600, bin 700 lira. Bunun üzeri yok. Sonra eşim bunun üzerine diyor ki imama : 'Bu parayı ne yaptın?', imam da diyor ki: 'Bir fakire yardım etmiş olabilirim' gibi bir cevap veriyor. Eşim de diyor ki: 'O zaman yardım ettiğin kişi nerede? Bir tutanak yaptın mı, bir fatura, makbuz bir şeyin var mı?' diyor, imamda: 'Yok’ diyor. Eşimde: 'O zaman ne yaptın?' diyor imamda: 'Camiye, lojmana harcamış olabilirim' diyor. Eşimde: ‘Lojmanda bir tadilat yapılmadı, lojmana bir usta çalışmadı. Bu paranın köşede durması lazım.' diyor ama imamın söylediği hiçbir şeyin dekontu ya da makbuzu yok. Bu mesele böyle sürdü. Sonra baktık imam, eşim hakkında yalan iftiralar atmaya başladı. Sonra gitti eşim hakkında imza kampanyaları başlattı. İmam ve çevresi, imamı sevenler başladılar bu sefer eşime, 'Esrar içiyor. Eroin kullanıyor. Bir kadınla ilişkisi var. Camideki çocukları darbediyor. Cemaati camiden soğutuyor. Kadınlara hakaret ediyor' gibi bu tür şeylerle eşime imza kampanyaları başlattılar. Eşim de dedi ki: 'Madem öyle, ben de bunu yapmayacaktım ama' dedi. Ben de eşime dedim ki: 'Git, git söyle. Gereken yerlere başvur, niye bekliyorsun? Bekleme, şikayet et.' Bunun üzerine eşim de gitti müftülüğe önce sözlü olarak sonra da yazılı olarak şikayetini yaptı. Yaptıktan sonra bütün baskılar, mobbingler, şantajlar her şey ondan sonra başladı” diye konuştu.
‘KARAKOLUN ÖNÜNDE 5 KİŞİ TARAFINDAN DARP EDİLDİ’
Bıyıklıoğlu, "Baktım imam kamerayı almış, telefonun kamerasını bana doğru tutup beni çekiyor. Sonra eşim imamın yanına gidip dedi ki ‘Sen benim eşimi niye çekiyorsun? Ne hakla çekiyorsun. Neyini çekiyorsun benim eşimin? Kapat kameranı. Sen burada görevli bile değilsin, görevin bile alındı. Görevli olmadığın halde gelip burada bırak benim eşimi çekmeyi, buradaki çocukları bile çekemezsin, izinsiz’ dedi. Bunun üzerine imam, eşime: ‘Sana ne lan’ deyip eşime vurması bir oldu. 10-11 tane yumruk vurdu eşime. Artık eşim dayanamıyor. Karşılık veriyor. Eşim, o gün gitti darp raporunu aldı. Karakola gideceğiz tekrar. Aynı gün ikinci kez karakolun önüne 25-30 metre kala biz arabalarımızı park ettik, indik. 5 kişi toplamda bunlardan birisi imamın oğlu, imamın bacanağının oğlu, bayramda kapımıza dayanan adam, yanında bilmediğim 3 kişi daha saldırdılar ve eşimle kayınımı tekme tokat yerlerde sürüklediler. Eşimle kayınımı adamların elinden polisler geldi aldılar” dedi.
‘KAPI ÇALDIĞINDA KIZIM DOLABA SAKLANIYOR’
Bıyıkoğlu, “Bunlar evi bastığında benim çocuklarım evdeydi. Eşim cami bahçesinde darbedilirken hakeza çocuklarım yine yanımdaydı. Benim 5 yaşında kızım var. 5 yaşındaki kızım artık kapı çalındığında çocuk kapıya koşmaktansa dolapların içine saklanıyor, ‘Bizi dövmeye geldiler’ diye. Bu korkuları var çocuklarımın. Psikatriye götürdüm ve şu an tedavi görüyorlar. Biz bu mobbinglerden bu baskılardan dolayı biber gazıyla dışarıya çıkmak zorundayız. Saldıracaklar korkusuyla. İmam, 50 gün oldu artık Küçükçekmece Müftülüğünden ilişiği kesildi, başka bir yere kendisi gönderildi.

Fırat Yavşan lost his life in an armed attack on a moving car on Sevgi Street in Aydınlar District. It was determined that the attackers escaped in a black vehicle with plate number 42 AFA 15.
14-year-old defendant E.Ç., who stabbed 17-year-old Atlas Çağlayan to death in Güngören, Istanbul, was sentenced to 18 years, 10 months and 15 days in prison by the Bakırköy 2nd Juvenile High Criminal Court. Mother Gülhan Ünlü reacted to the decision.

Nihat Arslan, who stabbed his wife Özlem Arslan, who was in the process of divorce, to death in Milas, was sentenced to aggravated life imprisonment by the Milas High Criminal Court. No discount was given to the defendant.

In the international operation based in Spain, the underground network called 'Dubai Bank', which carried out the financial transactions of drug organizations, was collapsed. During the investigation, 21 people were detained and assets worth 20 million euros were seized.

H.D. tried to attack the other driver with a stick during an argument over giving way in Konya's Meram district. caught. The suspect was fined 380 thousand TL.
In the case of the stabbing death of Atlas Çağlayan in Bakırköy, the child defendant in the judicial process, E.Ç. He was sentenced to a total of 18 years, 10 months and 15 days in prison. The court did not apply a good behavior discount.