
İzmir’de Yaşam Hakkı Savunucuları, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü’ni kutlamak yerine mevcut hayvan koruma yasalarına karşı protesto düzenleyerek, hayvanların toplama ve öldürme uygulamalarını eleştirdi, yeni bir Hayvan Hakları Kanunu talep etti ve belediyelerin yetersiz bakım ve cezasız uygulamalarını öne sürdü.
AI-generated summary
2 Ağustos 2024'te yürürlüğe giren mevcut hayvan koruma düzenlemesi, hayvanları koruma iddiasını yitirmiş olarak eleştirilmektedir. Bu yasaya karşılık hayvan savunucuları, hayvanların toplanması, barınaklara konması ve öldürülmesi uygulamalarına karşı protesto düzenlemektedir.
İzmir’de Yaşam Hakkı Savunucuları, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü nedeniyle Alsancak Garı’nın önünde bir araya geldi.
“Yasalarınız batsın, hayvanlar yaşasın”, “İçeride, dışarıda kafesleri parçala” sloganları atarak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne yürüyen grup, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.
“YAŞAM HAKLARINDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu avukatı Melike Özdemir, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Dünyada Hayvanları Koruma Günü olarak kutlanan 4 Ekim’i kutlamıyoruz. Çünkü bugün Türkiye’de hayvanlar korunmuyor, sokatlarından, mahallelerinden, yaşam alanlarından koparılıyor, kapatılıyor ve öldürülüyor. 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme, hayvanları koruma iddiasını çoktan yitirmiştir. Ülkenin dört bir yanında köpekler acımasız yöntemlerle toplanırken yaralanıyor ve ölüyor, kapasitesi, personeli ve veterinerlik hizmetleri yetersiz bakımevlerinde açlığa, hastalığa ve şiddete terk ediliyor. Tedavi edilmesi gereken hayvanların öldürüldüğü, ölümlerin ‘hastalık’ denilerek geçiştirildiği iddiaları karşısında dahi etkili denetim ve hesap verebilirlik sağlanmıyor. Bunun adı hayvanları korumak değildir. Bir ülkenin sokaklarındaki hayvanları ortadan kaldırmayı çözüm olarak gören hiçbir politika insani, bilimsel ve hukuki kabul edilemez. Yaşam hakkı, bütçe, kapasite, siyasi tercih ya da toplumsal algı gerekçe gösterilerek ortadan kaldırılamaz. Bu nedenle artık mevcut düzenlemenin düzeltilmesini değil, hayvanları gerçekten koruyan yeni bir yasa istiyoruz.
Kısırlaştırmayı, aşılamayı ve yerinde yaşatmayı esas alan, terk etmeyi engelleyen, üretim ve ticareti yasaklayan, belediyelere açık sorumluluk yükleyen, ihlalleri cezasız bırakmayan ve hiçbir hayvanın yaşamını idarenin keyfiyetine terk etmeyen, tüm tür hayvanların hak ve özgürlüklerini koruyan bir yasa istiyoruz. Hayvanları değil, onları ölüme sürükleyen bu sistemi ortadan kaldırın. 4 Ekim’de tek talebimiz var: Toplayan değil koruyan, kapatan değil yaşatan, öldürmeyi değil yaşamı esas alan ve adı Hayvan Hakları Kanunu olan yeni bir yasa istiyoruz. Bu ülkenin hayvanları yalnız ve savunmasız değildir. Yaşam haklarından vazgeçmeyeceğiz.”
“TOPLANAN BU KÖPEKLER NEREDE”
İzmir Yaşam Hakkı Savunucularından Pınar Alp Asil, mevcut yasaya tepki göstererek, şunları kaydetti:
“4 Ekim, acıyı, korkuyu, sevgiyi ve aynı bizler gibi yaşamı deneyimleyen hayvanların yaşam hakkını hatırladığımız gün. Ama biz bugün burada hatırlamak için toplanmadık. Bugün hesap sormak için toplandık. Çünkü bu ülkede 2 yıl önce tüm hak savunucularının, bilim insanlarının, hukukçuların ve veterinerlerin itirazlarına ve mücadelelerine rağmen AKP ile MHP oylarıyla Meclis’ten kahkahalar eşliğinde bir Katliam Yasası geçirildi. Yasadan önce, sokakta yaşayan hayvanlar için 'kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat' gibi akılcı ve bilimsel yöntemleri asla uygulamayan, bunun için ayrılan bütçeleri farklı alanlarda kullanan yerel yönetimler, yasa çıktığı an denetleme olmaksızın hayvanları sokaklardan toplamaya ve barınak adı verilen ölüm kamplarına kapatmaya başladılar. Mevcut yasa 2028’e kadar önce barınak yapımını, sonra toplamayı öngörürken, iktidarın cezasızlık politikalarından cesaret alan yönetimler açıkça suç işlemeye hızla devam ettiler.
Resmî kayıtlara göre barınak kapasitesi toplam 413 bin olarak ifade edilirken, dernek raporlarına göre sayının 200 binini geçmediğini görüyoruz. 1.400 il ve ilçe belediyesi sayısına karşı ise tesis sayısı 234-322 arasında. Son 1,5 yılda toplatılan köpek sayısının 1 milyon 200 bin olduğu ifade edilirken, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 27 Eylül 2026’da yaptığı konuşmasında büyük bir gururla hayvanların yüzde 99,6’sının toplandığını, 81 ilin 79’unda hedefe ulaştıklarını söyledi. Buradan soruyoruz kendisine: Kapasite rakamları bu haldeyken toplanan bu köpekler nerede?”
“HAYVANLARIN HAYATI SİZİN SİYASİ HESAPLARINIZIN MALZEMESİ DEĞİLDİR”
Yasanın yaşam hakkı savunucularını da hedef haline getirdiğini belirten Yaşam Hakkı Savunucusu Melodi Zengin, şöyle konuştu:
“‘Güvenli sokaklar’ bahanesiyle çıkarılan bu yasa sadece sokatında yaşayan hayvanları değil, onların yanında yer alan yaşam hakkı savunucularını da hedef haline getirmiştir. Ne yazık ki sistematik şekilde uygulanan bu zulüm sadece sokatında yaşayan hayvanlarla sınırlı değildir. Kanunen yasak olmasına rağmen merdiven altı yerlerde yapılan kaçak hayvan üretimleri, bunları satışla destekleyen işletmeler, orman yangınları olduğunda yaşatmak için çabaladığımız yaban hayvanları için açılan usulsüz av ihaleleri, eğlence adı altında akvaryumlarda, yunus parklarında, sirklerde ve adına hayvanat bahçesi denilen hapishanelerde daracık kafeslerde zorla tutsak edilen, festival adı altında zorla dövüştürülen hayvanlar... Tüm bu saydığımız sömürü alanları, hayvanların yaşam haklarının her gün, her dakika ne kadar ihlal edildiğinin kanıtıdır. 4 Ekim’de buradan bir kez daha hayvanların bir meta, bir eğlence aracı olarak görülmesini reddediyoruz. Buradan iktidara, belediyelere ve bu politikanın uygulanmasına ortak olan herkese açıkça söylüyoruz: Hayvanların hayatı sizin siyasi hesaplarınızın malzemesi değildir. Özellikle kendilerine muhalefet diyen kesime sesleniyoruz; bugüne kadar ürettiğiniz iki yüzlü politikalarla hayvanları katlederken, iktidarın gizli ortağı oldunuz ve tüm verdiğiniz sözlere rağmen bizi tek başımıza bıraktınız. Bugün hayvanların yaşam hakkı için yan yana gelen bizler, yarın aile yasalarına hapsetmeye çalıştığınız kadınların, o ailelerin sözde güvenliği için nefret politikalarının merkezine oturttuğunuz LGBTİ+’ların, istismarlara maruz kalan çocukların, yoksulluk sınırında yaşamaya çalışan emeklilerin ve ‘işin fıtratında var’ denilerek toprağın altına ölüme gönderilen madencilerin mücadelesinde de yan yana olacağız. Çünkü bizim tarafımız belli: Ölümün, nefretin ve baskının değil, yaşamın, özgürlüğün ve dayanışmanın tarafındayız.”
Hayvanseverler, basın açıklamasının ardından Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde "insan zinciri" oluşturdu.
AI outlook — possibilities, not facts
Hayvan hakları savunucularının yeni bir Hayvan Hakları Kanunu talebiyle ilgili resmi başvurular yapacağı ve bu taleplerle ilgili kamuoyu kampanyaları artırılacaktır.
Likely · Within weeks
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından verilen hayvan toplama oranı ile ilgili iddialar, bağımsız denetleyiciler ve hayvan hakları organizasyonları tarafından sorgulanacak ve bu konuda açıklama talepleri artacaktır.
Very likely · Within days

The Ukrainian army launched an attack against Russian soldiers by turning Soviet-era BTR-60 armored carriers into unmanned bomb-laden 'zombie vehicles'. Brigadier General Andriy Biletsky announced that 250 Russian soldiers were taken prisoner as a result of the operation and approximately 2 thousand of them died. Each vehicle is produced at a cost of 4 thousand dollars, and usage is expected to increase with the arrival of winter.

Ukrainian President Zelenskiy claimed that Russia had adopted a new attack doctrine targeting infrastructure, logistics lines, schools and hospitals before winter. Zelenskiy said that Moscow's aim is to force people living in Kiev and other major cities to leave the region, and stated that Ukraine will respond, citing oil refineries as a priority target. The Russian Ministry of Defense stated that attacks on military and industrial facilities in Kiev and other regions of Ukraine will be intensified.

While Iranian Parliament Speaker Mohammed Baqir Qalibaf made it mandatory to implement the 7 conditions he presented to the USA through Qatar mediation in order to open the Strait of Hormuz, US President Donald Trump said that he was in the decision-making stage. The claim that Iranian diplomats were expelled in New York was denied by Foreign Minister Abbas Araqchi.

Greece's Kathimerini newspaper wrote that the Great Sea Interconnector (GSI) electricity cable project, which is the source of Eastern Mediterranean tension between Türkiye and Greece, is aimed to be resolved on October 26. While the Greek-French side is trying to overcome the crisis by informing Türkiye in advance, Ankara is expected to accept this information as permission. Additionally, the Greek press stated that they were disappointed when France deepened its defense cooperation with Türkiye.

Angelina Jolie emphasized the infrastructure damage in Gaza with the satellite image she shared on her social media account, stating that according to United Nations data, 82 percent of the infrastructure was damaged and approximately 2 million people will need assistance for shelter and basic needs.
The Ukrainian army is sending aid packages via unmanned aerial vehicles to meet the food and medicine needs of the civilian population in the Oleski town, where the Russia-Ukraine War lasted 4.5 years. Foreign Minister Andrii Sybiha stated that Russia tried to isolate the region and approximately 4 tons of materials were delivered in 400 packages.