
AI-generated summary
Gökbilimciler, ölü bir yıldızın çevresinde dönen dev bir gezegenin atmosferine ilk kez bu kadar yakından baktı. James Webb Uzay Teleskobu ile incelenen WD 1856b adlı gezegen, beklenenden çok daha sıcak çıktı. Araştırmacılara göre bu bulgu, Jüpiter benzeri dev gezegenlerin yıldızları öldükten sonra bile “ikinci bir hayat” yaşayabileceğini gösteriyor.
WD 1856b, beyaz cüce adı verilen ölü bir yıldızın çevresinde dönüyor. Beyaz cüceler, Güneş benzeri yıldızların yaşamlarının sonunda geride bıraktığı son derece yoğun çekirdekler olarak biliniyor.
Bir yıldız yakıtını tükettiğinde önce kırmızı deve dönüşüyor, dış katmanlarını uzaya savuruyor ve geride Dünya büyüklüğünde ama çok yoğun bir çekirdek bırakıyor. Güneş’in de yaklaşık 5 milyar yıl sonra benzer bir sürece girmesi bekleniyor.
Bu nedenle beyaz cücelerin çevresindeki gezegenler, Güneş Sistemi’nin uzak geleceğini anlamak isteyen bilim insanları için büyük önem taşıyor.
WEBB İLE İNCELENDİ
Astronomlar, James Webb Uzay Teleskobu’nu kullanarak WD 1856b’nin atmosferini inceledi. Gezegen, Dünya’dan yaklaşık 82 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor.
Araştırmacılar için bu sistem sıradan bir ötegezegen gözleminden oldukça farklıydı. Çünkü WD 1856b, çevresinde döndüğü beyaz cüceden yaklaşık 7 kat daha büyük. Gezegen yıldızının önünden geçtiğinde, yıldız ışığının çok büyük bir kısmını kapatıyor.
Bu geçiş yalnızca 8 dakika sürüyor. Üstelik beyaz cüce, normal yıldızlara göre çok daha sönük olduğu için atmosfer analizini yapmak oldukça zorlu hale geliyor.
Bilim insanları WD 1856b’nin sıcaklığının Jüpiter’e benzer şekilde yaklaşık eksi 113 santigrat derece civarında olmasını bekliyordu. Çünkü gezegen, yaşlı ve sönük bir beyaz cücenin çevresinde dönüyor.
Ancak ölçümler şaşırtıcı bir sonuç verdi. Gezegenin sıcaklığı yaklaşık 126 santigrat derece olarak hesaplandı.
Bu fark, araştırmacıların gezegenin geçmişinde büyük bir ısınma olayı yaşanmış olabileceğini düşünmesine neden oldu.
YEDİ KAT KÜTLELİ
WD 1856b’nin bir diğer şaşırtıcı özelliği de kütlesi oldu. Gezegen boyut olarak Jüpiter’den biraz küçük olsa da kütlesinin Jüpiter’in yaklaşık 7 katı olduğu belirlendi.
Bu durum, gezegenin hem yoğunluğunu hem de geçmişte yaşadığı dinamik süreçleri daha ilginç hale getiriyor. Araştırmacılar, sıcaklık ve kütle verilerini birlikte değerlendirerek gezegenin tarihini yeniden kurmaya çalıştı.
Sonuçlara göre WD 1856b, yıldızı beyaz cüceye dönüştükten milyarlarca yıl sonra yeniden ısınmış olabilir.
Gezegenin bu kadar geç bir dönemde ısınmış olması, beyaz cücenin tek başına bu sıcaklığı açıklamayabileceğini gösteriyor. Çünkü beyaz cüce, yıldız öldükten sonra yavaş yavaş soğuyan sönük bir kalıntı.
Araştırmacılara göre olası açıklamalardan biri, sistemdeki yakın bir çift yıldızın kütleçekimsel etkisi. Bu etki, gezegeni daha uzak bir yörüngeden içeri doğru sürüklemiş ve aynı zamanda gelgit kuvvetleriyle ısıtmış olabilir.
Böylece gezegen, yıldızının ölümünden sonra yeni ve çok daha sıcak bir evreye girmiş olabilir.
GEZEGENİN İKİNCİ HAYATI
Araştırmacılar bu durumu, dev gezegenler için bir tür “ikinci hayat” olarak yorumluyor. Yıldız öldükten sonra gezegen yok olmak yerine yörünge değiştiriyor, yeniden ısınıyor ve atmosfer kimyasında yeni süreçler başlıyor.
Bu bulgu, yıldız ölümüyle gezegenlerin hikâyesinin mutlaka sona ermediğini gösteriyor. Aksine bazı gezegenler için yıldızın ölümü, yeni bir evrenin başlangıcı olabilir.
Güneş’in kırmızı dev aşamasına geçtiğinde Merkür ve Venüs’ü yok etmesi bekleniyor. Dünya’nın akıbeti ise hâlâ kesin değil; bazı modellere göre Güneş tarafından yutulabilir, bazılarına göre hayatta kalabilir.
Jüpiter ve Satürn gibi dış gezegenlerin ise Güneş’in ölümünden sağ çıkma ihtimali çok daha yüksek görülüyor. Ancak Güneş kütle kaybettiğinde bu gezegenlerin yörüngeleri değişecek ve sistem daha gevşek hale gelecek.
WD 1856b gibi gezegenler, bu uzak gelecekte dev gezegenlerin başına neler gelebileceğini anlamak için benzersiz örnekler sunuyor.
YENİ ALAN AÇILDI
Bu çalışma, beyaz cücelerin çevresindeki gezegen atmosferlerinin James Webb ile incelenebileceğini gösterdi. Araştırmacılara göre bu, “ölü yıldızların çevresindeki gezegen atmosferleri” için yeni bir gözlem alanı anlamına geliyor.
Bilim insanlarının uzun vadeli hedeflerinden biri, bir beyaz cücenin yaşanabilir bölgesinde dönen kayalık bir gezegen bulmak. Böyle bir keşif, ölü bir yıldızın çevresinde yaşam ihtimalini araştırmanın kapısını açabilir.
Şimdilik WD 1856b, yaşam için uygun bir dünya değil. Ancak gösterdiği şey çok çarpıcı: Yıldızların ölümü, bazı gezegenler için son değil; bambaşka bir başlangıç olabilir.
NASA, Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu'nu Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden SpaceX'e ait Falcon roketiyle fırlattı. 4,3 milyar dolarlık teleskobun evrendeki galaksileri ve gezegenleri incelemesi hedefleniyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi, 18-20 Ağustos'ta Marmara Denizi'nde yaşanan 185 depremi yapay zeka ile inceledi. Uzmanlar, sarsıntıların doğrudan Adalar Fayı üzerinde değil, fayın kollarında gerçekleştiğini ve büyük bir depremin habercisi olmadığını belirtti.

Marmara Denizi'nde 18-20 Ağustos'ta meydana gelen 185 depremin ardından uzmanlar, sarsıntıların Adalar Fayı'nın kollarında gerçekleştiğini ve rutin bir sismik aktivite olduğunu belirtti. Uzmanlar, bu depremlerin büyük bir kırılmayı tetikleyeceği yönünde bilimsel bir kanıt olmadığını vurguladı.

Dokuz Eylül Üniversitesi uzmanları, 18-20 Ağustos'ta Marmara Denizi'nde yaşanan 185 depremin Adalar Fayı üzerinde değil, fayın kollarında bir 'deprem fırtınası' şeklinde gerçekleştiğini açıkladı. Uzmanlar, bu sarsıntıların büyük bir depremin öncüsü sayılamayacağını belirtti.

DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve Arş. Gör. Dr. Can Eytemiz, Marmara Denizi'nde kaydedilen 185 depremle ilgili yapay zeka destekli sismolojik analiz yaptı.
Dokuz Eylül Üniversitesi'nin çalışmasına göre, 18-20 Ağustos'ta Marmara Denizi'nde meydana gelen 185 deprem Adalar Fayı üzerinde değil, kollarında gelişen deprem fırtınası niteliği taşıyor.