Küresel sosyal medya ağları ve yerli medyanın karşı karşıya olduğu tehdit
TBMM Dijital Mecralar Komisyonu ve diğer kurumların bildiği ancak görünmez bir elin işlediği dijital kartel tehlikesi.
Quick Look
- Küresel sosyal medya şirketlerinin pazar hakimiyeti, telif ihlalleri ve reklam gelirlerini tekelleştirmesi yerli medyayı tehdit ediyor.
- AB ve ABD'deki sıkı düzenlemeler hatırlatılırken, TBMM'ye çağrıda bulunuluyor.
AI-generated summary
Why It Matters
AB büyük teknoloji şirketlerini geçit bekçisi tanımladı. Türkiye'de reklam pastasının büyük kısmı küresel şirketlere gidiyor.
Konuyu... TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, İletişim Başkanlığı, Kültür Turizm Bakanlığı, RTÜK gayet iyi biliyor. Rekabet Kurulu topa giriyor. Yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı bile iyi niyetle üzerinde çalışıyor. Gel gör ki... Dünyada yer yerinden oynarken bizde adeta görünmez bir el işliyor!
Dilerseniz şöyle örneklendireyim...
Sağ olsun Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı"nın kurulmasını sağladı. Bu koordinatör birim, başsavcılıklarla birlikte çalışarak, üzeri örtülmüş veya rafa kaldırılmış kritik dosyaları yeniden açıyor. Hem adaletin tesisini sağlıyor hem de kamu vicdanını rahatlatıyor.
Benim anlatacağım mesele ise "yerli ve milli medyanın açıktan karşılaştığı tehlike hatta tehditle ilgili!"
Üstelik, "faili belli ama neticesi belirsiz!"
Tahmin edeceğiniz gibi konu, "sosyal medya ağları" denilen küresel şirketler, algoritmaları, piyasayı yönlendirme, bireyleri manipüle etme yöntemleri ile telif haklarını ihlâl eden uygulamaları ve reklâm pastasındaki haksız kazanç tezgâhlarıyla bağlantılı!
Burada, madalyonun iki yüzü var.
Bir tarafı, sosyo-psikolojik ve milli güvenlik... Toplum ruh sağlığı, çocukların/gençlerin korunması, bağımlılık ve kamu düzeniyle ilintili!
Diğer tarafında, bedelsiz içerik kullanımı ve reklâm pazarını tekelleştirme kurgusu söz konusu.
Bakınız... Avrupa Birliği, büyük teknoloji şirketlerinin pazar hâkimiyetini kırmak, kullanıcı verilerini korumak ve gençlerin dijital emniyetini sağlamak amacıyla son yıllarda oldukça radikal düzenlemeler yaptı. Özellikle Meta, Google, Apple ve Tik Tok gibi şirketleri "Geçit Bekçisi" olarak tanımladı.
Dedi ki...
Kullanıcıların; internetteki hizmetlere, uygulamalara veya bilgiye ulaşırken "zorunlu olarak içinden geçtiği platformlar var." Tıpkı eski dönemlerde kalenin kapısında durup, kimin girip çıkacağına karar veren "bekçi misali", bu dev şirketler de dijital alanda tek başına kural koyma ve tatbik etme kudretine sahip. Öyle ise buna karşı önlem almalıyız!
Bugün AB, dijital kartellere nefes aldırmıyor. Bu şirketlerin kendi ürünlerini öne çıkarmasını yasaklıyor. Alternatif uygulama mağazalarına girişe izin verilmesini mecburi kılıyor. Yasa dışı içerikleri, dezenformasyonu ve bağımlılık yapıcı tasarımları engellemeye uğraşıyor.
Olayın merkezindeki "ABD'de, yasal ve adli adımlar çok daha ileride." Son olarak... Birleşik Devletlerdeki 41 eyalet, çocukların ruh sağlığına zarar verdiği (depresyon, bağımlılık) gerekçesiyle Meta'ya dava açtı. Meta, 1,4 trilyon dolara kadar ceza alma riskinden kaçınmak için eyaletlerle 16.68 milyar dolarlık uzlaşmaya vardı. Anlaşma kapsamında; gençler için günlük iki saat kullanım sınırı, gece saatlerinde erişim engeli, beğeni (like) sayılarının varsayılan olarak gizlenmesi ve gelişmiş yaş doğrulama altyapıları getirmeyi kabul etti. Bu önlemleri şimdilik sadece ABD'de uygulayacağını açıklayınca AB sert tepki gösterdi. Yeni güvenlik araçlarının Avrupa'da derhal hayata geçirilmesini istedi.
Türkiye'ye gelince... Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın da çabasıyla 1 Kasım 2026 itibarıyla Instagram, Facebook, Tik Tok, X gibi sosyal ağ sağlayıcıların, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunması yasaklandı.
***
Bilinen gerçek şu ki... Arama motoru pazarının % 85'inden fazlasını Google kontrol ediyor. Sosyal medya reklamlarında aslan payı Meta'ya (Instagram ve Facebook) gidiyor. Türkiye'de, dijital reklam pastasının %74'ü bu iki şirkete akıyor. Alternatif platform olmadığı için yerel işletmeler Google ve Meta'ya reklam vermekten başka çare bulamıyor. Yerli ve milli bir medya kuruluşu, "Benim ürettiğim içeriği Google Arama'da veya Facebook/Instagram'da telifsiz gösterme" dediğinde malûm platformlar bu siteleri aramalardan silebiliyor. Etkileşim trafiğini kaybetmek istemeyen milli medya ise içeriklerinin, telifsiz kullanılmasına katlanıyor!!! O şirketler bir de pişkin pişkin; "Sizin haberlerinizi çalmıyoruz, aksine sitelerinize yönlendirerek size ücretsiz trafik ve dolaylı olarak reklam geliri sağlıyoruz" diyebiliyor.
Sözün özü...
1 Ekim'de TBMM açılır açılmaz bu küresel oyunu bozmak zorunda!
What to Watch
AI outlook — possibilities, not facts
1 Ekim'de TBMM açıldığında küresel oyunun bozulması için adımlar atılacak
Likely · Within months
Open Questions
- TBMM açıldığında küresel platformlara karşı hangi somut yasalar çıkarılacak?
- Yerli medyanın telif hakları nasıl güvence altına alınacak?




