İzmir'deki kazı çalışmalarında Geç Antik Çağ'a ait yeni mekanlar ve Roma döneminden kalma su kanalı bulundu.
AI-generated summary
Smyrna Agorası'nda İzmir Katip Çelebi Üniversitesi tarafından yürütülen kazılar, kentin antik dönemdeki yapısını ve dönüşümünü anlamayı hedefliyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi adına yürütülen kazı çalışmalarında Smyrna Agorası'nda yeni buluntulara ulaşıldı.
Yürütülen kazılarda, geçen yıl ortaya çıkarılan mozaik tabanın devamında üç yeni mekan tespit edildi. Mekanlardan ikisinin tabanının mozaik, diğerinin ise mermer döşemeden oluştuğu belirlendi.
Kazı çalışmalarında Agora ve Smyrna Tiyatrosu çevresinde daha önce karşılaşılmayan duvar resimleri de bulundu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Türk-İslam Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, yeni ortaya çıkarılan mekanların Efes Antik Kenti'ndeki Yamaç Evleri'ne benzer özellikler taşıdığını, yapıların kamusal bir işleve sahip olabileceğini söyledi.
Ersoy, "İlk defa bu mekanlarda duvar resimlerine ulaştık. Bugüne kadar Smyrna Agorası'nda ve tiyatro çevresinde hiç karşılaşmamıştık." ifadelerini kullandı.
Mekanların milattan sonra 5. ve 6. yüzyıllara yani Geç Antik Çağ'a tarihlendiğini aktaran Ersoy, Roma İmparatorluğu'nun 395 yılında ikiye bölünmesi ve Hristiyanlığın yayılmasıyla kentlerin yapısında önemli değişimler yaşandığını, yeni buluntuların Smyrna'nın bu dönüşümüne ilişkin bilgiler sunduğunu kaydetti.
2 bin yıldır akan suyun kaynağı araştırılıyor
Kazı çalışmalarında Roma döneminden kalma ve yaklaşık 2 bin yıldır su akmaya devam ettiği belirtilen antik su kanalının bir bölümü de takip edildi.
Smyrna'nın su ihtiyacının Roma döneminde pınarlarla bağlantılı kanallar aracılığıyla karşılandığını belirten Ersoy, yaklaşık 150 metrelik bölümü takip edilen kanalın kaynağının henüz tespit edilemediğini vurguladı.
Agora'nın güneyinde bulunan Namazgah Hamamı ve Kurşunlu Cami çevresinde bir pınar olabileceğini aktaran Ersoy, suyun yaklaşık 150 metrelik bir güzergahın ardından Smyrna Agorası'na ulaştığını belirtti.

Mineralog Robert Hazen ve gezegen bilimci Michael Wong tarafından önerilen yeni bir evrensel yasalar teorisi, evrendeki basit yapıların zamanla karmaşık ve düzenli sistemlere dönüştüğünü açıklıyor. Teori, termodinamiğin ikinci yasasına karşı çıkıyor ve evrimsel seçilim ilkelerinin cansız süreçlerde de geçerli olduğunu savuyor.

NASA'nın 4,3 milyar dolar bütçeli Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, karanlık enerjiyi incelemek ve Samanyolu'nu haritalandırmak üzere Florida'dan fırlatıldı.

Osaka Üniversitesi immünolog Kosuke Hashimoto'nun liderliğinde yapılan çalışmada, 70 yaş üzeri bireylerde CD4 T hücrelerinin öldürücü T hücrelerine dönüştüğü ve bu oranın 100 yaşında %9,6, 110 yaşını aşanlarda %17,6'ya çıktığı gösterildi. Araştırmacılar, bu dönüşümün yaşla birlikte artan kanserli ve anormal hücre tehditlerine karşı bağışıklık sisteminin savunma mekanizması olduğunu belirtti.
NASA, Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu'nu Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden SpaceX'e ait Falcon roketiyle fırlattı. 4,3 milyar dolarlık teleskobun evrendeki galaksileri ve gezegenleri incelemesi hedefleniyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi, 18-20 Ağustos'ta Marmara Denizi'nde yaşanan 185 depremi yapay zeka ile inceledi. Uzmanlar, sarsıntıların doğrudan Adalar Fayı üzerinde değil, fayın kollarında gerçekleştiğini ve büyük bir depremin habercisi olmadığını belirtti.

Marmara Denizi'nde 18-20 Ağustos'ta meydana gelen 185 depremin ardından uzmanlar, sarsıntıların Adalar Fayı'nın kollarında gerçekleştiğini ve rutin bir sismik aktivite olduğunu belirtti. Uzmanlar, bu depremlerin büyük bir kırılmayı tetikleyeceği yönünde bilimsel bir kanıt olmadığını vurguladı.