Finike'deki Suluin Mağarası'nda 117 metre derinliğe ulaşılarak yeni bir kılavuz hattı çekildi ve Türkiye'de ilk kez helyum-hidrojen-oksijen karışımı kullanıldı.
AI-generated summary
Suluin Mağarası, Finike'de bulunan ve derinliği ile bilinen bir su altı mağarasıdır. Çalışmalar, mağaranın keşfedilmemiş kısımlarını belgelemek ve arama kurtarma kapasitesini artırmak amacıyla yapılmıştır.
Finike Kaymakamlığının koordinasyonunda 10-16 Ağustos'ta gerçekleştirilen çalışmalarda, kamu kurumları ve gönüllü arama kurtarma ekiplerinin katılımıyla Suluin Mağarası'nın bilinmeyen bölümleri araştırıldı.
Karadeniz Dalgıçları Spor Kulübü ile Gelibolu Teknik Dalış Merkezi eğitmenleri ve arama kurtarma ekiplerinin katıldığı çalışmalarda, mağaranın 175 metre derinliğe kadar araştırılması hedeflendi.
Kademeli olarak gerçekleştirilen dalışlarda 117 metre derinliğe ulaşıldı.
Çalışmanın ardından bu noktadan yüzeye kadar kesintisiz kılavuz hat çekildi. Böylece ileride mağaraya girecek ekipler için güvenli bir güzergah oluşturuldu.
Derin dalışlarda özel gaz karışımı kullanıldı
Çalışmanın dikkat çeken bölümlerinden biri de derin dalışlarda kullanılan solunum gazları oldu.
Yüksek oranda helyum içeren gaz karışımlarının kullanımında ortaya çıkabilecek "yüksek basınç sinir sistemi sendromu" (HPNS) riskini azaltmak amacıyla solunum gazlarına hidrojen eklendi.
Araştırmada, Türkiye'de daha önce bir dalışta kullanıldığına ilişkin kamuya açık kayda rastlanmadığı belirtilen helyum-hidrojen-oksijen karışımı da kullanıldı.
Dalışlarda ayrıca kapalı devre trimix ve çeşitli deneysel gaz karışımları ile teknik ekipmanlar test edildi. Kamu ve sivil toplum arama kurtarma ekiplerinin kapalı ortam dalış kabiliyetlerinin geliştirilmesine yönelik eğitim ve tatbikatlar gerçekleştirildi.
Çalışmaların son aşamasında ise Suluin Mağarası'nın doğal güzelliklerinin ve turizm potansiyelinin tanıtılmasına katkı sağlamak amacıyla su altı görüntüleme çalışması yapıldı.
"O noktaya kadar bizden başka giden olmamıştı"
Dalış ekibinde yer alan Sona Sualtı Teknolojileri eğitmeni Alper Burak Küçükkaramıklı, AA muhabirine, resmi izinlerin alınmasının ardından Suluin Mağarası'nı yeniden keşfetme ve belgeleme fırsatı bulduklarını söyledi.
Dalışların belirli bir derinliğe tek seferde ulaşmak yerine kademeli olarak planlandığını anlatan Küçükkaramıklı, her dalışın bir sonraki aşamaya yönelik yeni hedefler ortaya çıkardığını belirtti.
Küçükkaramıklı, çalışmaların sonunda mağaranın ulaşılabilir bölümlerinin tamamını araştırdıklarını ifade ederek, "Mağaranın en sonuna kadar gidip kendi kılavuz hattımızı çekip arkaya plaka bıraktığımızda son derece büyük bir tatmin duygusu verdi çünkü o noktaya kadar bizden başka giden kimse olmamıştı." dedi.
Dalışlarda özel prosedürleri ve Türkiye'de tasarlanan bazı ekipmanları da zorlu koşullarda test ettiklerini aktaran Küçükkaramıklı, çalışmanın teknik dalış açısından önemli deneyimler kazandırdığını söyledi.
Mağaranın doğal güzellikleri görüntülendi
Gelibolu Teknik Dalış Merkezi eğitmeni Murathan Yıldız da çalışmalar sırasında mağaranın derinliklerine ulaşmanın yanı sıra su altındaki doğal güzellikleri görüntülediklerini belirtti.
Suluin Mağarası'nın güzelliklerini daha geniş kitlelere ulaştırmak istediklerini ifade eden Yıldız, "Biz bu dalışlarda sadece mağaranın en derin noktasına ulaşmadık, aynı zamanda da dalışlarımız boyunca güzel görüntüler aldık. Bu güzellikleri sadece biz görmeyelim, bu çalışmaları izleyen herkes görebilsin." diye konuştu.
Teknik dalış ve arama kurtarma kapasitesi test edildi
Karadeniz Dalgıçları Spor Kulübü Başkanı ve arama kurtarma ekibi lideri Rıza Birkan, çalışmanın farklı disiplinlerden ekiplerin koordinasyonuyla gerçekleştirildiğini söyledi.
Suluin Mağarası'ndaki çalışmanın yalnızca keşif amacı taşımadığını belirten Birkan, zorlu kapalı ortam koşullarında ekiplerin birlikte çalışma ve arama kurtarma kabiliyetlerinin de geliştirildiğini kaydetti.
Dalış eğitmeni ve su altı görüntüleme ekibinden Ali Şener ise Türk dalgıçlarının kendi bilgi birikimi ve teknik kapasiteleriyle mağaranın daha önce keşfedilmemiş bölümlerine ulaşmasının, Türkiye'de teknik dalışın geldiği seviyeyi göstermesi açısından önemli olduğunu ifade etti.
Araştırma ve tatbikat çalışmalarına Rıza Birkan, Murathan Yıldız, Alper Burak Küçükkaramıklı, Ali Şener, Ahmet Kemal Yılmaz, Orhan Adıgüzel, yüzey destek ekibinden Ömer Çakır ve Nuray Ürkmez ile milli serbest dalış sporcusu Bilge Çingigiray katıldı.

Isparta'daki Eğirdir Gölü'nde suların çekilmesiyle Geç Neolitik dönemden Osmanlı'ya kadar uzanan antik yerleşimler ve arkeolojik materyaller gün yüzüne çıktı. Uzmanlar, bölgenin korunması ve bilim dünyasına kazandırılması için çalışmalar yürütüyor.
Çorum'daki Şapinuva antik kentinde 2024 yılında keşfedilen anıtsal yapıda kazılar sürüyor. Hitit dönemine ait binanın idari bir yapı mı yoksa tapınak mı olduğu, bulunan kurban izleri ve arkeolojik verilerle aydınlatılmaya çalışılıyor.

arXiv'de yayımlanan bir çalışma, 2025'te tıp makalelerinin %77'sinde yapay zekâ kullanıldığını ortaya koydu. Uzmanlar, 'halüsinasyon' riski ve bilimsel özgünlüğün kaybı konusunda uyarılarda bulunarak, akademik süreçte şeffaflık çağrısı yapıyor.
Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Çaycı, tarihsel kaynaklar ve saha araştırmalarının Miryokefalon Savaşı'nın Konya'daki Bağırsak Boğazı'nda gerçekleştiğini kanıtladığını açıkladı. 15-17 Eylül'de savaşın 850. yılına özel bilimsel bir çalıştay düzenlenecek.

Polonya'nın Pien köyündeki sıra dışı mezarlıkta yapılan araştırmalar, vampir sandıkları Zosia adlı kadının kökenini ve mezarlıktaki diğer anormal gömüleri gün yüzüne çıkardı.
Japonya, Almanya ve İspanya'dan araştırmacılar, kedilerin idrarındaki koku sayesinde birbirlerini ayırt etmelerini sağlayan, bireye özgü bir yağ asidi keşfetti. Çalışma, vahşi kedigillerde de benzer farklılıklar olduğunu ancak iletişimdeki rolünün henüz kanıtlanmadığını gösteriyor.