
ABD Başkanı Trump'ın Kuzey Kore lideri Kim ile yeniden görüşme sinyalleri vermesi diplomasi beklentilerini artırırken, Pyongyang'ın uluslararası konumundaki değişim dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Trump'ın Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ilişkisine yönelik açıklamaları yeni bir diplomasi dönemini gündeme getirirken, uzmanlar Pyongyang'ın Rusya ve Çin desteğiyle güçlendiğine dikkat çekiyor.
AI-generated summary
Trump ve Kim 2018'de Singapur'da ilk zirveyi gerçekleştirmiş, ABD'nin Güney Kore'de binlerce askeri bulunmaya devam etmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ilişkisine yönelik son açıklamaları, iki lider arasında yeni bir diplomasi döneminin başlayıp başlamayacağı sorusunu gündeme getirdi.
Trump, Güney Kore ile ortak askeri tatbikatların kapsamının azaltılmasının ardından yaptığı açıklamada, Kim'in son temas girişimlerine yanıt verdiğini belirterek Kuzey Kore lideriyle ilişkisini övdü.
Ancak uzmanlara göre bugünün Kuzey Kore'si, Trump ile Kim'in ilk kez masaya oturduğu 2018'dekinden oldukça farklı. Rusya'nın Ukrayna savaşına verdiği destek sayesinde askeri deneyim ve ekonomik kazanımlar elde eden Pyongyang, Çin'in desteğini de arkasına alarak uluslararası konumunu güçlendirdi.
UKRAYNA SAVAŞI KUZEY KORE'Yİ GÜÇLENDİRDİ
Kuzey Kore son yıllarda uluslararası çatışmalarda daha aktif bir rol üstlenirken özellikle Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline verdiği destekle öne çıktı.
Uzmanlara göre Pyongyang'ın savaşa katılımı, ülkeye ekonomik ve askeri kazanımların yanı sıra gerçek savaş koşullarında önemli bir deneyim kazandırdı.
Uzmanlar, Kuzey Kore'nin kara, hava ve deniz operasyonlarının yanı sıra drone kullanımı dahil “modern savaşın her alanında pratik deneyim” elde ettiğini söylüyor.
Kim'in yükselen uluslararası konumu geçen yıl Pekin'deki askeri geçit töreninde de dikkat çekti. Kuzey Kore lideri, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte görüntülendi.
TRUMP VE KİM'İN “AŞK” DİPLOMASİSİ
Trump ilk başkanlık döneminde Kim ile üç kez görüşmüş, iki lider arasındaki ilişki dünya gündeminin en dikkat çekici diplomatik süreçlerinden birine dönüşmüştü. Trump, bir dönem Kim ile ilişkilerini anlatırken ikilinin “birbirine aşık olduğunu” dahi söylemişti.
Trump geçen ekim ayında Kuzey Kore'yi “bir çeşit nükleer güç” olarak nitelendirerek Washington'ın onlarca yıllık yaklaşımından farklı bir söylem kullandı. Kim ile yeniden görüşmeye “yüzde 100” açık olduğunu da söyledi.
Ancak bu çağrılar uzun süre Pyongyang tarafından yanıtsız bırakıldı. Uzmanlara göre Rusya'dan aldığı kritik destek, Kim'in Washington ile görüşme ihtiyacını önemli ölçüde azalttı.
KUZEY'İN FÜZE DENEMELERİ SÜRÜYOR
Pyongyang son olarak Japonya'nın savunma kapasitesini güçlendirme planlarına balistik füze denemeleriyle karşılık verdi.
Kuzey Kore, ABD ile Güney Kore'nin her yıl gerçekleştirdiği ortak askeri tatbikatları uzun süredir ülkeye yönelik “işgal provası” olarak görüyor ve tatbikat dönemlerinde sık sık füze denemeleri gerçekleştiriyor.
Trump da 2018'de Singapur'da Kim ile gerçekleştirdiği ilk zirvenin ardından “provokatif” olarak nitelendirdiği ortak tatbikatları askıya alacağını açıklamıştı.
ABD'nin bugün Güney Kore'de yaklaşık 28 bin 500 askeri bulunuyor. Amerikan askeri varlığı, barış anlaşması yerine ateşkesle sona eren 1950-1953 Kore Savaşı'nın mirası olarak devam ediyor.
GÜNEY KORE HALA “BAŞ DÜŞMAN” KONUMUNDA
Trump'ın Pyongyang ile yeni bir diplomatik süreç başlatma ihtimali konuşulurken Kuzey ve Güney Kore arasındaki ilişkiler ise oldukça gergin.
Haziran 2025'te göreve gelen Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, selefi Yoon Suk Yeol'un sert politikasından uzaklaşarak Kuzey ile diyaloğu yeniden başlatmaya çalıştı.
Ancak Pyongyang bu girişimleri reddetti, Güney Kore'yi “baş düşman” ülke olarak tanımladı.
Kıbrıs gazetesinin köşe yazısında, 19 Ağustos'ta Ercan Tavsiyeli Hava Sahası'nda Türk A400M askeri uçağı ve İngiliz yolcu uçağının kontrollü hareketi, Rum ve Yunan basınının siyasi kriz yaratma çabaları olarak yorumlandı.
KKTC Başbakanı Üstel, Rum yönetiminin Kıbrıs Türk halkının uluslararası temaslarını, ekonomik hayatını ve egemenlik haklarını hedef alan baskılarını kınadı. Üstel, izolasyon politikalarının ve tehditlerin Kıbrıs Türk halkını haklarından vazgeçiremeyeceğini vurguladı.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'deki hava üssü saldırısının Türkiye'ye haber verilmeden gerçekleştiğini belirtti. Barrack, İsrail'in bu hamlesini iç seçim dinamikleriyle ilişkilendirerek Ankara'nın itidalli tutumunu övdü.
Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD Savunma Bakanı Hegseth ile yaşadığı gerginlik nedeniyle Kara Kuvvetleri Sekreteri Dan Driscoll'un yıl sonuna kadar görevinden ayrılması bekleniyor. Driscoll'un askeri üs içindeki konutunu değiştirdiği belirtiliyor.

ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırıyı 'tehlikeli bir oyun' olarak niteledi. Ankara'nın bilgilendirilmediğini belirten Barrack, durumun askeri çatışma riski taşıdığına dikkat çekti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bölge ülkelerinden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldıklarını belirterek, gerçek güvenliğin bölgesel ve bağımsız bir düzenle sağlanabileceğini vurguladı.