Türk sanat müziğinin önde gelen isimlerinden Zeki Müren, vefatının 30. yıl dönümünde sahne, müzik ve görsel sanatlar alanındaki bıraktığı mirasla hatırlanıyor.
Türk sanat müziğinin efsanevi ismi Zeki Müren, vefatının 30. yıl dönümünde müzik kariyerinin yanı sıra sahne yenilikleri, sinema ve görsel sanatlar alanındaki çalışmalarıyla anılıyor.
AI-generated summary
Zeki Müren, Türk sanat müziğinin en önemli isimlerinden biri olarak müzik, sinema ve sahne sanatlarında pek çok ilke imza atmıştır.
Müren, vefatının 30. yılında müzik kariyerinin yanı sıra sahne ve görsel sanatlar alanındaki çalışmalarıyla anılıyor.
Üsküp'ten Bursa'ya göç eden Kaya ve Hayriye Müren çiftinin tek çocuğu olan sanatçı, bazı kaynaklara göre 2 Ocak 1930'da, bazı kaynaklara göre ise 6 Aralık 1931'de Bursa'da dünyaya geldi.
Müziğe ilgisi küçük yaşlarda başlayan Müren, Bursa'da tamburi İzzet Gerçeker'den musiki eğitimi aldı. Ailesini ikna ederek lise eğitimi için İstanbul'a gelen sanatçı, 1946'da Boğaziçi Lisesinde öğrenim görmeye başladı.
Bestekarlar Şerif İçli ve Kadri Şençalar'ın yanı sıra Agopos Efendi ve Udi Krikor'dan da musiki eğitimi alan Müren, lise son sınıftayken Şükrü Tunar'ın "Bir Muhabbet Kuşu" adlı eseriyle ilk plağını doldurdu.
Kaynaklarda 300 dolayında şarkı bestelediği belirtilen Müren'in Bursa'da bestelediği "Zehretme hayatı bana cananım" adlı acemkürdi eserin Suzan Güven tarafından TRT radyosunda seslendirilmesinin ardından Müren'in besteciliği de daha geniş çevrelerce tanındı.
Akademi eğitimi sanatının farklı yönlerini geliştirdi
Müren, 1950'de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisine girdi. Yüksek Süsleme Bölümünde Sabih Gözen atölyesinde öğrenim gören sanatçı, akademiden birincilikle mezun oldu. Öğrencilik yıllarında başladığı desen çalışmalarını daha sonraki yıllarda da sürdürdü ve farklı dönemlerde sergiler açtı.
Müren'in görsel sanatlara ilgisi sahne çalışmalarına da yansıdı. Kendi tasarladığı sahne kıyafetlerini kullanan sanatçı, saz ekibinin tek tip kıyafet giymesi ve T biçimli podyum kullanılması gibi uygulamalarla sahne düzenine ilişkin yenilikler gerçekleştirdi. TRT Müzik ve Kral Müzik kaynaklarında da bu uygulamalar Müren'in sahne anlayışının unsurları arasında aktarıldı.
Sanatçının resim ve desen çalışmaları da müzik kariyeriyle birlikte sürdü. 1965'te İstanbul, Ankara ve İzmir'de resim, serbest çalışmalar ve kumaş desenlerinden oluşan sergiler açan Müren'in bazı desenleri halı ve kilim olarak da dokundu. 1970'li yıllarda ise bu çalışmalarından bazıları gazino sahnelerinde dekor olarak kullanıldı.
İstanbul Radyosu solistlik sınavını birincilikle kazandı
Zeki Müren, 1950'de 186 adayın katıldığı İstanbul Radyosu solistlik sınavını birincilikle kazandı. 1 Ocak 1951'de ilk canlı radyo konserini veren sanatçı, yaklaşık 15 yıl boyunca radyo programlarında eser seslendirdi.
İlk sahne konserini 26 Mayıs 1955'te veren Müren, aynı yıl "Manolyam" ile Türkiye'de ilk kez verilen Altın Plak Ödülü'nü kazandı. Maksim Gazinosu'nda Behiye Aksoy ile dönüşümlü olarak 11 yıl sahne aldığı bilinen Müren'in sanat hayatı müzikle sınırlı kalmadı. 1954'te "Beklenen Şarkı" filmiyle sinemaya adım atan sanatçı, Cahide Sonku ile başrolü paylaştı. Filmde 10 bestesine yer verilen Müren, sinema çalışmalarının yanı sıra Arena Tiyatrosunun "Çay ve Sempati" oyununda da sahne aldı. Dönemin basın arşivlerinde, oyunun Müren'i ilk kez tiyatro oyuncusu olarak sahneye çıkardığı aktarıldı.
Şiirlerini de kitaplaştıran Müren'in "Bıldırcın Yağmuru" adlı şiir kitabı 1965'te yayımlandı.
Royal Albert Hall'dan Bodrum'a uzanan sanat hayatı
Müren, Türkiye'deki çalışmalarının yanı sıra yurt dışında da konserler verdi. 1976'da Londra'daki Royal Albert Hall'da sahne alan sanatçı, TRT Müzik ve çeşitli biyografik kaynaklara göre bu salonda konser veren ilk Türk sanatçı oldu.
Yaşamı boyunca 600'ü aşkın plak ve kaset doldurduğu belirtilen Müren, "Şimdi Uzaklardasın", "Manolyam", "Bir Demet Yasemen", "Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin" ve "Elbet Bir Gün Buluşacağız" gibi eserleriyle geniş kitlelere ulaştı. 1991'de "Devlet Sanatçısı" ünvanına layık görüldü.
Müren, sağlık sorunları nedeniyle 1980'li yıllarda sahne çalışmalarını azalttı ve Bodrum'a yerleşti. Son konserini 1984'te Bodrum Kalesi'nde verdi.
TRT İzmir'de 24 Eylül 1996'da kendisi için düzenlenen program sırasında hayatını kaybeden Müren, Bursa Emir Sultan Mezarlığı'na defnedildi.
Türk Eğitim Vakfının kayıtlarına göre sanatçı, mal varlığının yarısını Türk Eğitim Vakfına (TEV), diğer yarısını Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Mehmetçik Vakfına bıraktı.
Sanatçının Bodrum'da yaşamının son dönemini geçirdiği ev, vefatının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığınca Zeki Müren Sanat Müzesi'ne dönüştürüldü ve 8 Haziran 2000'de ziyarete açıldı. Müzede sanatçının sahne kıyafetleri, resimleri, kişisel eşyaları ve sanat hayatına ilişkin çeşitli materyaller sergileniyor.

People of science, culture and art who contributed to Turkish language came together at the ceremony held at the Atatürk High Institution of Culture, Language and History on the 94th anniversary of the September 26 Language Day.

Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy stated that Turkish is the identity of the nation at the September 26 Language Festival ceremony and drew attention to the threat of foreign concepts in the digital world and the Common Turkish Alphabet consensus.

Historian Prof. Dr. Zafer Toprak's archive will be opened on September 24 at the Republic History Research Center in Istanbul Metropolitan Municipality Metrohan. Afterwards, a commemorative conference will be held in cooperation with Istanbul Metropolitan Municipality and the History Foundation.

Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy announced that 80% of the original wooden piles were lost in the Haydarpaşa Train Station restoration and a risk of liquefaction was detected in the ground. The first phase of the project is aimed to be completed in 2027.
Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy stated that 80% of the original piles were destroyed in the Haydarpaşa Train Station restoration and announced that the opening target of the first stage was postponed to 2027.

Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy announced that 80% of the original wooden piles were destroyed during the restoration works at Haydarpaşa Station Site and a risk of ground liquefaction was detected. The first phase is aimed to be opened in 2027.