
Türkiye'nin Ar-Ge harcamaları artarken, yüksek teknoloji ihracatı ve akademik nitelik konularında yapısal sorunlar devam ediyor.
AI-generated summary
Türkiye'nin Ar-Ge harcamaları son yirmi yılda milli gelirin %0.5'inden %1.46'sına yükseldi. Toplam harcamaların yaklaşık %60-65'i özel sektör tarafından karşılanmaktadır.
2026 Bilim ve Teknoloji Göstergeleri raporuna göre Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları son yirmi yılda istikrarlı biçimde arttı. 2000’li yılların başında milli gelirin yüzde 0.5’i düzeyinde olan Ar-Ge harcamaları bugün yüzde 1.46 seviyesine ulaştı. Toplam ArGe harcaması yaklaşık 18 milyar dolar (16- 24 arası) düzeyine yükseldi. 2024 ile 2025 arası 7 milyar dolar fark var.
Türkiye dünyanın en fazla Ar-Ge harcaması yapan ilk 20 ülkesi arasında. Bu tablo, Türkiye’nin önemli bir mesafe kat ettiğini ancak küresel teknoloji yarışında üst lige çıkabilmesi için hâlâ uzun bir yolu olduğunu gösteriyor. Bu mümkün olabilir mi, bu sonraki tartışma.
Ülkenin Ar-Ge harcamalarının ağırlık noktası askeri teknolojiler. Yerli otomobil, havacılık ve yazılım gibi teknoloji yoğun sektörlere yaptığı yatırımlar. Sivil ekonomik tüketimde ve önemli ekonomik değer yaratmada ciddi bir ilerleme yok.
Türkiye’deki toplam Ar-Ge harcamalarının yaklaşık yüzde 60-65’ini özel sektör sırtlıyor. Harcamaların yaklaşık yüzde 30’u üniversiteler bünyesinde gerçekleşmekte. Doğrudan devlet eliyle yapılan harcamalar ise bütçenin yaklaşık yüzde 7-10’u.
Türkiye’de Ar-Ge sektöründe çalışan tam zaman eşdeğer (tze) personel sayısı 270 bin kişiyi aştı. OECD’nin verilerine göre, gelişmiş ülkelerde bilim ve mühendislik profesyonellerinin toplam istihdamdaki payı yüzde 3.7’ye ulaştı. Kamuda genel kadın istihdamında OECD ortalamasının gerisinde olsa da ilginç bir şekilde Ar-Ge ve akademi alanındaki kadın araştırmacı oranında (yüzde 35’in üzerinde) birçok Avrupa ülkesinden daha iyi bir konumda.
Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) verilerine göre, Türkiye’nin yıllık yerli patent başvuru sayısı 8 bin sınırını aştı. Türkiye’den yapılan patent başvurularında makine imalatı, savunma sanayisi ve beyaz eşya teknolojileri başı çekmekte. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki patentlerde pay artışı görülmekte.
Türkiye, AB’nin Ufuk Avrupa (Horizon Europe) programından Türk üniversiteleri, Ar-Ge merkezleri ve KOBİ’ler yüz milyonlarca Avroluk hibe desteği alıyor. OECD’nin uluslararası teknolojik işbirliği raporları, Türkiye’deki buluşlar yabancı ortaklarla gelişiyor.
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin yüksek teknolojili ürün ihracatı 9.9 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu alandaki kritik teknoloji ihracatının toplamı (orta-yüksek teknolojilerle beraber) 56 milyar doları aştı.
Toplam yüksek teknoloji ihracatının 4 milyar dolarını tek başına “hava ve uzay araçları imalatı” sırtladı. Diğer öncü sektörler: Havacılığı 3.3 milyar dolar ile bilgisayar, elektronik ve optik ürün imalatı; 2.5 milyar dolar ile de ilaç ve temel eczacılık ürünleri...
Her şeyden önce ülkemiz siyasi, hukuksal hak ve özgürlüklerin, anayasal hakların kullanılması konusunda büyük sorunlar yaşıyor. Ülkenin siyasi, yargısal ve anayasal iklimindeki sorunlu konumu, değerli araştırmacıların ülke dışına göçüne neden oluyor.
Ar-Ge harcaması tek başına başarı anlamına gelmiyor. Bugün bilim yarışında öne çıkan ülkeler yalnızca çok para harcadıkları için değil; bu yatırımı bilgiye, patente, yüksek teknoloji ihracatına ve küresel markalara dönüştürebildikleri için öne çıkıyor.
Bu noktada Türkiye’nin performansı hâlâ sınırlı. Üniversitelerde araştırmalar ekonomik değer üretmede yaya alıyor: Nitelik düşük. Nitelikli insan değerleri göç ediyor. Çünkü onlarda yaratılabilecek iş ve beceri ortamları çok eksik.
Ayrıca ülkenin siyasi, hukuksal, demokratik ortamı derin sorunlarla karşı karşıya, hukuk ve anayasa egemenliğinin büyük ölçüde siyasallaştığını düşünecek olursak, tüm bunlar ülkenin sanayileşme politikalarının da yerinde saymasına neden oluyor. Ülke enflasyon içindeyken yatırım yapmak kimin haddine. Sadece paradan para kazanmaya odaklı bir mali hareketlilik söz konusu.
Bu açıdan, ülke sanayi yatırımları ve üretimleri ile tarımsal üretimi geliştiremiyor ve ülke ithalat bağımlısı bir konumda gelecek umudu vermiyor.
Stuttgart merkezli Porsche, MHP'deki hisselerini Tata Consultancy Services'e (TCS) satmak üzere sözleşme imzaladı. Şirket, bu adımla çekirdek işine odaklanmayı hedeflerken, TCS ile yapay zeka ve dijital dönüşüm alanlarında stratejik işbirliğini sürdürecek.

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu faiz indirimlerinin kredi maliyetlerini düşüreceğini belirtirken, Kuveyt Türk'ten Kutay Gözgör repo ihalelerinin para politikası operasyonel çerçevesi için kritik bir sinyal olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu, imalat sanayine yönelik yeni kredi desteklerini, ihracatçı reeskont limit artışını ve 2027-2029 Orta Vadeli Program hazırlıklarını duyurdu.
Gelibolu'da kadınların el emeğini kazanca dönüştürmek amacıyla kurulan Öncü Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, özel sektör desteği ve devlet hibesiyle Öncü Kadın Mutfağı'nı açarak 16 kadına istihdam ve yerel üreticilere pazar imkanı sağlıyor.

ABD'nin İran'a karşı başlattığı kapsamlı finansal yaptırımlar, petrol ticaretini ve bankacılık sistemini hedef alıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin azalmasıyla enerji fiyatları küresel çapta yükselirken, Türkiye, Avrupa ve Asya ekonomileri üzerinde ciddi maliyet baskıları oluşuyor.

Yıldızlar SSS Holding'e ait madenlerde ödenmeyen maaş ve tazminatlar nedeniyle işçiler Ankara'da eylemlerini sürdürüyor. Bakanlık, şirketin ruhsatlarını iptal ederek ve teşviklerini keserek yaptırım uyguladığını açıkladı.