US intelligence reports: Iran aims to prolong war and American elections
According to US officials, Tehran is pursuing a long-term attrition strategy despite military losses and sanctions, aiming to prolong the conflict until the midterm elections.
Quick Look
- According to American intelligence reports, Iran aims to extend the war until the US midterm elections by increasing its military and strategic capacity after months of conflict.
- Tehran is increasing political pressure on the Trump administration through cyber attacks, pressure on the Strait of Hormuz and energy markets.
AI-generated summary
Why It Matters
US and Israeli forces launched a military operation against Iran on February 28, with clashes continuing over months with intermittent pauses.
Amerikalı diplomatik yetkililer, İran’ın aylar süren kesintili savaşın ardından askeri kapasitesinin güçlü ve zayıf yönlerini çok daha iyi anlamaya başladığını ve bu tecrübenin Tahran’ın kendine olan güvenini artırdığını belirtiyor. Mevcut ve eski Amerikalı yetkililere göre raporlarda ortaya çıkan genel tablo, savaşı tamamen sona erdirecek bir anlaşmaya ulaşmanın oldukça zor olacağını gösteriyor.
İran’ın ABD ile kapsamlı bir uzlaşmaya hazırlandığına ilişkin fazla işaret bulunmazken bazı Amerikan değerlendirmeleri, Tahran’ın savaşın Donald Trump’ın ara seçimler öncesinde karşı karşıya bulunduğu siyasi sorunları büyütmesinden memnun olduğu ve bu baskıyı kendi lehine bir stratejik kaldıraç olarak değerlendirdiği yönünde.
Donald Trump ise mevcut aşamada İran ile yeni bir müzakere süreci başlatmaya çalışmıyor. ABD Başkanı, ekonomik baskının ve yaptırımların Tahran’ı Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü konusunda taviz vermeye zorlayabileceğine, bu baskının ilerleyen aşamalarda İran’ın nükleer programına ilişkin de geri adım getirebileceğine inanıyor.
Ancak Amerikan istihbarat değerlendirmelerini gören yetkililer, Washington’ın bu hesabının kısa vadede tam tersine sonuç verebileceği uyarısında bulunuyor. Bu değerlendirmelere göre ABD’nin ekonomik yaptırımları İran’ı hemen uzlaşmaya zorlamak yerine önümüzdeki dönemde daha fazla askeri tırmanışa yöneltebilir.
Washington yeni saldırıları bekliyor
Amerikalı yetkililer İran’ın önümüzdeki haftalarda temmuz ayında gerçekleştirdiği operasyonlara benzer yeni hamlelerde bulunabileceğini düşünüyor. İran o dönemde Ortadoğu’daki Amerikan askeri üslerine saldırmış ve Ürdün’de üç Amerikalının ölümüne yol açmıştı. Tahran aynı süreçte Hürmüz Boğazı’ndaki gemileri hedef almış, Kuveyt’te ve bölgenin başka noktalarındaki tesisler ile altyapıya saldırılar düzenlemişti.
Bu nedenle Washington’da yeni bir tırmanış senaryosu yalnızca füze ve insansız hava araçları üzerinden değerlendirilmiyor; İran’ın deniz ticareti, Amerikan üsleri, kritik altyapılar ve siber alanı birlikte kullanabileceği daha geniş bir baskı stratejisi üzerinde duruluyor.
Savaş Amerikan su şebekelerine kadar ulaştı
Amerikan istihbaratının dikkat çektiği en çarpıcı alanlardan biri ise siber cephe. Amerikalı yetkililer, İran bağlantılı bilgisayar korsanlarının temmuz ayının sonlarında ABD genelinde 100’den fazla su sistemini hedef alan siber saldırıların arkasında bulunmasının kuvvetle muhtemel olduğunu düşünüyor. Saldırıların herhangi bir su sistemine içme suyunu sağlık açısından tehlikeli hale getirecek ölçüde zarar verdiğine ilişkin işaret bulunmasa da bazı tesislerde ciddi operasyonel aksaklıklar meydana geldi.
Bazı sistemlerin manuel olarak çalıştırılması gerekti, bazı bölgelerde ise ihtiyati tedbir amacıyla vatandaşlara suyu kaynatarak kullanmaları yönünde uyarılar yapıldı. Böylece İran ile ABD arasındaki çatışmanın etkisi Hürmüz’deki gemilerden ve Ortadoğu’daki askeri üslerden binlerce kilometre uzaklıktaki Amerikan şehirlerinin su altyapısına kadar ulaşmış oldu.
Mevcut ve eski Amerikalı yetkililer, İran bağlantılı hackerların yalnızca su altyapısıyla ilgilenmediğini, ABD’nin petrol ve doğal gaz sistemlerini de hedef alma konusunda araştırmalar yaptığını belirtiyor. Bununla birlikte bu enerji sistemlerinin genel olarak su altyapısından daha zor sızılabilir olduğu değerlendiriliyor ve şu ana kadar herhangi bir Amerikan enerji sisteminin gerçekten ele geçirilip geçirilmediği açıklığa kavuşmuş değil.
Yetkililer ayrıca savaşın başlangıcında bazı kayıplar yaşayan İran bağlantılı siber grupların son aylarda yeniden örgütlendiğine ilişkin belirtiler bulunduğunu aktarıyor. Bu nedenle su, enerji ve diğer kritik altyapılara yönelik saldırılar Washington açısından yalnızca teknik bir siber güvenlik sorunu değil, savaşın Amerikan toplumunun günlük yaşamına taşınmasının araçlarından biri olarak görülüyor.
Siber saldırının hedefi yalnızca sistemi bozmak değil
Eski istihbarat yetkilileri ve güvenlik uzmanlarına göre İran açısından siber saldırıların cazibesi, mutlaka büyük çaplı fiziksel hasar yaratmalarından kaynaklanmıyor. Daha sınırlı kesintiler bile ABD içerisinde zaten popüler olmayan ve sonunun ne zaman geleceği belli olmayan savaşa yönelik kamuoyu desteğini aşındırabilir.
Su sistemlerinde aksama, enerji altyapısında sorun veya günlük hizmetlerde ortaya çıkabilecek kesintiler, savaşın maliyetini doğrudan Amerikan vatandaşına hissettirebilir. Bu nedenle Tahran’ın siber operasyonları yalnızca bir saldırı aracı değil, Amerikan kamuoyunun savaş konusundaki sabrını tüketmeye yönelik psikolojik ve siyasi baskı yöntemi olarak da kullanabileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de perşembe günü düzenlenen basın toplantısında bu saldırıların savaşa yönelik desteği daha da azaltabileceği ihtimalini dolaylı olarak kabul etti. Vance tehdidin boyutunu küçümsemeye çalışsa da Trump yönetiminin Tahran’ın ABD’yi hedef almak amacıyla “pek çok şey yapmaya çalışmaya” devam etmesini beklediğini söyledi.
Siber saldırılarla ilgili bir soruya yanıt veren Vance, İran’ın Amerikalıların normal günlük hayatını aksatma kapasitesinin çok sınırlı olduğunu savunarak bu kapasitenin “sıfır olmadığını ancak son derece sınırlı kaldığını” ifade etti. Vance ayrıca başka aktörlerin gerçekleştirebileceği siber saldırılar konusunda İran’dan kaynaklanabilecek tehditlere kıyasla çok daha fazla endişe duyacağını söyledi.
Trump hızlı zafer bekledi, İran dayanabileceğini gördü
Donald Trump, Amerikan ve İsrail kuvvetlerinin 28 Şubat’ta savaşı başlatmasının ardından hızlı ve kesin bir zafer kazanılacağını öngörmüştü. Ancak yoğun saldırı dalgalarının ardından Trump’ın eleştirmenleri, yönetimin İran’ın savaşma ve saldırılara dayanma kapasitesini ciddi biçimde küçümsediğini düşünüyor. Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi üyesi Demokrat Colorado Milletvekili Jason Crow, İranlıların mevcut konumları konusunda oldukça özgüvenli olduklarını belirterek Tahran’ın büyük zarar gördüğünü ancak bu kayıpların başından itibaren İran yönetiminin hesaplarının bir parçası olduğunu söyledi.
Crow’a göre İranlılar ne kadar darbeye dayanabileceklerini biliyor ve mücadeleyi Washington’dan çok daha uzun vadeli bir oyun olarak görüyor.
Gizli istihbarat değerlendirmeleri hakkında konuşmayı reddeden Crow, buna karşılık İran’ın neden kendisini daha güçlü bir konumda gördüğüne ilişkin bazı nedenleri sıraladı. Daha önce bölünmüş durumda bulunan İran liderliğinin savaş boyunca daha fazla birleştiğini, iç muhalefetin ise susturulduğunu belirten Crow, Tahran’ın elinde hâlâ önemli miktarda füze ve insansız hava aracı stoku bulunduğunu söyledi.
İran yönetiminin ayrıca Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü nasıl kullanabileceği konusunda çok daha kesin bir anlayış geliştirdiği belirtiliyor. Savaş öncesinde dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği boğaz, İran’ın elindeki en güçlü stratejik pazarlık kartlarından biri durumunda. Crow, İranlıların Hürmüz’ün büyük bir koz olduğunu her zaman bildiklerini ancak savaşla birlikte bunun kendilerine ne ölçüde nüfuz sağladığını daha iyi kavradıklarını ifade etti.
İran bir yandan da ABD’nin cephaneliğini sayıyor
İstihbarat raporlarını gören kişilere göre Tahran’ın hesabında Amerikan ordusunun mühimmat durumu da önemli bir yer tutuyor. İran yönetiminin, ABD’nin mühimmat stoklarının azalması nedeniyle Amerikan ordusunun İran’a karşı yeni ve büyük ölçekli saldırılar gerçekleştirmekte giderek daha fazla zorlanacağına inandığı değerlendiriliyor.
Bu hesap, İran’ın uzun savaş stratejisinin yalnızca kendi askeri kapasitesini korumak üzerine kurulmadığını, aynı zamanda Washington’ın lojistik kaynaklarının, ekonomik gücünün ve siyasi sabrının zaman içerisinde aşınmasını beklediğini de gösteriyor.
Tahran’ın takviminde Amerikan ara seçimleri var
Mevcut ve eski Amerikalı yetkililere göre İran’ın çatışmayı en az ABD’deki ara seçimlere kadar uzatmaya kararlı olduğuna ilişkin işaretler bulunuyor. Tahran, savaşın ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından kaynaklanan yüksek yakıt fiyatlarının Donald Trump ile Cumhuriyetçi Parti’ye siyasi zarar verdiğinin farkında. Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi üyesi Demokrat New Jersey Milletvekili Josh Gottheimer, İranlıların ellerinde azami düzeyde nüfuz bulunduğunu düşündüklerini belirterek, Tahran’ın bakış açısından Trump üzerindeki baskıyı sürdürmemeleri için bir neden olmadığını söyledi. İran açısından askeri çatışmanın uzaması, enerji fiyatlarındaki artış ve Amerikan kamuoyundaki savaş yorgunluğu aynı siyasi hedefe hizmet eden araçlara dönüşmüş durumda.
İran’ın bu stratejiyi propaganda ve bilgi operasyonlarıyla da desteklemeye çalıştığına ilişkin belirtiler bulunuyor. Amerikalı yetkililere göre Tahran, 2020 ve 2024 başkanlık seçimlerinde olduğu gibi Trump’ı seçim açısından zayıflatabilecek propaganda faaliyetleri yürütmeye çalışıyor. Meta geçen hafta yayımladığı raporda İran kaynaklı ve Amerikan siyasetine odaklanan küçük bir Facebook ve Instagram hesapları ağını ortaya çıkardı; şirket, ağ tarafından yayımlanan ve bazıları yapay zekâ kullanılarak hazırlanan içeriklerde “Cumhuriyetçi karşıtı görüşlerin” bulunduğunu açıkladı.
Tehdit istihbaratı şirketi Alethea ise İran’daki yerel medya kuruluşlarının yalnızca son iki hafta içerisinde Trump ve ABD ara seçimlerinden söz eden 1.200’den fazla Farsça makale yayımladığını belirledi. Şirkete göre bu yayınların ana çerçevesini, İran savaşının Trump açısından ağırlaşan bir siyasi yük olduğu anlatısı oluşturdu.
Washington kısa savaş istedi, Tahran zamanı silaha çevirdi
İstihbarat Komitesi üyesi Gottheimer, savaşın başlangıcında askeri harekâtı desteklediğini ancak bugün Trump yönetiminin açık bir stratejisinin bulunmadığını ve İran’ın saldırıların sonuçlarını büyük ölçüde aşmayı başardığını düşündüğünü söyledi. Gottheimer, İran yönetiminin kendi halkının çektiği acılara fazla önem vermemesi nedeniyle ağır ekonomik yaptırımlara ve askeri bombardımana dayanabildiğini savundu. Ortaya çıkan genel tablo, 28 Şubat’ta hızlı ve kesin bir sonuç bekleyen Washington ile çatışmanın süresini bizzat bir silaha dönüştürmeye çalışan Tahran arasındaki stratejik farkı ortaya koyuyor.
İran bir taraftan füze ve İHA stoklarını korurken diğer taraftan Hürmüz Boğazı’nı küresel enerji piyasaları üzerinde baskı aracı olarak kullanıyor, Amerikan askeri mühimmatının azalmasını bekliyor, petrol ve doğal gaz altyapısına yönelik siber seçenekleri araştırıyor, 100’den fazla Amerikan su sistemini hedef alan operasyonlarla savaşın etkisini Amerikan vatandaşının musluğuna kadar taşımaya çalışıyor ve bütün bunların siyasi faturasının ara seçimlerde Trump ile Cumhuriyetçilere çıkmasını hesaplıyor. Trump savaşa “hızlı zafer” beklentisiyle girerken, Amerikan istihbaratının çizdiği tabloya bakılırsa Tahran’ın saati çok daha yavaş işliyor ve İran’ın gözü artık yalnızca savaş meydanında değil, Kasım 2026’daki Amerikan sandığında.
What to Watch
AI outlook — possibilities, not facts
Iran's continued cyber attacks against US infrastructure and water systems
Likely · Within weeks
Open Questions
- Did Iran manage to infiltrate US energy infrastructure?
- Will the US launch a new large-scale attack?


