AKP İktidarının 24 Yılı: 3Y ile Başlayan Sürecin Sonu
Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele vaadiyle iktidara gelen AKP'nin 24 yıllık yönetiminin toplumsal ve siyasal etkileri.
Quick Look
AKP'nin 24 yıl önce yoksulluk, yolsuzluk ve yasakları bitirme vaadiyle geldiği iktidar sürecinde, bu sorunların derinleşerek toplumsal yapıya nüfuz ettiği ve iktidar kaybına yol açtığı savunuluyor.
AI-generated summary
Why It Matters
AKP, 2002 yılında yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele vaadiyle iktidara gelmiştir.
“3Y”; “Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar” olarak formüle edilen, siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunları vurgulayan bir simgedir!
AKP, 24 yıl önce, iktidara gelirken bunlara karşı olduğunu belirtmiş, “yoksulluğu, yolsuzluğu, yasakları” ortadan kaldıracağını vaat etmişti!
24 yıllık iktidar sonunda “Üç Y”, bırakın ortadan kaldırılmayı, o kadar gelişti, derinleşti, yaygınlaştı ve toplumun bütün hücrelerine nüfuz etti ki AKP, bu “3 Y”den dolayı iktidarı kaybediyor.
YOKSULLUK:
Gelir dağılımı sürekli olarak, İktidarın oligarşisi ve en yüksek gelir grubu lehine, dar ve sabit gelirli olan işçi, köylü, memur, emekli ve en düşük gelir grubu aleyhine değişiyor.
Zaten adaletsiz olan dolaylı vergiler çok yükseltildi, MTV tekraren, iki kez üst üste bile alındı.
Geçim sıkıntısı, halkın büyük kesimini boğuyor.
Hem sanayi hem tarım krizde.
Kültür, sanat, edebiyat etkinlikleri yok olmakta.
İnsanların yaşam sevinci sönüyor; herkesin ama özellikle gençlerin gelecek umudu yok oluyor.
YOLSUZLUK:
Yolsuzluklar da o kadar derinleşti ve yaygınlaştı ki hem devlette hem de özel kesimde, ihale sorunları ve “ponzileşme” nerdeyse topluma egemen oldu.
Yarım milyona yakın küçük yatırımcının mağdur olduğu son fon yolsuzluğu belki de bu “Yolsuzluk” olayının-olgusunun bir doruk noktası:
Çünkü hem denetleyici kurumların hem Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hem de politikacıların, en azından, ihmalleri söz konusu.
Ama ondan önce de kendi bankasına mal satan bakan, firmaya özel düzenlenen ihale, altın kaçakçılığı yapan politikacı, ünlü isimlerin ve bankacıların da karıştığı başka dolandırıcılıklar çok yaşandı.
YASAKLAR:
Bütün bu olup bitenleri gizlemek için “milli güvenlik ve kamu düzeni” denerek haberlere yasak getiriliyor.
Her türlü medya üzerindeki baskı arttırıldı.
RTÜK, gerçekçi yayın yaptıkları için muhalif görülen televizyon kanallarını bunalttı; Tele 1 kanalına el kondu, kurucusu ve yönetici Merdan Yanardağ, “Casusluk suçlamasıyla” hapse atıldı.
Gazeteciler haksız suçlamalarla bile hapsediliyor.
Nasuh Mahruki, Türker Ertürk gibi iktidarı eleştirenler, komedyen Deniz Göktaş hapse atıldı.
Ana muhalefet partisi CHP “Butlan” kararıyla bölündü; 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı kritik belediyelere el kondu; CB adayı hapsedildi.
Eski adı Twitter olan X sosyal medya ortamında pek çok muhalif hesap erişime engellendi.
Pek çok kişi, tam yetkili ama sıfır sorumlu AKP’li Cumhurbaşkanı’na hakaretten cezalandırıldı.
Ve bu sırada, bütün bu baskılarda, siyasetin etkisinde olarak eleştirilen yargının başındaki Adalet Bakanı Gürlek, BTK’ye ve Siber Güvenlik Başkanlığı’na ilave olarak, 175 ağır ceza merkezinde “Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları” kurulacağını bildirdi.
Open Questions
- Dijital ortam güvenliği bürolarının tam yetki kapsamı nedir?
- Fon yolsuzluğu soruşturmasının nihai sonucu ne olacak?





