Ankara Zirvesi ve TDT'nin 17 Yıllık Kurumsal Gelişimi
Türk Devletleri Teşkilatının 17 yıllık kurumsal gelişimi, ekonomik ve jeopolitik açılımı
Quick Look
Ankara'da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı senelik zirvesi öncesinde, TDT'nin 17 yıllık kurumsal gelişimi, ekonomik büyümesi, Orta Koridor projeleri ve küresel jeopolitik açılımları ele alınıyor.
AI-generated summary
Why It Matters
Türk Devletleri Teşkilatı 2009 yılında Nahçıvan Anlaşması ile kuruldu ve 2021'de günümüzdeki adını aldı.
Milli İstihbarat Akademisi Güvenlik Araştırmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Koçak, Türk Devletleri Teşkilatının 17 yıllık kurumsal gelişimini, ekonomik ve jeopolitik açılımını AA Analiz için kaleme aldı.
Ankara, 29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) senelik zirvesine ev sahipliği yapacak. Dışişleri bakanları 29 Ekim’de, liderler ise 30 Ekim’de bir araya gelecek. 2009’da kurulan Teşkilatın 17. yılına denk gelen bu toplantı, geride bırakılan işleri hatırlamak kadar bundan sonra atılacak adımları konuşmak için de güçlü bir zemin sunuyor. TDT, bu süre içinde üyelerin birbirine saygı duyduğu, karşılıklı fayda sağlayan işbirliklerini derinleştirdiği bir platforma dönüştü. Bölgesel ve uluslararası ağırlığı her geçen yıl artan bu yapıya dair Ankara Zirvesi’nden beklenen ise ilişkileri bir üst aşamaya taşıyacak süreçleri başlatmasıdır.
Nahçıvan’dan bugüne: Ticaret, lojistik ve dijital entegrasyon
Nahçıvan’da imzalanan Türk Konseyinin kurucu anlaşmasından bugüne Teşkilat, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin genişlemesine ve derinleşmesine vesile oldu. Özbekistan’ın 2019 yılında katılımıyla büyüyen, 2021’de bugünkü adını alarak uluslararası sahneye çıkan TDT, ortak geçmişi düzenli temaslara, kurumsal yapılara ve somut projelere dönüştürdü. Bağımsızlıklarından bu yana kendi devletlerini güçlendiren Türk cumhuriyetlerinin emekleri ile Türkiye’nin bu ilişkilere kazandırdığı süreklilik, sürecin en büyük itici gücü oldu. Devlet başkanları arasındaki görüşmelere bakanlıkların, üniversitelerin ve iş çevrelerinin çalışmalarının eşlik etmesi sayesinde ilişkiler, ekonomiden turizme, güvenlikten eğitime ve kültüre kadar geniş bir alanda ivme kazandı.
Ekonomideki tablo da bu dönüşümü net rakamlarla gösteriyor. Üye ve gözlemci ülkelerin toplam Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYH) 2,4 trilyon doları, dış ticaret hacmi ise 1,27 trilyon doları aştı. Geçen yılki ortalama büyüme, küresel ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Türkiye’nin üye ülkelerle ticareti, 2002’de 871 milyon dolarken 2025 sonunda 16,9 milyar dolara yükseldi, Temmuz 2026 itibarıyla üye ve gözlemcilerle yıllıklandırılmış hacim 27,8 milyar dolara ulaştı. Önümüzdeki dönemde toplam ekonomik büyüklüğü üyeler arası iç ticarete daha güçlü yansıtmak, Teşkilatın önündeki temel hedeflerden biri.
Son yıllarda atılan adımlar, doğrudan bu açığı kapatmayı hedefliyor. Basitleştirilmiş Gümrük Koridoru Anlaşması’nın Kasım 2024’te yürürlüğe girmesi, ticareti kolaylaştırdı. e-Permit uygulaması, taşımacılıktaki belge yükünü hafifletti. Türk Yatırım Fonu’nun Temmuz 2026’da Kazakistan’daki KMF Bank’a, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile birlikte 10 milyon dolara kadar kredi sağlayan ilk finansman anlaşmasını imzalaması ise kritik bir eşik oldu. Küçük işletmelerin finansmana erişimini hedefleyen bu adım, fonun artık işleyen somut bir araca dönüştüğünü gösteriyor. Orta Koridor, bu resmi tamamlıyor. Hat üzerindeki yük 2025’te 4 milyon tonun üzerine çıktı, 2026’nın ilk 8 ayında taşımalar bir önceki yıla göre yüzde 22 arttı. Mayıs 2026’daki Türkistan Zirvesi’nde kabul edilen "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" vizyonu, dijital gümrük entegrasyonu, e-CMR uygulamaları ve ortak veri altyapısıyla Orta Koridor’u geleceğe hazırlıyor. Türk dünyasının ulaşım ve veri hatlarını eş zamanlı güçlendirmesi, iç ticareti büyüterek asıl stratejik kazancı sağlayacaktır.
Küresel açılım ve jeopolitik denge: TDT+ vizyonu
2025 Gebele Zirvesi’nde başlatılan TDT+ formatı, platformun dışa açılan kapısı oldu. Yatırım, teknoloji, eğitim ve ulaştırma alanlarında üçüncü taraflarla çalışılabilmesi, Teşkilatın kapalı bir blok olmadığını gösteriyor. Macaristan’ın gözlemci konumu ve 2025’teki Budapeşte gayriresmi zirvesi, Avrupa yönünde bir köprü işlevi görürken Japonya’nın 2026’da TDT Sekretaryası ile yürüttüğü üst düzey görüşmeler, Doğu Asya’dan gelen ilginin somut bir örneği. New York’taki son dışişleri bakanları buluşmasında BM Genel Kurulunda gözlemci statüsü kazanılmasına yapılan vurgu da bu küresel açılımın parçası.
Asya’dan Avrupa’ya uzanan coğrafyada kesintisiz bir hat oluşturabilen Teşkilat, bölgesel ve küresel güçlerin de merceğinde. Moskova için Orta Asya’daki ortaklarının çeşitlenen ilişkileri, Pekin için doğu-batı bağlantılarının ticari imkanları, Tahran için ise Güney Kafkasya’daki ulaşım düzenlemeleri öne çıkıyor. Avrupa da gerek güvenli ticaret yolları gerekse zengin kaynaklarıyla öne çıkan Türk devletlerine ilgisini artırıyor. Gerçekçi ancak iddialı bir stratejiyle bölgesel ağırlığını artıran Teşkilat’ın jeoekonomik etkisi de büyüyerek sürecektir. NATO, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyelerini bünyesinde barındıran Teşkilatın üçüncü ülke ya da örgütlere karşı negatif bir pozisyonu bulunmuyor. Aksine üyeler, mevcut dış ilişkilerini sürdürürken kendi aralarındaki işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor.
Ankara Zirvesi ve gelecek vizyonu
Ankara’daki zirve, tüm bu birikimi ileri taşımak için son derece doğru bir zemin. Dönem başkanlığının Azerbaycan’dan Türkiye’ye geçmesi, genel sekreterlikteki yenilenme ve 2027-2031 dönemi kapsayıcı strateji belgesinin şekillenmesi, ev sahipliğini sıradan bir takvim maddesi olmaktan çıkarıyor. Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünün Türk dünyası liderleriyle aynı başkentte kesişmesi de bu tabloya ayrı bir anlam katıyor. Gümrük kolaylıklarının yaygınlaştırılması, fonun ikincil işlemlerinin tamamlanması, Orta Koridor’daki dönüş yükü dengesinin kurulması, Türkistan’da temelleri atılan dijital ve yapay zeka projelerinin somutlaşması, zirveden beklenen başlıca çıktılar. Türkiye’nin dönem başkanlığındaki temel sorumluluğu ise görünürlüğü artırmanın ötesine geçerek alınan kararların takibini titizlikle yapmak olacak.
17 yılın sonunda Türk devletleri, birbirlerinin geleceğinde her zamankinden daha fazla yer tutuyor. Kutlanan olgu, yalnızca bir kuruluş yıl dönümü değil karşılıklı saygının ve ortak çıkarların kurumsallaşmasıdır. Bundan sonraki asıl görev, zirvelerde ortaya konan iradenin tabana daha fazla sirayet etmesini sağlamak. Bakanlıkların, üniversitelerin, iş çevrelerinin ve sivil toplumun süreci sahiplenmesi, liderler düzeyindeki yakınlığın toplumlar nezdinde de karşılık bulmasını kolaylaştıracaktır. Öğrenci hareketliliği, ortak üretim ve şehirler arası temaslar çoğaldıkça bu platform gençlerin, girişimcilerin ve toplumların gündelik hayatına dokunacaktır. Türk dünyası birlikte ürettikçe ve dayanışmayı derinleştirdikçe uluslararası siyasette çok daha güçlü bir aktör haline gelecektir.
What to Watch
AI outlook — possibilities, not facts
Ankara'da TDT senelik zirvesi toplanacak.
Very likely · Within days
Open Questions
- Ankara Zirvesi'nde hangi yeni somut kararlar alınacak?
- 2027-2031 strateji belgesi neleri kapsayacak?





