
Medyada ve toplumda demokrasi kavramının kullanımını eleştiren bir metin, 'arabesk demokrasi' terimiyle demokrasinin süslenmiş, manipüle edilmiş ve ideolojik çatışmalara yol açan hali üzerinden Türkiye'deki siyasi, kültürel ve medya tartışmalarını değerlendiriyor.
AI-generated summary
Metin, Türkiye'de demokrasi kavramının medya ve toplumsal discours üzerinden nasyonel kimlik, laiklik, ideolojik polarizasyon ve medya manipülasyonu bağlamında eleştirilmektedir. 'Arabesk demokrasi' metaforu, demokrasinin süslenmiş, ideolojik olarak boyanmış ve gerçekçi olmayan bir hali olarak kullanılır.
İyi ki hem dünyada hem ülkemizde her alanda neler olup bittiğini izleyen... Çoğunluğun anlayabileceği dille yazan, TV’lerde anlatan bilimcilerimiz, araştıran sorgulayan aydınlarımız... İyi ki onları dinleyen, okuyan, tartışan az ya da çok meraklı insanımız... Okumuş okumamış, yazmış yazmamış herkesin her tümcesinde en az iki üç kez yinelediği... Ortaya çıktığı andan başlayarak başımızın belası demokrasi var!
Bizde incesi, ilerisi... Arabeski, alaturkası, moderni, çağdaşı her türlüsü var!
Bir basket maçı, oyuncular gergin, sahada itiş kakış... Sunucu, “basketbol”un tarihini anlatıyor. Demokratikleşmeye katkısı “derin” bir spormuş. Maçı sıcağı sıcağına izleyenler sosyal medyada en demokratik haklarını kullanıyor... “Artislik yapma lan! Başlatma demokrasine! Tiyatro yapma, maçı anlat hıyar!”
Ne güzel ey şeysin demokrasi!
Bir kanalın gündüz izlencesi... Kadın, “şiddet” nedeniyle evi terk etmiş; boşanmak, iki çocuğunun “velayet”ini alabilmek için TV’ye başvurmuş. Kadın cinayetleri durmadığından korkusu hafife alınmamalı... TV yardımıyla boşanma, çocuklarına kavuşma isteği bizimki gibi demokrasilerde “en demokratik” hak... Öfkeli koca, demokratmış... “Edebiyat yapma lan...” diye başlayan... Sövgü tehdit dizisiyle kadına yönelince stüdyodan çıkarılıyor.
Pek tutucu bir kanalda akademik sanlı beyefendi kadın konuklarla tartışıyor... “Gadının, gocadan izinsiz çalışması... Böyle demokrasinin ben... Tövbe tövbe!” Hanımefendilerden çıt çıkmıyor. En demokratik hakkı susarak kullanıyorlar.
Kimi hukukçu, kimi akademisyen, kimi siyasetbilimci, kimi yazar çizer bir ikisi kadın, çoğu erkek... O kanalda, bu kanalda kıyasıya tartışıyor, siyaset mekânlarını, “Siyaset ya da politika sahnesi, siyasi arena...” diye adlandırıyor... Sesi yükselene, “Edebiyat yapma! Racon kesme! Oynama! Tiyatro yapma!” diye bağırıyorlar. Bilerek bilmeyerek ağzından kötü bir söz, tümce kaçıranın demokratik özrü hazır... “Yanlış anlaşıldım! Sözlerim bağlamından koparıldı! Çarpıtıldı! Yalan!”
Sokakta, alan salonlarda, TV’de gitgide artan bu pek demokratik curcunada haksızlığa uğrayan... Düşünceleri, sözleri, yazıları, yapıtları saygısızlıkla yüz yüze kalan... Ömrü boyunca aklın, bilimin, sanatın emekçisi aydınlar... Gerçek demokratlar görünmez olurken...
Arabesk demokrasi tamgaz!
Herkesin “tabiat”ına uygun demokrasi havarileri tekne başında... Demokrasi uğruna inandırıcı, ilginç, süslü göstermek için bir tatlı kaşığı hukuk, iki kaşık insan hakkı, kavanoz kavanoz inanç mezhep... Kulak memesi yumuşaklığında ırksal bezeli söylem... Aldığı kadar yandaşla geniş bir havuzda malzeme hırsla hınçla yoğrulur. Elde edilen karışım, yandaş alkışları arasında bibergazı, basınçlı su eşliğinde pişirilir... İş aş derdindeki halka yedirebilmek epey zaman alırken... Gözü kulağı, yüreği ıskartaya çıkan sözde politikacılar, sanatçılar, “medyatik medya” ballandıraraköver. Bir süre bu karışımı yoğuranların işbirliği tamdır. Ne ki çıkarlar çatışınca... Malzemenin sıradan oluşuyla ilişkilerde çürüme dipten başlar.
Arabesk demokrasinin dili vezir de eder, rezil de... Yoğurduğu karışımı reddeden, yemeyenler... “Ulusalcı, laikçi, darbeci, statükocu, Kemalist, vesayetçi, devlet düşmanı, provokatör, FETÖ’cü...” Siyasetçi, aydın, gazeteci, sanatçı, komedyen, müzisyen... Alayının ensesi boza pişirme alanıdır.
Arabesk demokrasinin ipi inceldiği yerden kopabilir, tarihte örneği çoktur.
Arabesk demokrasi, uygarlıklar beşiği bu coğrafyada bir süre tutarmış gibi görünse de...
Tutmaz; çünkü mayası bozuktur.
Hem kaçar hem davul çalar!
AI outlook — possibilities, not facts
Demokrasi kavramı üzerindeki ideolojik tartışmaların medya ve siyasette devam edeceği ve şiddetle ilgili konularda daha fazla kamu dikkati çekmesi beklenir.
Likely · Within weeks

İstanbul 4. Sulh Hukuk Hâkimliği, Ekrem İmamoğlu'nun 400 sayfalık savunma kitabının 'Millet Şahidimdir' adıyla basım ve dağıtımını Basın Kanunu maddeleriyle yasakladı. Yazar ve yayınevi, kitabın içi basılıyken polis müdahalesiyle basılan tüm nüshaların el konması, dağıtımı ve satışı engellendi. İmamoğlu'nun tutuklu olduğu ve savunma hakkının kısıtlandığı vurgulanıyor.

İran savaşı Ortadoğu tarihinde yeni bir dönem açıyor. ABD'nin İran stratejisi sınırlarını ortaya çıkarırken bölgesel güç dengelerini değiştiriyor ve Türkiye ile İsrail'i Suriye ve Doğu Akdeniz'de rekabete itiyor.

DEM Parti, Abdullah Öcalan’ın 20 Temmuz ve 2 Ağustos tarihli tutanaklarında Yavuz-Kürt İdris ittifakını işaret ettiği iddiasına tepki gösteren Aleviler tarafından eleştirilince, tutanakların doğru olmadığını ve Öcalan’ın böyle bir ifadeyi kullanmadığını açıkladı. Ancak tarihî kaynaklarda Öcalan’ın daha önceki yazışmalarında ve konuşmalarında Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki ittifakı vurguladığı ve bu ittifağı İran hegemonisine karşı bir birliktelik olarak tanımladığı görülmektedir.

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, belediye çalışanlarına uyuşturucu testi yaptırdı. İlk testlerde 171 kişinin sonucu pozitif çıktı, 42'sinin ikinci test sonucu negatif oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı pozitif sonuçlar üzerine harekete geçti ve uyuşturucu suçundan işlem yapılmasını istedi.

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında 9 kişinin hayatını kaybettiği ve 19 kişinin kaybolduğu gemi faciasının soruşturmasının sağlıklı yürütülmesi için Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'yı görevden aldığını açıkladı. Üstel, kararının siyasi olmadığını ve kamu vicdanının rahatlatılması ve soruşturmanın selameti için gerekli olduğunu belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından Hürmüz Boğazı'nın ABD'nin kontrolü altında olduğunu açıkladı ve boğazın adını 'Trump Boğazı' olarak değiştirmeyi önerdi. Trump daha önce de bu bölgenin ABD toprağı olduğunu iddia etmişti. Son günlerde ABD, bölgede İran hedeflerine yönelik saldırılar başlattı.