Avrupa Şampiyonu Kız Voleybol Takımı ve Millet Kavramı Üzerine Bir Düşünce
Quick Look
Türkiye'nin İtalya karşısında Avrupa şampiyonluğunu kazanan kız voleybol takımı, maç sonrası kutlamalar sırasında yazarın millet ve demokrasi kavramları üzerine düşündürdüğü bir yazıda, sporun öğrettiği maç sonu saygısının seçim sonuçlarına da uygulanması gerektiği vurgulanıyor.
AI-generated summary
Why It Matters
Türkiye kız voleybol takımı, İtalya karşısında maçı kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Maç sonrası kutlamalar sırasında yazar, millet ve demokrasi kavramları üzerine düşünüyor.
Akşamın sonunda kızlar birbirlerine sarılırken ekrana bakıp uzun süre gülümsedim.
Bazen insanın memleketiyle ilgili iyi bir şeye ihtiyacı oluyor. Fazla söze, büyük cümlelere gerek kalmadan sevineceği bir şeye…
Filenin Sultanları bunu yine yaptı.
İtalya karşısında maç boyunca gidip geldik. Bir sayı geliyor umutlanıyorsunuz, ardından oyun yeniden zorlaşıyor. Ama sahadaki kızlara baktığınızda vazgeçen kimseyi görmüyorsunuz. Birbirlerinin açığını kapatıyor, düştüklerinde ellerinden tutuyor, yeniden ayağa kalkıyorlar.
Son top yere düştüğünde Türkiye bir kez daha Avrupa şampiyonuydu.
Eda’nın yüzüne baktım, Zehra’ya, Vargas’a, Gizem’e, Hande’ye, İlkin’e…
Sevinçlerinin içinde insanı kendine çeken başka bir şey var. Birlikte mücadele eden, birbirinin başarısına sevinen bir takım görüyorsunuz.
Belki bizi bu kadar sevindirmelerinin nedeni kupalardan önce bu.
Birlikte bir şey başarılabileceğini hatırlatıyorlar.
Tribünlerde çocuklar vardı. Ellerinde bayraklarla bağıran kız çocukları… Belki yarın bir spor salonuna gidip ilk kez voleybol topuna dokunacaklar. Belki yıllar sonra içlerinden biri o formayı giyecek.
Bunu düşünmek bile güzel.
Maç bitti, kupa kaldırıldı, marş söylendi.
Sonra benim aklıma bir kelime takıldı:
Millet.
Son yıllarda ne çok duyuyoruz bu kelimeyi.
Millet bahçesi.
Millet kütüphanesi.
Millet kıraathanesi.
Millet camisi…
Bir yere “millet” yazınca sanki o yer daha kıymetli oluyor.
Olsun.
Bahçe de milletin olsun, kütüphane de, cami de.
Ama insan ister istemez soruyor:
Milleti bu kadar seviyorsanız, millet sandığa gidip kararını verdiğinde o sonucu da kabul etmek gerekmez mi?
Milletin seçtiği kişiye de aynı saygıyı göstermek gerekmez mi?
İşte burada Üsküdar geliyor aklıma.
Üsküdarlılar sandığa gittiler. Oylarını kullandılar. Belediye başkanlarını seçtiler.
Sinem Dedetaş o sandıktan çıktı.
Bugün hakkında yürütülen hukuki sürecin ne şekilde sonuçlanacağını yargı belirleyecek. Buna ilişkin hüküm vermek benim işim değil.
Ama benim söylemek istediğim başka.
Milletin seçtiği bir belediye başkanı var.
Ve ortada bir seçim sonucu var.
Demokrasi dediğimiz şeyin ilk şartlarından biri de o sonucu kabul etmek değil mi?
Sandığa ancak bizim istediğimiz sonuç çıktığında mı güveneceğiz?
Millet bizim adayımıza oy verdiğinde “milli irade”, başka bir adaya oy verdiğinde yanlış karar vermiş bir topluluk mu olacak?
Olmaz.
Çünkü millet bahçesine giden insanla seçim günü sandığın başına giden insan aynı insan.
Millet kütüphanesinde kitap okuyan yurttaş, oy pusulasını eline aldığında başka birine dönüşmüyor.
Millet camisine girerken değerli olan yurttaşın kullandığı oy da değerlidir.
O nedenle “millet” kelimesinin hakkını vermek yalnız tabelalara yazmakla olmuyor.
Milletin kararına da saygı göstermek gerekiyor.
Aslında sporun bize öğrettiği çok basit bir şey var.
Sahaya çıkıyorsunuz.
Kurallar baştan belli.
Oyun oynanıyor.
Sonunda bir taraf kazanıyor, bir taraf kaybediyor.
Kaybettiğinizde skor tabelasını sökmüyorsunuz.
“Bu sonuç hoşuma gitmedi” deyip maçı yeniden başlatmıyorsunuz.
Rakibinizin kazandığını kabul ediyorsunuz.
Sonra bir sonraki maça hazırlanıyorsunuz.
Demokrasinin de özü bundan çok farklı değil.
Seçime girersiniz.
Halk oyunu verir.
Bazen kazanırsınız, bazen kaybedersiniz.
Ama sonuç ortaya çıktığında milletin kararına saygı göstermek zorundasınız.
Çünkü demokrasi yalnızca kazandığınız seçimlerin adı değildir.
Kızlarımızın Avrupa şampiyonluğunu izlerken belki de bu yüzden aklıma bunlar geldi.
Bir tarafta ülkenin dört bir yanındaki insanların aynı sevince ortak olması…
Öte tarafta yıllardır dilimizden düşürmediğimiz o kelime:
Millet.
Millet gerçekten kıymetliyse yalnız alkışlarken değil, sandık başında karar verirken de kıymetlidir.
Milletin adını her yere yazabilirsiniz.
Betona.
Tabelaya.
Binanın girişine.
Ama asıl mesele millet kararını verdiğinde ne yaptığınızdır.
Seçim sonucunu kabul ediyor musunuz?
Milletin seçtiğine saygı gösteriyor musunuz?
Mesele bu kadar basit.
Kızlarımız bugün bize bir kupa daha verdi.
Bize de belki şu kelimenin hakkını vermek düşüyor:
Millet.
Open Questions
- Yazarın bu düşünceleri ne kadar okuyucu tarafından paylaşıldığı bilinmiyor.
- Sinem Dedetaş'ın hukuki sürecinin sonucu hâlâ belli değil.






