
Yangında yakınlarını kaybeden aileler, 78 kişinin yaşamını yitirdiği facia için adalet talebiyle Ankara Anıtpark'ta nöbet başlattı.
AI-generated summary
Bolu Grand Kartal Otel'de meydana gelen yangında 36'sı çocuk olmak üzere toplam 78 kişi hayatını kaybetti. Olayla ilgili ana dava süreci Yargıtay aşamasında devam etmektedir.
Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybeden aileler, adalet taleplerini duyurmak amacıyla Ankara Anıtpark'ta “78 Can İçin Adalet Nöbeti” başlattı.
Ailelerin bugün, yarın ve pazar günü 08.00-17.00 saatleri arasında sürdüreceği nöbet alanına, yangında yaşamını yitiren 78 kişiyi temsilen 78 sandalye yerleştirildi. Sandalyelerin üzerine karanfiller bırakılırken sinevizyon ekranında yaşamını yitirenlerin isimleri ve fotoğrafları gösterildi.
“BİZİM İÇİN O GECE BİTMEDİ”
Aileler adına açıklama yapan, yangında ağabeyi Yılmaz ile yeğenleri Nehir ve Doruk'u kaybeden Çiğdem Sarıtaş, 36'sı çocuk 78 kişinin yaşamını yitirmesinin üzerinden 619 gün geçtiğini belirtti.
Sarıtaş, “Bizim için o gece bitmedi. İçimizdeki yangın sönmedi. Acımız dinmedi. Her sabah aynı yokluğa uyanıyoruz. Bizi ayakta tutan, canlarımızın hatırası ve adaletin yerini bulacağına olan inancımızdır” dedi.
YARGITAY'A “OLASI KAST” ÇAĞRISI
Ana davanın Yargıtay aşamasında olduğunu hatırlatan Sarıtaş, ailelerin özellikle “olası kast” kapsamında verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasını beklediğini söyledi.
Sarıtaş, “78 canımızın yaşam hakkının ve dosyada ortaya konan sorumluluğun hukuk önünde eksiksiz karşılığını bulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
BAKANLIKLARLA İLGİLİ SORUŞTURMALAR İÇİN ÇAĞRI
Sarıtaş, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'yla ilgili kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin soruşturma dosyalarının sonuçlandırılmasını istedi.
Ailelerin iddianamelerin hazırlanarak yargılamaların başlamasını beklediğini belirten Sarıtaş, “Her gecikme, kaybımızın üzerine yeni bir acı ekliyor” dedi.
“78 CANIN HESABININ SORULMASI DAHA FAZLA ERTELENEMEZ”
Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenen Sarıtaş, şöyle konuştu:
“İstendiğinde yargı süreçlerinin ne kadar hızlı ilerleyebildiğine tanık oluyoruz. Delillerin ve sorumlulukların gözler önünde olduğu bu dosyalarda aileler neden hala iddianame bekliyor? Soruşturmaların tamamlanması ve yargılamaların başlaması için gereken ivediliğin artık bizim dosyalarımızda da gösterilmesini bekliyoruz. 78 canın hesabının sorulması daha fazla ertelenemez.”
Sarıtaş, sorumlulukları bulunduğunu savundukları kamu görevlilerinin halen görevde olmasına da tepki göstererek, “Kamu görevi, hesap verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Hiçbir makam, hiç kimseyi hukukun karşısında ayrıcalıklı kılamaz” ifadelerini kullandı.
“ADALET TALEBİMİZİ YALNIZ BIRAKMAYIN”
Yurttaşlara da çağrıda bulunan Sarıtaş, “Dikkatinizi bu davadan çevirmeyin. Adalet talebimizi yalnız bırakmayın” dedi.
Sarıtaş açıklamasını, “Son sorumlu hesap verene kadar bu dosyaların peşini bırakmayacağız. Nöbetimiz bitmez, nefesimiz tükenmez. Biz, nefessiz kalan canlarımızın nefesiyiz” sözleriyle tamamladı.
GÜLTEKİN: “10 YIL, 20 YIL, 30 YIL BEKLEMEK İSTEMİYORUZ”
Yangında ailesinden 8 kişiyi kaybeden avukat Yüksel Gültekin ise daha önce Bolu Adliyesi'nin önünden ve Ankara Ulus Meydanı'ndan seslerini duyurmaya çalıştıklarını hatırlattı.
Gültekin, “Biz bu olayın faillerinin yargı önüne çıkması için 5 yıl, 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl beklemek istemiyoruz” dedi.
“KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NE ZAMAN HESAP VERECEK?”
Gültekin, Adalet Bakanı Gürlek'e seslenerek Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri hakkında yargı sürecinin başlatılması çağrısında bulundu.
Gültekin, “Bakanlar Kurulu toplantısında ben olsam, Sayın Adalet Bakanım, Turizm Bakanı'nın yüzüne bakarım şöyle bir: ‘Ne zaman hesap verecek bu Turizm Bakanı? Koruduğu personel ne zaman hesap verecek?’” ifadelerini kullandı.
AI outlook — possibilities, not facts
Aileler, Yargıtay'ın olası kast hükümlerini onamasını bekliyor.
Likely · Within months

Hüseyin Ersöz, the lawyer of journalist Selahattin Günday, who was arrested in the investigation into the death of MİT officer Kaşif Kozinoğlu, submitted a petition for release to the Silivri Criminal Court of Peace, stating that his client was carrying out journalistic activities.

EŞİK reacted to a woman being seen in her pajamas at her home and presented to the public during the operation in Mersin. Stating that privacy was violated, the platform demanded an effective investigation against those responsible.

Media and Legal Studies Association (MLSA) brought the case of journalist Yıldız Tar, who was detained for 100 days in 2025, to the ECHR. In the application, rights violations were alleged through the accusation of journalistic activities and the reasons for the detention decisions.

A decision was made in the 'insulting the President' case filed against 16 people after the protests on March 25, 2025 in Istanbul. The court ruled that 12 defendants were acquitted and 4 defendants were sentenced to 11 months and 20 days in prison.

Osman Aksu, a witness in the investigation into the death of former MİT officer Kaşif Kozinoğlu, claimed that director Osman Exam was threatened by FETO convict Enver Altaylı.

In the Ezgi Apartmanı case, where 35 people lost their lives in the February 6 earthquakes, judicial control measures, including an international travel ban and a signature requirement, were brought by the 5th High Criminal Court against the architect Ertan Danacı, who was acquitted, upon the objection of the Chief Public Prosecutor's Office.