Artan ticaret açığı, sanayisizleşme ve dışa bağımlılık endişeleri nedeniyle AB ile Çin ekonomik ilişkilerde yol ayrımına geldi.
Avrupa Birliği ile Çin, artan dış ticaret açığı ve sanayisizleşme endişeleriyle Pekin'de ticaret ve yatırım istişarelerinin ikinci turunda bir araya gelirken, Fransa ve Almanya'nın yeni ticari koruma araçları çağrısı taraflar arasındaki gerilimi artırıyor.
AI-generated summary
AB ile Çin arasındaki ticaret açığı 2025'te 359,8 milyar dolara yükseldi. AB, sanayisizleşmeye karşı koruma araçları hazırlıyor.
Avrupa Birliği (AB), aleyhinde büyüyen dış ticaret açığı, ekonomik bağımlılık, güvenlik ve sanayisizleşme endişeleri nedeniyle Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini gözden geçirerek, ekonomik ve ticari korunma araçlarının devreye sokulduğu yeni bir zemine oturtma arayışında.
Çin Ticaret Bakanı Vang Vıntao ile AB Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic başkanlığındaki heyetler, AB-Çin Ticaret ve Yatırım İstişarelerinin ikinci turu için bugün Pekin'de bir araya gelecek.
Heyetler, bu çerçevede ilk kez 30 Haziran’da Brüksel’de bir araya gelmiş, toplantıda taraflar arasındaki ticaret ve yatırım dengesinin sağlanması, ihracat kontrolleri, fikri mülkiyet hakları ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) reformu olmak üzere 4 çalışma alanı belirlenmiş ve görüşmelerin ikinci turunun sonbaharda yapılması kararlaştırılmıştı.
AB, mart ayında duyurduğu Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısı ile başta Çin olmak üzere ekonomide tek taraflı dışa bağımlılık ve sanayisizleşme tehlikesine karşı kıtanın sanayi üretimini güçlendirmeye yönelik adımlar atıyor. Tasarı, kamu ihalelerinde menşe kuralları ve yerel üreticilere yönelik teşviklerle, kilit sektörlerde sanayi kapasitesini korumayı ve artırmayı hedefliyor.
Çin tarafı ise söz konusu tasarının ve AB'nin planladığı daha ileri korumacı tedbirlerin Çinli şirketlere yatırım engeli oluşturacağı ve sistematik ayrımcılığa yol açacağını düşünüyor.
Fransa ve Almanya liderlerinin bu hafta başında AB Komisyonuna yazdıkları mektupta pazara erişimi kesme dahil yeni ticari koruma araçlarını devreye alma çağrısında bulunması, Çin ile AB’nin ticari ve ekonomik ilişkilerde bir yol ayrımına geldiğini gösteriyor.
Artan dış ticaret açığı
AB ile Çin arasındaki mal ticaretinde son yıllarda Avrupa aleyhine artan bir açık olduğu gözleniyor.
Taraflar arasındaki ticaret açığı 2015'te yaklaşık 150 milyar iken, 10 yılda iki katını aşan bir artış gösterdi. Üstelik Çin'den ithal edilenlerin büyük bölümünün ucuz imalat sanayi ürünleri olması, Avrupa'nın sanayi temelini tehdit eder hale geldi.
AB Komisyonunun verilerine göre 2024'te 304,5 milyar dolar olan ticaret açığı, 2025'te 359,8 milyar dolara çıktı. Bu dönemde AB'nin Çin'den ithalatı yüzde 6,4 artarken Çin'e ihracatı yüzde 6,5 azaldı.
2025 yılında Çin'den ithal edilen ürünlerin yüzde 97,3'ünü imalat sanayi ürünleri oluşturdu. Avrupa ülkeleri Çin'den 164,9 milyar dolar değerinde elektrik-elektronik, 106,5 milyar dolar değerinde makine ve donanım, 34,1 milyar dolar değerinde organik kimyasallar, 29,9 milyar değerinde motorlu araçlar ve 21,3 milyar değerinde mobilya ve aydınlatma ürünleri ithal etti.
Çinli üreticilerin elektronik, makine, otomobil ve kimya sanayi gibi Avrupa sanayisinin dünyada rekabet ettiği alanlarda kendi pazarında rakip olması, kıtada ekonomik güvenliğe ve sanayisizleşmeye ilişkin endişeleri gündeme getiriyor.
"İkinci Çin şoku" mu?
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, eylülde Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, "Bazıları 'ikinci Çin şokunun' yaklaştığından söz ediyor. Bu halihazırda oluyor." ifadelerini kullandı.
Avrupalılara göre bunun başlıca sebebi, Çin'in devlet eliyle, kritik endüstriler başta olmak üzere sağladığı destek ve teşviklerle yarattığı gayri adil ticaret ve sanayi politikaları. Çin endüstrisinin bu yolla, iç talebi karşılayan miktarı aşan ölçekte üretim yaparak ihracata dönük kapasite fazlası yarattığına, bu sayede küresel pazarları ucuz imalat ürünleriyle doldurduğuna dikkat çekiliyor.
"Çin şoku" olarak adlandırılan ilk ekonomik sarsıntı, 1990'ların ikinci yarısı ile 2000'lerin başında Çin'de devlet desteklerinin yarattığı ucuz çelik mamullerinin küresel piyasayı istila etmesiyle yaşamış, gelişmiş ülkelerden yükselen ekonomilere kadar çok sayıda ülkede demir-çelik sanayilerinin tasfiyesiyle sonuçlanmıştı.
Avrupa ülkeleri ulusal sanayilere zarar verecek ikinci bir "Çin şoku"nu yaşamak istemiyor. Çin'in adil rekabete aykırı ticaret pratiklerinin Avrupa'nın sanayisizleşmesine yol açtığına dair endişeler giderek artıyor.
Ticari korunma araçları
Öyle ki, daha önce AB'nin Çin'e karşı korumacı önlemler almasına karşı çıkan, 2024'te elektrikli araçlara ek gümrük tarifesi getirilmesine ilişkin tartışmalarda aleyhte tavır alan Almanya dahi pozisyon değiştirdiğinin sinyalini veriyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, AB Komisyonuna yazdıkları ortak mektupta pazara erişimi kesme dahil yeni ticari koruma araçlarını devreye alma çağrısında bulundu.
Brüksel'deki karar vericiler, Birliğin mart ayında duyurduğu Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısındaki sanayi üretimini koruma ve güçlendirmeye yönelik tedbirlere ilave olarak, bir dizi yeni ticari koruma aracı geliştirmeyi planlıyor.
Öneriler arasında, kritik sektörlerde ekonomik bağımlılık tehlikesine karşı Avrupalı üreticilere en az 3 farklı ülkeden tedarik sağlama zorunluluğu getiren bir çeşitlendirme aracı, Çin veya diğer ülkelerin misillemelerine karşı Avrupalı üreticileri koruyacak bir dayanışma fonu ve AB Komisyonuna, ABD'nin Ticaret Yasası'nın 301. maddesinin Amerikan hükümetine verdiği yetkiye benzer tarife koyma yetkisi verilmesi tartışılıyor.
Öte yandan Macron ve Merz'in mektubunda, ekonomik zorlamalara karşı Avrupa pazarına erişimin derhal kesilmesi dahil sistematik ve kararlı tepkileri hızlı karar alma süreçleriyle yürürlüğe sokabilecek mekanizma talep edilmesi dikkati çekiyor.
Çin'in tepkisi: Ticaret savaşına girmeyelim
Çin, hem AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısı hem de Fransa ve Almanya'nın ortak mektubunda ima edilen tedbirlerin Çin şirketleri açısından haksız rekabet ve sistematik ayrımcılık yaratacağı, taraflar arasında bir ticaret savaşını tetikleyeceği uyarısını yapıyor.
Çin Ticaret Bakanlığı, Sanayi Hızlandırma Yasası hakkında 27 Nisan'da yayımladığı açıklamada, yasa tasarısında bataryalar, elektrikli araçlar, güneş panelleri ve kritik ham maddeleri kapsayan yükselen stratejik sektörlerde kamu ihalelerinde "AB menşeli" ürünlere öncelik tanınması ve teşvik sağlanmasını öngören düzenlemelerin Çin'inkiler dahil yabancı yatırımlar açısından kısıtlayıcı nitelik taşıyacağı, "yatırım engeli" ve "sistematik ayrımcılık" oluşturacağını vurguladı.
Yasa tasarısındaki düzenlemelerin, Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) üye ülkeler arasında ayrımcılığı yasaklayan "en çok kayrılan ülke" ilkesi ile yabancı şirketlerin ulusal pazarda yerli firmalarla eşit koşullarda rekabet etmesini öngören "ulusal muamele" kuralına aykırı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, söz konusu düzenlemelerin DTÖ anlaşmalarındaki hükümleri ihlal edeceğine dikkat çekildi.
Öte yandan Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, 22 Eylül'de Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile yaptığı telefon görüşmesinde, Çin ve AB'nin küreselleşme karşıtı eğilimin güncel etkilerine karşı çok taraflılığı ve serbest ticareti birlikte savunması gerektiğini işaret ederek, "Çin ve AB kapsamlı stratejik ortaktır, bir ticaret savaşına girmemelidir." ifadelerini kullandı.
Çin Ticaret Bakanlığının, Fransa ve Almanya'nın AB Komisyonuna sunduğu mektuba ilişkin yaptığı açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Korumacılık rekabetçiliği güçlendirmez, ekonomik ayrışma ve tedarik zincirlerinin kesilmesi kimsenin çıkarına hizmet etmez. Umarız Fransa ve Almanya, dünyanın büyük ekonomileri olarak açıklık, işbirliği, serbest ticaret ilkelerine ve DTÖ kurallarına bağlı kalır, ekonomik ve ticari meseleleri siyasallaştırarak, güvenlik kavramının sınırlarını aşırı genişleterek AB'yi her aşamada korumacı araçlara başvurmaya teşvik etmez."
AB heyeti, Pekin'de iki gün sürecek istişarelerin ardından gelecek hafta yapılacak AB Konseyi Zirvesi'nde ülke liderlerini bilgilendirecek. Yeni ticari koruma araçlarının, burada varılan uzlaşmaya bağlı olarak aralıkta yürürlüğe konması bekleniyor.
AI outlook — possibilities, not facts
Yeni ticari koruma araçları aralık ayında yürürlüğe konacak
Likely · Within months

AKP Deputy Chairman Fatma Betül Sayan Kaya and her husband İlyas Kaya testified as suspects in the investigation in which the CMB decided to liquidate 131 investment funds. The couple denied the allegations and stated that they returned their earnings to SDIF.
In his speech at the Istanbul Economic Forum, Fed Member Christopher Waller stated that he expects additional interest rate increases due to high inflation in the USA and the labor market remaining solid.

International credit rating agencies and banks made evaluations after the liquidation of 131 investment funds in Türkiye. While Fitch and S&P did not expect a rating impact, Moody's pointed out audit gaps and JPMorgan pointed out the growth risk.
South Korean technology giant Samsung Electronics broke a record by announcing an operating profit of 107.4 trillion won in the third quarter, driven by artificial intelligence investments and memory chip demand.

Contrary to market expectations, Goldman Sachs expects the Central Bank of the Republic of Turkey to cut interest rates at the meeting on October 22, but the institution maintains its cautious stance against early easing.

According to the OECD's 2026 Employment Outlook report, real wages are expected to decrease in Italy, Spain, France and the UK, and to increase in Germany. Geopolitical uncertainties and energy costs affect the markets.