Cardiff'te bir araya gelen bölgesel liderler, Westminster sisteminin artık fayda sağlamadığını belirterek kendi kaderini tayin hakkı için mutabakat zaptı imzaladı.
Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'nın bölgesel başbakanları ile Sinn Fein lideri Mary Lou McDonald, Cardiff'te bir araya gelerek kendi kaderini tayin hakkını vurgulayan tarihi bir mutabakat zaptı imzaladı.
AI-generated summary
Birleşik Krallık'ı oluşturan ülkelerin bölgesel liderleri, Westminster sisteminin işleyişine karşı ortak bir anayasal duruş sergilemektedir.
Cardiff'te bir araya gelen Galler Bölgesel Başbakanı Rhun ap Iorwerth, İskoçya Bölgesel Başbakanı John Swinney, Kuzey İrlanda Bölgesel Başbakanı Michelle O'Neill ve İrlanda milliyetçisi Sinn Fein Genel Başkanı Mary Lou McDonald, yaptıkları görüşmenin ardından basına açıklamalarda bulundu.
Ev sahibi ap Iorwerth, Birleşik Krallık yönetiminin (Westminster), artık Birleşik Krallık'ın tamamının faydasına çalışmadığını söyleyerek, "Galler'in bazı güçlere sahip olması ve eşit muamele görmesi lazım. Bunu hak ediyoruz ve bu nedenle komşularımızla birlikte çalışıyoruz." dedi.
Swinney de açıklamasında, mayısta yapılan ve partisinin İskoçya Parlamentosunun en büyük partisi olduğu seçimlere işaret ederek, "Bu seçim Birleşik Krallık'ta farklı bir durum oluşturdu. Birleşik Krallık'ın anayasa yolculuğunda önemli bir noktayı temsil ediyoruz." diye konuştu.
İlk kez Birleşik Krallık'ı oluşturan 4 ülkeden üçünde kendi kaderini tayin hakkını savunan bölgesel başbakanların görev yaptığına dikkati çeken Swinney, "Bu hak bugünkü görüşmenin temelini oluşturdu, bundan sonrakilerin de temelini oluşturacak. Bu hak, halklarımızın vazgeçilmez hakkıdır." ifadelerini kullandı.
Swinney, üç bölgesel başbakanın ve McDonald'ın imzaladığı mutabakat zaptına işaret ederek, anlaşmanın merkezini de kendi kaderini tayin etme hakkının oluşturduğunu vurguladı.
İrlanda milliyetçisi ve İrlanda Parlamentosu'nun en büyük grubu Sinn Fein'in lideri McDonald da açıklamasında "Bugünkü toplantı ve imzaladığımız mutabakat zaptı tarihi bir belgedir. İrlanda'da yüz yıllar süren işgal, sömürge, kan ve gözyaşını sona erdiren Belfast Anlaşması'nın 30'uncu yılına yaklaşıyoruz. Ülkelerimiz bu sürede çok gelişti. İrlanda birçok konuda imkansızı mümkün hale getirebileceğini gösterdi. Ülkemiz ikiye ayrılmış halde. Referandum hakkımız var. Geleceğimizi belirleme hakkımız var. Hiçbir İngiliz Başbakanın bu hakkın masada olmadığını söylemesine tahammülümüz yok." değerlendirmesini yaptı.
McDonald, İrlanda, Galler ve İskoçya'da gençlerin özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkının tadını aldıklarını belirtirken, O'Neill ise "Büyük bir değişimin zamanında yaşıyoruz ve bu durdurulamaz. Hiçbir İngiliz Başbakan yaşananları durduramaz." dedi.
O'Neill, Westminster sisteminin üç ülke hayrına çalışmadığını belirterek, "Kendi kaderimizi tayin etme hakkımıza ihtiyacımız var." diye konuştu.
"Artan bir kendi kaderini tayin etme isteği var"
Toplantının soru-cevap bölümünde ap Iorwerth, Galler halkının mayıstaki parlamento seçimiyle geleceğiyle ilgili karar verdiğini ifade etti. Bu kararın sadece bağımsızlığı değil toplumun istekleriyle ilgili de olduğunu kaydeden ap Iorwerth, "Galler halkının özgüvenini inşa etmek, değişiklik anahtarının onların elinde olduğunu göstermek önemliydi." dedi.
Doğru anayasal yapıyı kurmak gerektiğini söyleyen ap Iorwerth, "En yakın dostlarımız öncelikle bu adalarda (Büyük Britanya ve İrlanda), sonra da Avrupa'da. Bu adalarda yaşayan insanlarla geleceği inşa etmeliyiz. Aynı düşünen insanlar bir araya geliyor. Sadece anayasa değil, pek çok pratik konuya cevap arıyoruz." ifadelerini kullandı.
Ap Iorwerth, Birleşik Krallık'ın "Büyük bir sıfırlama" yapması gerektiğini vurgulayarak, "Temelden başlayan bir yenilenmeye ihtiyaç var. Bağımsız ülkeler olarak birlikte çalışan ülkeler olmanın çok fazla avantajı var. Bu konu artan şekilde kabul edilir hale geldi. Var olan statüko savunulabilir halde değil." diye konuştu.
İngiltere hükümetinin değişimi ve beklentileri anlaması gerektiğinin altını çizen ap Iorwerth, "Westminster çalışmıyor ancak şimdi bundan sonra ne olacağına dair çalışmamız lazım. Artan bir kendi kaderini tayin etme isteği var. Bu durum, ilişkilerimizin farklılaşmasına yol açacak. İngiltere bize pozitif yaklaşma ya da engeller çıkarma arasında seçim yapacak." değerlendirmesini yaptı.
"İskoç halkı kendi umutlarının ve heveslerinin peşinden gitmek istiyor"
Swinney, İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın "Birleşik Krallık'ın son başbakanı" olacağını savunarak, "İskoçya kendi istediği hükümeti seçti. İskoç halkı Avrupa Birliği'nin (AB) parçası olmak istiyor. Kendi isteği dışında AB'den ayrıldılar. İskoç halkı kendi umutlarının ve heveslerinin peşinden gitmek istiyor." dedi.
Parlamento çoğunluğunu ve hükümet gücünü kullanarak İskoçya'nın bağımsızlığı için yapılacak bir referandumu hayata geçirmek için çalışacaklarını söyleyen Swinney, "Burnham, İskoç halkının kendi geleceğini belirleme hakkına saygı duyduğunu söyledi." ifadelerini kullandı.
McDonald da ABD Başkanı Donald Trump'ın İrlanda'nın birleşmesine verdiği desteğe işaret ederek, "ABD, İsrail'e silah satarak soykırıma destek veriyor. ABD'yi bu pozisyonundan uzaklaşarak İsrail'i dokunulmaz kılmaktan vazgeçmeye çağırıyoruz. İrlanda'nın barış sürecinde uygulanan ABD yaklaşımı Filistin'e uygulansaydı her şey farklı olurdu. ABD'nin temel pozisyonunda değişiklik istiyoruz. Bu durum yaşandıkça İrlandalılar ses çıkarmayı sürdürecek." diye konuştu.
AI outlook — possibilities, not facts
İskoçya hükümeti bağımsızlık referandumu için yasal süreçleri başlatacak.
Likely · Within months
The second of the 'Turkish World Dialogues' panel series organized in member countries before the 13th Summit of the Organization of Turkic States will be held in Baku on September 15. Aiming to strengthen academic and cultural interaction, the panel will discuss common vision and future collaborations.

TGTV Board of Trustees Chairman Bilal Erdoğan made school visits and tradesmen meetings in Diyarbakır. Describing the 'Terror-free Türkiye' process as critical, Erdoğan emphasized that non-governmental organizations should increase their activities in the region.

Following MHP leader Devlet Bahçeli's statements about Öcalan's conditions in İmralı, President Erdoğan's statements in which he firmly rejected the allegations regarding the release of Öcalan before the 2023 elections came to the fore again on social media.

Israeli Prime Minister Netanyahu will meet with opposition leader Lapid to increase the funds allocated to the army. The budget is aimed to be increased to 183 billion shekels due to the financial crisis affecting the Israeli army's operations in Gaza, the West Bank and Lebanon.
The Houthis' capture of Moha, Dhubab and Perim Island in Yemen threatens the Bab al-Mandab Strait, putting global energy routes and the security of Saudi Arabia at risk. This move is considered as part of Iran's regional proxy strategy.
Israeli Prime Minister Netanyahu will discuss the defense budget with opposition leader Lapid in order to provide additional funds to the army. While it is stated that the Israeli army is experiencing a financial crisis, it is aimed to increase the budget to 183 billion shekels.